Savaşın yıktığı şehirler, mayın tehlikesiyle mücadele eden insanlar, şehitlerin hatırası, yıllarca yurdundan uzak kalan aileler ve yeniden inşa edilen bir gelecek… Azerbaycan’da gerçekleştirdiğimiz altı günlük program boyunca Nahçıvan’dan Bakü’ye, Ağdam’dan Hankendi’ye, Şuşa’dan Zengilan ve Fuzuli’ye uzanan yolculuğumuzda Karabağ’ın tarihine, yaşanan acılara ve yeniden yapılanma çalışmalarına yerinde tanıklık ettik.

Bu yolculuk, sıradan bir gezi programının çok ötesinde bir anlam taşıdı. Her şehirde ayrı bir tarih, her sokakta farklı bir hikâye, her ziyarette geçmişten günümüze uzanan derin izlerle karşılaştık. Bir yanda savaşın geride bıraktığı yıkım, diğer yanda yeniden yükselen binalar, açılan yollar, kurulan yeni yerleşimler ve yurduna dönmeyi bekleyen aileler vardı.

Karabağ’da gördüklerimiz bize bir gerçeği bir kez daha hatırlattı: Savaş sona erse bile acılar hemen bitmiyor. Şehirleri yeniden kurmak, toprağı mayınlardan temizlemek, insanları yurtlarına döndürmek ve hayatı yeniden başlatmak, uzun yıllar süren bir mücadele gerektiriyor.

NAHÇIVAN: TARİHÎ MİRAS VE ZENGEZUR KORİDORU’NUN STRATEJİK ÖNEMİ

Programımızın ilk duraklarından biri Nahçıvan oldu. Ordubad’da bulunan Selammelik Tren İstasyonu’nu ziyaret ederek bölgenin ulaşım bağlantıları ve gelecekteki ticaret potansiyeli hakkında bilgi aldık.

Selammelik Tren İstasyonu, Zengezur Ulaşım Koridoru ve bölgesel bağlantılar açısından önem taşıyan noktalardan biri olarak öne çıkıyor. Azerbaycan’ın ana karası ile Nahçıvan arasındaki ulaşımın güçlendirilmesi, Türkiye ile ticaret ve taşımacılık ilişkilerinin geliştirilmesi bakımından stratejik önem taşıyor.

Zengezur Koridoru’na yönelik çalışmaların kara yolu ve demir yolu bağlantıları üzerinden bölgesel ticaretin gelişmesine ve Türk dünyası arasındaki ulaşım ağlarının güçlenmesine katkı sağlaması hedefleniyor.

Nahçıvan’da Han Sarayı’nı, Nuh’un Mezarı’nı ve Mümine Hatun Türbesi’ni de ziyaret ettik. 1186 yılında inşa edilen Mümine Hatun Türbesi, Türk-İslam mimarisinin önemli eserleri arasında yer alıyor. Türbenin çevresindeki koçbaşlı mezar taşları ise eski Türk ve Türkmen mezar geleneklerinin izlerini günümüze taşıyor.

Nahçıvan’da tarihî mirası yakından tanırken bu coğrafyanın Türk dünyası açısından taşıdığı kültürel ve stratejik önemi de gözlemledik.

BAKÜ: DİPLOMASİ, KÜLTÜR VE MODERN ŞEHİRCİLİK

Azerbaycan’ın başkenti Bakü, Hazar Denizi kıyısındaki konumu, tarihî dokusu, modern mimarisi ve ekonomik gelişimiyle dikkat çekiyor.

Program kapsamında Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi SOCAR’ı ziyaret ettik. Ardından Bakü Zafer Müzesi’nde Azerbaycan’ın yakın tarihine, Karabağ mücadelesine ve zaferin toplumsal hafızadaki yerine ilişkin izleri gördük.

Uluslararası İlişkilerin Analizi Merkezi Başkanı Farid Shafiyev ve Başkan Yardımcısı Cavid Valiyev ile gerçekleştirdiğimiz görüşmede Türkiye-Azerbaycan ilişkileri, Türk dünyasının geleceği, Karabağ’daki gelişmeler, Zengezur Koridoru’nun stratejik önemi, bölgesel barış, güvenlik ve uluslararası iş birliği konuları ele alındı.

