SÖZER AKYILDIRIM
IĞDIR ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM GÖREVLİSİ
AŞURA; Arapça onuncu gün anlamına gelir. Hicri yılın ilk ayı olan Muharrem ayının onuncu gününe bu ad verilir. Hicretin 61. Yılı Muharremin onuncu günü AŞURA’dır. Hicretin 61.yılı Muharremin onuncu günü (Miladi 18 Ekim 680),İmam Hüseyin , Muaviye oğlu Yezid’in emriyle Kerbela’da Kufe ve Şam Ehlinden büyük bir ordu tarafından ,72 kişiyle birlikte şehit edilmiştir. Ehlibeyt taraftarları bu kara günü unutmayarak her yıl bu yas törenlerini yaparak Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitlerini anarlar. İmam Hüseyin’in katili olan Yezid ve taraftarları AŞURA gününü unutturmak ve o günü bayrama çevirmek için o güne AŞURE günü demişlerdir. Kerbela’nın katilleri Aşura’yı, Aşüreleştirmişlerdir.
Büyük edebiyat tarihçisi ve İslam araştırmacısı Abdülbaki Gölpınarlı’nın “AŞURA GÜNÜ YALANLARI “ veya (Aşura Uydurmaları) olarak nitelendirdiği konu; Hazreti Hüseyin (a.s) ve Ehlibeytin Kerbela’da Şehit edilmesinin, ardından,(Emeviler bu büyük acıyı unutturmak, perdelemek ve o günü adeta bir bayram ve neşe gününe “ çevirmişlerdir)Gölpınarlı bu uydurma hadisler ve rivayetleri bizlere, anlaşılır şekilde anlatmıştır. Şöyle ki;
Gölpınarlı tarihi kaynaklara ve hadis eleştirilerine dayanarak, Aşura günüyle ilgili ortaya atılan birçok anlatının Ehl-i Beyt katilleri (Emevi Zihniyeti) ve onlara yaranmak isteyen tarihçiler tarafından uydurulduğunu savunur.
Gölpınarlı’nın saptamalarına göre “ Aşura Günü Yalanları” olarak nitelendirilen temel iddialar şunlardır:
1-“Her şeyin Bugün Yaratıldığı ve Kurtulduğu “ İddiası (Kozmik Mitler)
Gölpınarlı, Aşura gününe kutsiyet kazandırmak ve Kerbela faciasını gölgelemek için tarihte şu tarz rivayetlerin piyasaya sürüldüğünü belirtir. :
a-Hz. Ademin o gün yaratıldığı veya tövbesinin o gün kabul edildiği
b-Hz. Nuh’un gemisinin o gün Cudi Dağına oturduğu
c-Hz.Yusuf’un kuyudan, Hz.Yunus’un balığın karnından o gün kurtulduğu
d-Göklerin, yerlerin, meleklerin ve Hz. Cebrail’in o gün halk edildiği
e-Hatta Hz. Muhammedin (s.a.v) o gün doğduğu gibi iddialar
Gölpınarlı, büyük muhaddislerin (hadis alimlerinin) eserlerine dayanarak ( örneğin Süyuti’nin El Lelali’l –Masnua veya Aliyyül-Kari’nin Mevzuat-ı Kebir eserleri) bu rivayetlerin tamamının uydurma (mevzu) olduğunu açıkça ifade eder. Bu yalanların, katliamı gerçekleştiren Ümeyyeoğulları (Emeviler) ve taraftarları tarafından “ o günü bir bayram günü kutlamak” amacıyla uydurulduğunu yazar.
2- “Aşura Günü Alışveriş Yapmanın Bereketi “Yalanı
Halk arasında yayılan “Aşura günü evine, çoluk çocuğuna bolca yiyecek-içecek alanın, o yıl boyunca darlık çekemeyeceğine” dair rivayetlerin de uydurma olduğunu belirtir. Gölpınarlı’ya göre amaç; Müslümanların zihnini Kerbela’da aç ve susuz bırakılarak katledilen Ehl-i Beyit’in acısından uzaklaştırıp, evlerine erzak taşıma ve ziyafet çekme telaşına düşürmektir.
