Teknoloji gelişti, hayat hızlandı, her şey bir tık uzağımıza geldi. Ama sanki kalplerimiz de bir o kadar uzaklaştı. Artık fiziksel ve psikolojik şiddeti, akran zorbalığını, empati eksikliğini neredeyse sıradan haberler gibi okuyoruz. Toplumsal kaygı artıyor, insanlar kendine ve birbirine yabancılaşıyor.

Özellikle sosyal medyada karşımıza çıkan linç kültürü bunun en net örneği. Bir insanı tanımadan, ne yaşadığını bilmeden, tek bir cümlesi üzerinden hüküm verebiliyoruz. Bir yorumla incitebiliyor, bir paylaşımda yok sayabiliyoruz. Oysa anlamak için yavaşlamak gerekir. Dinlemek gerekir. Hissetmeye cesaret etmek gerekir.

Peki tüm bunlarla nasıl başa çıkacağız? Daha fazla kural koyarak mı? Daha sert cezalarla mı?

Belki de asıl eksik olan şey çok daha derinde: Empati.

Empati; sadece “ben ne hissediyorum?” demek değildir. “Karşımdaki şu an ne yaşıyor?” diye sorabilmektir. Bir toplumun ayakta kalmasını sağlayan görünmeyen bağdır. Birliktir, saygıdır, insana insan olduğu için değer verebilmektir.

Empatiyi ne zaman kaybettik? Belki çocukların ekranlarla çok erken tanıştığı günlerde… Belki yüz yüze sohbetlerin yerini kısa mesajların aldığı zamanlarda… Belki de haklı çıkmayı, anlamanın önüne koyduğumuz anlarda…

Zamanla kusur aramak kolaylaştı. Kıyaslamak sıradanlaştı. Yargılamak alışkanlık oldu. Kendimizi ve başkalarını olduğu gibi kabul etmek zorlaştı. Oysa her insanın görünmeyen bir hikâyesi, bilinmeyen bir yükü var. Ama empati tamamen kaybolmadı.
Sadece hatırlanmaya ihtiyaç duyuyor. Onu yeniden güçlendirmek bizim elimizde. Bunun yolu da önce aileden geçiyor. Çünkü çocuk ilk olarak evde görür, evde öğrenir. Eğer evde anlayış varsa, çocuk anlayışlı olur. Eğer evde saygı varsa, çocuk saygıyı içselleştirir. Okul ise bu temelin üzerine yeni değerler inşa eder. Erken yaşta empatiyi öğrenen bir çocuk, büyüdüğünde başkasının kalbini kırmadan konuşmayı da öğrenir. Belki dünyayı bir anda değiştiremeyiz. Ama bir insanı anlayarak bir dünyayı değiştirebiliriz.

Çünkü empati, sadece bir duygu değildir. Bir seçimdir.

Bir anlığına durup, “Ya ben onun yerinde olsaydım?” diyebilme cesaretidir.

Kuyumculardan hırsızlık yapan 2 kişi adliyeye sevk edildi
Kuyumculardan hırsızlık yapan 2 kişi adliyeye sevk edildi
İçeriği Görüntüle

Belki de değişim büyük adımlarla değil, küçük bir farkındalıkla başlar. Belki de toplumsal empatiyi yeniden kazanmak, önce kendi kalbimizin sesini duymakla mümkündür.

Ve belki de bugün, birini yargılamadan önce bir saniye durmak; insanlığımızı hatırlamak için atabileceğimiz en güçlü adımdır.

Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü okul öncesi öğretmenliği ana bilim dalı topluma hizmet dersi kapsamında Songül PEKTAŞ rehberliğinde hazırlanmıştır.

Muhabir: Haber Merkezi