Nazik ev sahiplikleri ve misafirperverlikleri dolayısıyla kendilerine teşekkür ettik.

Bakü’nün tarihî İçerişehir bölgesini gezdik ve Azerbaycan Ulusal Halı Müzesi’ni ziyaret ettik. Hazar Denizi kıyısında güneşin doğuşunu izleyerek şehrin eşsiz manzarasına tanıklık ettik. Haydar Aliyev Merkezi’nin modern mimarisini de yakından gördük.

Gobustan Millî Parkı, çamur volkanları, Ateşgah Ateş Tapınağı ve Yanar Dağ da programımızın önemli durakları arasındaydı. Gobustan’daki tarih öncesi kaya resimleri insanlık tarihinin eski dönemlerine ışık tutarken çamur volkanları Azerbaycan’ın doğal zenginliklerini ortaya koydu. Ateşgah ve Yanar Dağ ise ülkenin ateş kültürüyle özdeşleşen tarihî ve doğal mirasını gözler önüne serdi.

Bakü’nün Hazar kıyısında başlayan sabahlarımız, şehrin tarihî ve modern yüzünü bir arada görmemizi sağladı. Bir yanda geçmişin izlerini taşıyan sokaklar, diğer yanda çağdaş mimarinin simgeleriyle gelişen bir başkent vardı.

AKŞEHİR VE KARABAĞ ATLARI: TÜRK DÜNYASININ ORTAK DEĞERLERİ

Bakü’de ziyaret ettiğimiz Akşehir ve Karabağ atlarıyla ilgili heykeller, Türk dünyasının ortak tarihini ve kültürel değerlerini hatırlatan simgeler arasında yer alıyor.

Karabağ atlarının asaleti ve zarafeti, bölgenin köklü atçılık geleneğini yansıtırken iki kardeş ülke arasındaki tarihî ve kültürel bağları da hatırlatıyor.

Atın asaleti, Türk dünyasının ortak ruhunu ve kardeşliğini simgeliyor.

AĞDAM: YIKINTILARDAN YENİDEN DOĞAN ŞEHİR

Karabağ yolculuğumuzun en çarpıcı duraklarından biri Ağdam oldu.

Bir zamanlar yaklaşık 158 bin kişinin yaşadığı ve Azerbaycan’ın önemli sanayi ve ekonomik merkezlerinden biri olarak bilinen şehir, savaş ve işgal döneminde ağır yıkıma uğradı. Gördüğümüz kalıntılar, savaşın yalnızca binaları değil, insanların hayatlarını, hatıralarını ve geleceklerini de nasıl etkilediğini gözler önüne seriyordu.

Ağdam’da bir yandan geçmişin izleriyle karşılaşırken diğer yandan yeniden yapılanma çalışmalarını gördük. Yeni konutlar, yollar, ticari alanlar, oteller ve sosyal yaşam alanlarıyla şehir yeniden ayağa kaldırılmaya çalışılıyor.

Şehrin yeniden inşası, yalnızca yeni binalar yapılması anlamına gelmiyor. Yaklaşık 30 yıl boyunca yurdundan uzakta yaşamak zorunda kalan insanların yeniden kendi topraklarında hayat kurabilmesi de bu sürecin en önemli boyutlarından birini oluşturuyor.

Ağdam’da oluşturulan beş konut kompleksi kapsamında, uzun yıllar yerinden edilmiş olarak yaşayan ailelere devlet tarafından ücretsiz evler tahsis edildiği bilgisi paylaşıldı. Yıllarca evinden, mahallesinden ve doğup büyüdüğü topraklardan uzak kalan aileler için bu konutlar, yeni bir hayatın başlangıcını temsil ediyor.

Yeni yerleşim alanlarında konutların yanı sıra yollar, ticari alanlar, çocuk oyun alanları ve sosyal yaşam alanları oluşturuluyor. Otellerin ve iş yerlerinin gelişmesiyle şehirde ekonomik ve sosyal hayatın yeniden canlandırılması hedefleniyor.

