Genel

Washington’da Joe Kent depremi: İran savaşı eleştirisi, istifa mektubu ve FBI soruşturması

ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi’nin (NCTC) eski Direktörü Joe Kent, Trump yönetiminin İran politikasına yönelik sert eleştiriler eşliğinde görevinden ayrıldı. Kent, kamuoyuna yansıyan istifa mektubunda İran’ın ABD için “yakın ve kaçınılmaz bir tehdit” oluşturmadığını savundu; Washington’ın savaşa İsrail’in baskısı ve Amerikan kamuoyundaki savaş yanlısı yönlendirmeler nedeniyle sürüklendiğini ileri sürdü.

Washington Post’a göre Kent mektubunu X hesabından paylaşarak görevden çekildiğini duyurdu.

Kent’in istifası, Trump çevresinde İran savaşı konusunda derinleşen görüş ayrılığını görünür hale getirdi. AP’ye (Associated Press) göre Kent, Tucker Carlson’a verdiği röportajda, İran’a yönelik saldırılar konusunda kuşku duyan bazı üst düzey isimlerin görüşlerinin Başkan Trump’a ulaştırılmadığını da öne sürdü. Kent, karar alma sürecinde “sağlam bir tartışma zemini” oluşmadığını savunurken, Beyaz Saray ve Trump çevresi ise İran’ın tehdit oluşturduğu görüşünü yineledi.
Öte yandan Kent’in istifasının hemen ardından yeni bir tartışma daha patladı. AP’nin aktardığına göre FBI, Kent’in gizli bilgileri uygunsuz şekilde paylaşıp paylaşmadığını araştırıyor. Ancak dosyaya ilişkin en kritik ayrıntı şu: soruşturmanın Kent’in istifasından önce başladığı belirtiliyor. Bu da sürecin doğrudan istifa mektubundaki siyasi eleştirilerin ardından başlatıldığı yönündeki yorumları şimdilik ihtiyatla karşılamayı gerektiriyor.

Kent, istifasından sonraki açıklamalarında İranlı üst düzey isim Ali Larijani’nin öldürülmesini de eleştirdi. Anadolu Ajansı’nın aktardığına göre Kent, Tucker Carlson söyleşisinde Larijani için “müzakere yürüten ve yeniden bir anlaşma zemini arayan” bir isim tanımlaması yaptı; bu suikastın İran’daki daha sert unsurların, özellikle Devrim Muhafızları’nın elini güçlendirebileceğini savundu.

Ali Larijani kimdir?

Ali Larijani, İran siyasetinin uzun yıllardır merkezinde duran, güvenlik bürokrasisi ile siyasi yapı arasında köprü kurabilen en etkili isimlerden biriydi. Reuters’a göre İran-Irak Savaşı döneminde Devrim Muhafızları içinde görev aldı; daha sonra devlet televizyonunun başına geçti, kültür bakanlığı yaptı, parlamentoya girdi ve 2008-2020 arasında Meclis Başkanlığı yürüttü. Aynı zamanda nükleer müzakerelerde İran’ın başlıca muhataplarından biri oldu ve Batılı müzakerecilerle temas kurabilen, rejim içindeki “daha temkinli ve diplomasiye açık” figürlerden biri olarak öne çıktı.

Larijani’yi sıradan bir güvenlik bürokratından ayıran taraf ise akademik arka planıydı. Al Jazeera’nın profil dosyasına göre Şerif Teknoloji Üniversitesi’nde matematik ve bilgisayar bilimi eğitimi aldı; ardından Tahran Üniversitesi’nde Batı felsefesi alanında yüksek lisans ve doktora yaptı. Doktora çalışmasını Immanuel Kant üzerine yazdı. Aynı kaynak, Larijani’nin Kant üzerine kitaplar kaleme aldığını; özellikle siyaset sahnesinde görünür hale gelmeden önce güçlü bir felsefi formasyona sahip olduğunu aktarıyor. Bu yüzden hakkında zaman zaman “filozof-siyasetçi” benzetmesi yapılıyor.