Kendine has aroması, sofralık kalitesi ve büyüklüğüyle nam salan, bölge halkının ise "sarı altın" olarak adlandırdığı Iğdır kayısısı, bu yıl tezgahlarda göz doldursa da üreticisinin yüzünü güldüremedi. Üst üste yaşanan doğal afetler ve katlanan maliyetler nedeniyle Iğdır tarımı, tarihinin en ağır ekonomik krizlerinden biriyle karşı karşıya.
Doğal Afetler "Sarı Altın"ı Dalında Vurdu
Iğdır genelinde bu yıl iklim krizi etkilerini çok sert gösterdi. Nisan ayında yaşanan yıkıcı zirai don, kayısı ağaçlarının tomurcuklanma ve çiçeklenme dönemine denk gelerek üretimi henüz başlamadan baltaladı. Bu felaketin yaraları sarılmaya çalışılırken, Mayıs ayında meydana gelen şiddetli fırtına ve yer yer etkili olan dolu yağışı, ağaçta kalan az sayıdaki meyveyi de yere döktü.
Yaşanan bu meteorolojik darbeler, kent genelindeki kayısı rekoltesinde tarihi bir düşüşe yol açtı. Birçok bahçede %70’lere varan ürün kaybı yaşandığı belirtiliyor.
"Maliyetler Katlandı, Ürün Yok"
Üreticiyi vuran tek darbe iklim şartları olmadı. Rekoltedeki dikey düşüşe rağmen, tarımsal girdi maliyetlerindeki fahiş artışlar çiftçinin belini büktü.
• İşçilik Maliyetleri: Ürün az olduğu için toplama süreci uzuyor, bu da yevmiye maliyetlerini doğrudan artırıyor. günlük işçi ücretleri geçen yıla oranla ciddi bir artış gösterdi.
• Lojistik ve Bakım: Mazot fiyatlarındaki artış nakliyeyi vururken; gübre, ilaçlama ve sulama maliyetleri de üretimi sürdürülemez noktaya getirdi.
Üreticiler dertli: "Eskiden tonlarca ürün aldığımız bahçeden bu yıl sadece birkaç kasa kayısı toplayabildik. Kazandığımız para, bahçeye yaptığımız ilaç ve gübre masrafını, toplayan işçinin yevmiyesini bile karşılamıyor. Sarı altın bu yıl bize sadece zarar getirdi."