Haberler

NİLKA TERE

EKRANLARIN ARDINDA KALAN ÇOCUKLUK

Fark ettiniz mi? Eskiden “eve gel” diye seslendiğimiz çocuklara, şimdi “tableti bırak” diye sesleniyoruz J

Ekranlar artık sadece bir araç değil; çocukluğun neredeyse yaşam alanı hâline gelmiş durumda. Sabah gözünü açar açmaz tablet arayan, yemek yerken video izleyen, elinde ekran olmadan duramayan bir nesil büyüyor. Gözlerinde umut ışığı olması gereken çocuklar, bu kez yüzlerine vuran ekran ışığıyla büyüyor. Bunun sonucunda ise iletişim kurmakta zorlanan, duygularını ifade etmekte güçlük çeken, dışarı çıkmak yerine evde kalmayı tercih eden çocuklar ortaya çıkıyor. Ve en düşündürücü olan şu: Bu durum yavaş yavaş normalleşiyor.

Asıl mesele de tam olarak bu: Normalleşen bir sorun.

Ama tüm suçu çocuklara yüklemek haksızlık olur. Çünkü biz çoğu zaman şunu unutuyoruz: Çocuklar en çok gördüklerini yapar. Bir elimizde telefonla “tableti bırak” dediğimizde, aslında ne söylediğimiz değil, ne yaptığımız örnek oluyor. Artık çocuklarla ya elimizde telefonla ilgilenmeye çalışıyoruz ya da hiç ilgilenmeyip ekranı vererek onları oyalıyoruz. Onlar sessiz kaldıkça biz rahatlıyoruz. Oysa çocuk dediğin oynar, dağıtır, ses çıkarır. Çünkü çocukluk sessiz değil, canlıdır.

Ve belki de en önemli nokta şu: O sessizlik aslında bir uyarıdır. Çocuğun kendi dünyasından uzaklaşmaya başladığının sessiz bir işareti… Peki, ne yapmalıyız?

Öncelikle yasaklamak yerine denge kurmalıyız. Ekranı tamamen hayatımızdan çıkarmak mümkün değil, ama sınırsız bırakmak da doğru değil. Asıl ihtiyaç olan şey; birlikte geçirilen zaman, gerçek ilgi ve temas. Çocuğun elinden tutup dışarı çıkmak, onunla konuşmak, oyun oynamak, gerçekten dinlemek… Çünkü çocuk en çok bakıldığında değil, görüldüğünde büyür.

Unutmayalım: Hiçbir ekran, göz göze kurulan o bağı kuramaz. Ve bugün, ekranları değil; çocukların gözlerinin içini aydınlatma zamanı. Çünkü kaçırılan bir çocukluk, bir daha geri gelmez… Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Okul Öncesi Öğretmenliği Ana Bilim Dalı Topluma Hizmet Dersi kapsamında Songül PEKTAŞ rehberliğinde hazırlanmıştır.