Sözer AKYILDIRIM

Iğdır Üniversitesi, Öğretim Görevlisi

Bir milletin hafızasında yaşayan kahramanlara vefa

Bazı acılar vardır, üzerinden yıllar geçse de dinmez.

Bazı topraklar vardır, üzerinden sınırlar geçse de gönüllerden silinmez.

Ve bazı isimler vardır ki bir milletin hafızasında yalnızca bir şehir, bir bölge ya da bir coğrafya olarak kalmaz; hasretin, gözyaşının, direnişin ve yeniden doğuşun sembolüne dönüşür.

Karabağ işte böyle bir isimdir.

Otuz yılı aşkın bir süre boyunca Karabağ'ın adı, Azerbaycanlı kardeşlerimizin yüreğinde kapanmayan bir yara gibi taşındı.

Evlerinden, köylerinden, şehirlerinden koparılan insanların özlemi...

Hocalı'da hayatını kaybeden masumların acısı...

Geride bırakılan evlerin, mezarların ve hatıraların hüznü...

Bütün bunlar yıllar boyunca bir milletin hafızasında yaşadı.

Biz Türkiye'de bu acıyı uzaktan seyretmedik.

Çünkü Karabağ bizim için uzak bir coğrafya değildi.

Karabağ, kardeşimizin yurduydu.

Bakü'de yükselen bir ağıtın sesi Ankara'da, İstanbul'da, Erzurum'da, Iğdır'da yankılandı.

Hocalı'nın acısı yalnızca Azerbaycan'ın değil, aynı milletin ortak vicdanının acısı oldu.

Çünkü biz iki ayrı millet değiliz.

Biz bir milletiz; iki devletiz.

Aynı dilin, aynı tarihin, aynı kültürün ve aynı medeniyetin evlatlarıyız.

Bu nedenle Azerbaycan'ın acısı Türkiye'nin acısı, Azerbaycan'ın sevinci Türkiye'nin sevincidir.

Azerbaycan, Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından 18 Ekim 1991'de bağımsızlığını yeniden kazandı. Ancak bağımsızlığın ilk yılları ağır şartlar altında geçti. Karabağ savaşı, toprak kayıpları ve yüz binlerce insanın yerinden edilmesi, yeni devletin önündeki en büyük sınavlardan biri oldu.

Karabağ'ın işgali yalnızca toprak kaybı değildi.

Bir milletin evinden, yurdundan ve hatıralarından koparılmasıydı.

Ve Hocalı...

Hocalı, Azerbaycan'ın hafızasında kapanmayan bir yara olarak kaldı.

25-26 Şubat 1992 gecesinde yüzlerce Azerbaycanlı sivil hayatını kaybetti.

Iğdır İl Özel İdaresi’nden Kırsal Ulaşımda Önemli Adım: Tuzluca’da Grup Köy Yolları Yenilendi
Iğdır İl Özel İdaresi’nden Kırsal Ulaşımda Önemli Adım: Tuzluca’da Grup Köy Yolları Yenilendi
İçeriği Görüntüle

O gece yalnızca insanlar öldürülmedi.

Bir şehrin hafızası yaralandı.

Sonra yıllar geçti.

Beş yıl değil.

On yıl değil.

Otuz yılı aşan bir bekleyiş...

Bir nesil büyüdü.

Karabağ'ı görmeden Karabağ sevdalısı oldu.

Ve sonunda 27 Eylül 2020'de 44 günlük Vatan Muharebesi başladı.

Cebrayıl...

Fuzuli...

Zengilan...

Gubadlı...

Ve sonunda Şuşa...

Fakat zaferin bir bedeli vardı.

Şehitler vardı.

Ve bedeninin bir parçasını cephede bırakıp hayata dönen gaziler...

İşte bugün onları hatırlamak için buradayız.

Karabağ'ın otuz yılı aşan acılı hikâyesinde Azerbaycan yalnız değildi.

Türkiye vardı.

Kardeşinin acısını kendi acısı bilen bir Türkiye...

Azerbaycan'ın yanında duran, diplomatik ve siyasi desteğini açıkça ortaya koyan, savunma ve güvenlik alanındaki iş birliğini sürdüren bir Türkiye...

Çünkü kardeşlik, yalnızca iyi günde birlikte sevinmek değildir.

Kardeşlik, zor günde kardeşinin elini bırakmamaktır.

