Iğdır Barosu Kadın Hakları Komisyonu adına basın açıklamasını Av. Büşra İleri yaptı. İleri, açıklamasında şunları kaydetti:

“8 Mart; kadınların eşitlik, özgürlük ve insan onuruna yakışır bir yaşam için verdikleri mücadelenin simgesidir. Aynı zamanda dünyanın neresinde olursa olsun kadınların maruz kaldığı şiddete, savaşlara ve insan hakları ihlallerine karşı dayanışmanın da günüdür.

Ne yazık ki günümüzde, dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan savaşlar ve askeri müdahaleler, en ağır bedeli sivillere, özellikle kadınlara ve çocuklara ödetmektedir.

2026 yılı içerisinde İran’da gerçekleşen askeri saldırılar ve çatışmalar sonucunda çok sayıda sivil yaşamını yitirmiş; bu kayıplar arasında kadınlar ve çocuklar da yer almıştır. Hiç şüphesiz savaşlarda ve çatışmalarda en çok zarar görenler, korumasız ve kırılgan grupların başında gelen çocuklar, kadınlar ve sivil insanlardır. Savaş koşullarında dahi bu gruplara yönelik saldırılar, Cenevre Konvansiyonlarına göre savaş suçu olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda İran’a yönelik saldırıda çocukların ve sivillerin hedef alınmasını şiddetle kınıyoruz.

Silahlı çatışma ortamlarında kadınlar yalnızca yaşamlarını kaybetme riskiyle değil; aynı zamanda yerinden edilme, yoksulluk, sağlık hizmetlerine erişememe ve çok yönlü hak ihlalleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Kadınların; barınma, eğitim, sağlık ve güvenliğe erişim hakkının ihlali, çatışma dönemlerinde sistematik olarak artmakta ve uzun vadeli toplumsal travmalara yol açmaktadır. Kadın ve çocukların korunması, yalnızca uluslararası hukukun değil, aynı zamanda insani sorumluluğun da bir gereğidir.

“Türkiye’nin Çatısı” Şapkasını Taktı: Ağrı Dağı’ndan Görsel Şölen!
“Türkiye’nin Çatısı” Şapkasını Taktı: Ağrı Dağı’ndan Görsel Şölen!
İçeriği Görüntüle

Dünyanın bir başka gerçeği ise kadınların yalnızca savaşlarda değil, barış zamanında da yaşam haklarının tehdit altında olmasıdır. Türkiye’de kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri, toplumun en ağır ve en yakıcı sorunlarından biri olmaya devam etmektedir. Kadın örgütleri tarafından yayımlanan raporlara göre 2025 yılında Türkiye’de en az 297 kadın erkekler tarafından öldürülmüş, 94 kadının ölümü ise şüpheli kadın ölümü olarak kayıtlara geçmiştir. Yalnızca bir yıl içerisinde toplam en az 391 kadının yaşamını yitirmiş olması, kadına yönelik şiddetin sistematik ve derin bir toplumsal sorun olduğunu açıkça göstermektedir.

Kadın cinayetlerinin büyük bir kısmının kadınların en yakınındaki erkekler tarafından işlenmesi, kadına yönelik şiddetin toplumsal cinsiyet eşitsizliği, ataerkil yapılar ve cezasızlık algısıyla doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durum, kadına yönelik şiddeti yalnızca bireysel bir suç değil, toplumsal ve yapısal bir sorun olarak değerlendirmeyi zorunlu kılmaktadır.

Ne yazık ki mevcut devlet politikaları, kadına yönelik şiddeti önlemede ve kadınların yaşam hakkını güvence altına almada yetersiz kalmaktadır. 6284 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatın varlığına rağmen uygulamadaki eksiklikler, koruma tedbirlerinin gecikmesi, şiddet gören kadınların güvenli yaşam alanlarına erişimindeki güçlükler, toplumsal farkındalığın yetersizliği ve denetim mekanizmalarının etkin olmaması ciddi bir kamu güvenliği açığı yaratmaktadır.

Kadınların yaşam hakkını korumak, devletin en temel yükümlülüğüdür. Bu nedenle;

Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerini önlemeye yönelik etkili ve bütüncül politikaların hayata geçirilmesi,

Koruma tedbirlerinin hızlı ve etkin biçimde uygulanması,

Barınma, sağlık, eğitim ve sosyal destek hizmetlerinin tüm şiddet mağduru kadınlara eşit biçimde ulaştırılması,

Cezasızlık algısının ortadan kaldırılması için hukuki ve adli mekanizmaların güçlendirilmesi,

Toplumsal farkındalığın artırılması ve önleyici eğitim programlarının yaygınlaştırılması zorunlu ve acil adımlar olarak karşımızda durmaktadır.

Kadınların onurlu, özgür ve güvenli bir yaşam sürdürebilmesi, şiddetten uzak bir hayat kurabilmesi ve toplumsal yaşamın her alanında eşit bireyler olarak var olabilmesi için hukukun üstünlüğüne dayalı, insan haklarını esas alan politikaların uygulanması elzemdir.

Bu vesileyle, İran’da yaşanan saldırılar sonucunda hayatını kaybeden kadınları ve çocukları saygıyla anıyor, Türkiye’de ve dünyanın neresinde olursa olsun kadınların yaşam hakkını hedef alan şiddetin, savaşların ve insan hakları ihlallerinin karşısında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. Kadınların yaşam hakkının güvence altına alındığı, barışın ve adaletin hâkim olduğu bir dünya için mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.” şeklinde konuştu.

826620Ad A26D 45E5 9Fa9 6859036E80Bc

Muhabir: Recep Polat