Ailenin Önemi
Aile bir toplumun en küçük yapıtaşıdır. Aile kişiye sevgiyi, şefkati ve güven ortamını sağlamalıdır. Baba genellikle disiplini ve otoriteyi sağlar anne ise koşulsuz sevgi vermekle görevli duygusal yönüdür. Çocuk ise bunlar karşısında uyumu yakalamaya çalışarak ebeveynlerinden gördüğü davranışları rol model alarak toplumun kendisine karışır ve o toplumun içerisinde bir birey olur. Ailedeki dinamiklerin değişkenlik ve farklılık gösterebileceğini de unutmamak gerekir.
Ailedeki olumsuz hava her bireyi etkiler, iletişimsizlik sorunları paylaşamama problemlerine sebep olur. Sevgi dilini her zaman kullanmamız gerekir çünkü sevgi dili olumsuzluğu, kötülüğü ve çekinceyi ortadan kaldırır. Anne babanın kendi arasındaki ilişkiyi çocuk rol model alır ve bu rol modeller iyi bir örnekse çocuğun ilerde karşındaki kişilere karşı iyi davranış sergilemesi muhtemeldir. Tabi birçok çevresel ve genetik faktörlerin de kişiliğimiz üzerindeki etkisini göz ardı etmemek önemlidir.
Yetişen ve okul çağına gelen çocuk kendisi gibi birçok insanla karşılaşır. Farklı ailelerden gelen farklı düşüncelere sahip hatta farklı dilleri konuşan insanlarla karşılaşır. Kültürel ve toplumsal değer farklılıkları Sosyoekonomik farklılıklar eğitim düzeyleri farklılığı olan karmaşık bir çevre… Bu aile dışından olan diğer insanlarla ilk tanışmadır.
Çevre
Bana arkadaşını göster sana kim olduğunu söyleyeyim.
Arkadaş seçiminde, çocuğun kimlerle arkadaşlık edeceği önemlidir. Her ebeveyn çocuğunun etrafında ahlaklı, efendi, dürüst, saygılı, zararsız insanlar olsun ister ve kendi çocuğunu da öyle görmek ister ama istemekle bu yönde harekete geçmek farklıdır. Her gün her saat çocuğu izlememiz mümkün değil tabii fakat akşam herkes eve geldiğinde her bir aile üyesinin aileye ayıracak en az bir saati olmalıdır. aileyle yapılan bir sabah kahvaltısı, bir akşam yemeği büyük önem taşımaktadır. Roller hatırlatılır sevgi eylem ve söylemleri gerçekleşir ve bu şekilde iletişim güçlenir.
Uyuşturucu Maddenin bulaştığı ailelerde iletişimlerde kopuklukların yaşanması kaçınılmazdır. Yapıcı cümleler yerini yıkıcı cümlelere bırakır. Sosyoekonomik sıkıntılar artış gösterir. Suça meyillik artar ve geri dönülmesi çok zor olan bir süreç başlar.
Şimdi uyuşturucu maddenin kişide ve çevresinde oluşturduğu zararlı etkileri bir tarafa bırakalım ve madde ile nasıl mücadele edilebilir ve nasıl kendimiz, ailemiz ve çevremizden uzak tutabiliriz bu kısma yoğunlaşalım.
Basit Bir Soru
Bugün günün nasıl geçti? Bu basit bir soru da olsa sorulup ve cevabının dinlenilmesi önem arz etmektedir. Öylesine sorulan bir sorunun öylesine bir cevabı olur. Bunun önüne geçmek ve iletişimin kalitesini arttırmak için dinlemek konuşmaktan daha önemlidir. Gerçekten dinlendiğini hisseden kişi bir şeyleri anlatma konusunda çekince yaşamaz ve kendisini değerli hisseder.
Bazen ebeveynlerle konuştuğumda çocuklarından şikayet ettiklerini hep duyuyorum. Özellikle babaların erkek çocuklarını anlatırken ki tavırları ve söylemleri hep daha sert oluyor. Ve ne yapmamız lazım diye sorduklarında ben de karşıya şu soruyu soruyorum: en son çocuğuna ne zaman seni seviyorum dedin? Ne zaman başını okşadın? en son ne zaman sarıldın?
Kısa bir sessizlikten sonra aldığım cevap: “çook uzun zaman önce!” Oluyor. İşte bazı tıkanıkların bazı çözülemeyen, dizginlenemeyen tavırların anahtarı burada saklı. Her baba çocuğunu sever hatta bazı filmlerde gördüğümüz tabloda çocuk uyurken baba yanına gelir ve sessizce başını okşayıp gider. Çocuk bunu bilmez ve hissetmez. Yapılması gereken bu sevginin bilinmesi ve karşıya bunu hissettirebilmektedir. Aynı şey çocuklar için de geçerli yaş fark etmeksizin çocuk kaç yaşında olursa olsun anne babaya karşı sevgisini gösterebilmelidir. Bu sevgi dili hayatta karşılığı olmayan, parayla satın alamayacağın bir değerdir. Çocuk anne babasına sarılıp onları öpebilmeli ve seni çok seviyorum. Diyebilmelidir.
İşte bu sıkı aile bağları bile birçok sorunu ortadan kaldırabilecek güçtedir. Etkili ve doğru iletişim…
Önce kendini sonra çevreni koruyacaksın. Yanlışa yanlış diyebilmeli insan. Madde teklifine karşı kesin ve net bir tavır takınılmalı “Hayır!” diyebilmeli. ‘Hayır aileme söz verdim’ gibi mantıklı bir sebeple reddedebilirsiniz.
Teklifte bulunan kişiden uzaklaşarak tavrınızı net bir şekilde ortaya koyabilirsiniz. Kötü bir şey kötüyse bunun merakı olmamalı. Bir kereden bir şey olmaz düşüncesi kafadan çıkarılmalı ve olumlu alışkanlık sahip arkadaşlarınızla vakit geçirmelisiniz.
Kendinizi kanıtlamak zorunda hissetmeyin. Kullanan veya kullanabilecek kişilerin sizi dışlayabileceği kaygısı ve korkusuyla hareket etmek çok büyük yanlış olur bunun üstesinden gelip maddenin zararlı bir şey olduğunu dile getirmeniz hala kullanmamış ama kullanma düşüncesi olan kişiler için de bir dönüm noktası olacaktır.
Spora, müziğe, farklı bir sanat dalına yönelmek kadar güzel bir deneyim yoktur. Deneyimlemeyi bekleyen bir çok olumlu ve güzel bir şey varken neden en kötüsü en zararlısı olsun ki?
Ali Tuğrul ŞIKTAŞ
Psikolog
UYUŞTURUCU, BİR TOPLUMUN YOK OLUŞU
Uyuşturucu madde kullanımının son yıllarda giderek artması çocuk yaşlı demeden her yaşta insanın bu maddelere kolayca ulaşması toplumun yapısına ciddi zararlar vermektedir. Ortaokul çağındaki bir çocuğun bile bu maddeye ulaşabiliyor olmasında birçok ihmal vardır. Bunların başında ise aile gelir.
Bunlar da ilginizi çekebilir