2020 savaşının ardından Bakü'de düzenlenen Zafer Geçidi ve 15 Haziran 2021'de imzalanan Şuşa Beyannamesi, iki ülke arasındaki kardeşlik ve müttefiklik ilişkilerinin önemli sembollerinden oldu.

Ama bütün bunların ötesinde değişmeyen bir gerçek vardı:

İki devlet, tek millet.

Bugün 27 Eylül Anma Günü'nde başımızı öne eğiyoruz.

Çünkü Karabağ'da dalgalanan her bayrağın gölgesinde bir şehidin hatırası vardır.

Şuşa'da dalgalanan bayrağın altında bir şehidin nefesi vardır.

Cebrayıl'da, Fuzuli'de, Zengilan'da, Gubadlı'da yeniden yükselen hayatın içinde şehitlerin yarım kalan hayalleri vardır.

Bu yüzden Karabağ'a bakarken ;

Şehidi görmeliyiz.

Gaziyi görmeliyiz.

Annesini görmeliyiz.

Babasını görmeliyiz.

Eşini ve çocuğunu görmeliyiz.

Çünkü savaş meydanında kaybedilen bir hayat, yalnızca bir askerin hayatı değildir.Bir ailenin bütün ömrünü değiştirir.

Ben bugün Azerbaycan askerine “Azerbaycan askeri” derken içimde başka bir ses duyuyorum:

“Bizim askerimiz...”

Çünkü biz iki devletiz ama bir milletiz.

Bakü'deki bir annenin gözyaşı, Iğdır'daki bir annenin gözyaşından farklı değildir.

Şuşa'daki bir şehidin annesiyle Ankara'daki bir şehit annesinin yüreği aynı acıyla yanar.

Şehitler ay yıldızlı bayraklarımıza sarılır

Bayrakların taşıdığı anlam, aynı milletin ortak tarihine ve kardeşliğine uzanır.

Devletlerimiz iki tanedir; yüreğimiz birdir.

Bugün Karabağ'da yeniden hayat var.

Evler yeniden kuruluyor.

Şehirler yeniden ayağa kalkıyor.

Yıllar sonra insanlar doğdukları topraklara dönüyor.

Vefayı yaşatmak !..

Şehitlerin isimlerini unutmamak...

Gazilerin ellerinden tutmak...

Çocuklarına babalarının nasıl bir kahraman olduğunu anlatmak...

Karabağ'ın tarihini gelecek nesillere aktarmak...

Ve bütün bu acıların ardından barışın kıymetini bilmek...

Asıl görev budur.

Bugün Azerbaycan'ın bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü uğruna hayatını kaybeden bütün şehitleri rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.

Karabağ savaşlarında şehit düşen bütün kahramanların, Polad Haşimov ve silah arkadaşlarının aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.

Gazilerimizin ellerinden öpüyor, onlara sağlık ve uzun ömür diliyorum.

Şehit annelerinin ellerinden...

Şehit babalarının ellerinden...

Şehit eşlerinin ve çocuklarının gözlerinden öpüyorum.

Ve bugün Türkiye'den Azerbaycan'a doğru yüreğimden yükselen tek bir cümle var:

Ruhunuz şad olsun kahramanlar...

Siz toprağa düştünüz.

Ama o topraklarda bir millet yeniden ayağa kalktı.

Siz sustunuz.

Ama bayrağınız konuşmaya devam ediyor.

Siz gittiniz.

Ama adınız Karabağ'ın taşlarına, dağlarına ve gökyüzüne yazıldı.

Karabağ artık yalnızca bir coğrafya değildir.

O, bir milletin sabrının, acısının, mücadelesinin ve şehitlerinin hatırasıdır.

Ve biz o hatırayı unutmayacağız.

Unutturmayacağız.

Çünkü bazı kahramanlar ölmez.

Bazı isimler zamanla silinmez.

Bazı topraklar unutulmaz.

Karabağ'ın şehitleri bizim de şehitlerimizdir.

Gazileri bizim de gazilerimizdir.

Ruhları şad, mekânları cennet olsun.

İki devlet, tek millet...

Acımız bir, sevincimiz bir, tarihimiz bir, kardeşliğimiz birdir.

Karabağ'ın gökyüzünde dalgalanan bayrak, bizim de gönlümüzde dalgalanmaktadır.

Ve o bayrağın gölgesinde yatan bütün kahramanlara...

sonsuz selam olsun.

Muhabir: Haber Merkezi