3-“O gün Sürme Çekenin Göz Ağrısı Görmeyeceği” Rivayeti
Aşura günü sürme çekmek, süslenmek veya bayramlık kıyafetler giymek gibi adetlerin altındaki rivayetlerin de tamamen hurafe ve uydurma olduğunu söyler. İslam peygamberinin yas tutulması gereken, arşı titreten bir günde süslenmeyi emretmesinin akıl ve mantık dışı olduğunu vurgular.
Abdülbaki Gölpınarlı’ya göre Kerbela,İslam tarihinin en büyük kırılma noktası ve bir adalet-zulüm mücadelesidir.Kerbela’da yaşanan vahşet o kadar büyüktü ki,İslam toplumunun vicdanında derin bir yara açtı.
Katliamı gerçekleştiren siyasi otorite (Yezid ve Emevi) saltanatı, halkın tepkisinden ve Ehl-i Beyt sevgisinin bir isyana dönüşmesinden korktuğu için psikolojik bir harekat yürüttü. Bu harekatın özü şuydu :
“Muharrem 10. Günü o kadar kutsal, o kadar neşeli bir gündür ki, bugün sadece sevinilir, şükredilir ve bayram yapılır. Hazreti Hüseyin’in Şehadeti, harikulade günlerden sadece birine denk gelmiş sıradan bir kader olayıdır” algısını yaratmaktır.
Gölpınarlı, basiretli Müslümanların ve hakkı söyleyen alimlerin bu oyuna gelmemesi gerektiğini , Aşura gününün asıl anlamının EHLİ BEYTİN ONURLU DURUŞUNU ANARAK YAS TUTMAK,ADALETİN YANINDA YER ALMAK VE ZULME KARŞI DURMAK olduğunu savunmuştur.
Abdulbaki Gölpınarlı’nın “Aşura Yalanları” serzenişi, temelsiz bir iddia değildir. Süyuti’nin el –leali’l-Masnua’sı ve Aliyyü’l-Kari’nin Mevzuat-ı Kebir’i gibi sarraf hassasiyetiyle yazılmış eserler incelendiğinde; Kerbela gibi büyük bir trajedin ve Aşura gününün, siyasi iktidarlar tarafından halkı uyutmak, gerçeği çarpıtmak ve kendi zulümlerini meşrulaştırmak için nasıl uydurma hadis furyasına alet edildiği bilimsel olarak ispatlanmış olur.
Abdülbaki Gölpınarlı, Aşura meclislerinde ve ses kayıtlarında İslam’da Yas tutmak yoktur diyenlere şöyle seslenir :
“Ehl-i Beyti sevmeyenler,”İslamda ağlamak yoktur, günahtır, bidattir” diyerek Aşura yasını unutturmak istiyorlar. Bu koca bir yalandır ! Resulullahın ciğer paresi oğlu İbrahim vefat etmişti. Hazreti Resulullah ,İbrahim’i bizzat kendi elleriyle yıkıyor ve mübarek gözlerinden sel gibi gözyaşı döküyordu.Ve o sırada buyuruyordu ki : “ Göz ağlar,kalp hüzünlenir…Biz senin musibetine uğradık ey oğlum İbrahim! Ama Rabbimizin razı olmayacağı hiçbir sözü söyleyemeyiz’ İşte görün, peygamber kendi evladına ağladı.
Gölpınarlı’ya göre peygamberin ağlaması ,bir babanın evladına duyduğu şefkat ve merhametin doğal bir sonucudur.Dolayısıyla sevilen birinin ardından sessizce gözyaşı dökmek ,inanca veya teslimiyete aykırı bir durum değildir. Gölpınarlı, Peygamberimizin oğlu İbrahim’in ölümündeki gözyaşlarını “Aşura günü Hz. Hüseyin için tutulan yasın ve dökülen gözyaşlarının” İslam fıtratına tamamen uygun , meşru ve hatta peygamber sünnetine dayanan bir vefa borcu olduğunun en somut kanıtı olarak aktarmaktadır