Ağdam’da gördüğümüz tablo, bir zamanlar hayatın sürdüğü sokakların nasıl büyük bir yıkıma uğradığını ve aynı topraklarda yeniden yaşam kurmak için nasıl bir mücadele verildiğini açıkça ortaya koyuyordu.

NEMİRLİ KÖYÜNDE MAYIN TEHLİKESİNE YERİNDE TANIKLIK

Ağdam’ın Nemirli köyünde yürütülen mayın temizleme çalışmalarını yerinde gözlemledik. Azerbaycan Mayın Temizleme Ajansı (ANAMA) yetkililerinden çalışmalar hakkında bilgi aldık. Bölgede bulunan mayınları ve patlayıcıları gördük; kontrollü imha anına da tanıklık ettik.

Bu ziyaret, savaşın tehlikesinin silahların susmasıyla sona ermediğini bir kez daha gösterdi. Toprağın altında kalan mayınlar, yıllar sonra bile sivillerin hayatını tehdit ediyor.

Evine dönmek isteyen aileler, tarlasını işlemek isteyen çiftçiler ve sokakta oynamak isteyen çocuklar için bu patlayıcılar ciddi bir risk oluşturuyor. Mayın temizleme çalışmaları; insanların güvenli biçimde evlerine dönebilmesi, tarım alanlarının yeniden kullanılabilmesi ve yeni yerleşimlerin hayata geçirilebilmesi açısından hayati önem taşıyor.

Savaşın en acı gerçeklerinden biri, silahlar sustuktan sonra bile toprağın ölüm tehlikesi taşımaya devam etmesidir.

Ağdam’da gördüğümüz mayınlar, savaşın geride bıraktığı görünmeyen tehlikenin boyutunu ortaya koyuyordu. Bir şehrin yeniden kurulabilmesi için önce toprağının güvenli hâle getirilmesi gerekiyor.

Mayın temizleme çalışmaları yalnızca teknik bir faaliyet değil; aynı zamanda insanların evlerine güvenle dönebilmesi, çocukların güvenli alanlarda büyüyebilmesi ve bölgenin ekonomik hayatının yeniden canlanabilmesi için yürütülen hayati bir mücadeledir.

AĞDAM CAMİSİ VE ŞEHİTLER MEZARLIĞI

Ağdam Camisi, şehrin yaşadığı yıkımın ve yeniden doğuşun simgelerinden biri olarak öne çıkıyor. İşgal döneminde ağır hasar gören cami, restorasyon çalışmalarının ardından yeniden ibadete açıldı. Ezan seslerinin yeniden yükselmesi, tarihî ve dinî mirasın yaşatılması açısından büyük anlam taşıyor.

Ağdam Şehitler Mezarlığı’nda ise Birinci Karabağ Savaşı’nda ve 44 günlük savaşta hayatını kaybeden şehitleri andık.

Mezarlıkta hissedilen duygu, kelimelerle anlatılması zor bir ağırlık taşıyordu. Her mezar taşı, geride kalan ailelerin acısını, yarım kalan hayatları ve bir milletin hafızasına kazınan mücadeleyi hatırlatıyordu.

Ağdam’da bir tarafta savaşın bıraktığı yıkım, diğer tarafta yeniden yükselen yapılar vardı. Ancak bütün bu görüntülerin arasında en önemli gerçek, yıllarca evinden uzak kalan insanların yeniden yuvalarına kavuşma umuduydu.

HANKENDİ: ZAFERİN HAFIZASI VE YENİDEN BAŞLAYAN HAYAT

Hankendi’de gerçekleştirdiğimiz şehir turu, yolculuğumuzun hafızamızda yer eden bölümlerinden biri oldu.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in demir yumruğunu kaldırarak “Hankendi azat!” dediği tarihî anla bağlantılı yerde bulunmak, yakın tarihin önemli bir dönemini yeniden hatırlattı.

Bu noktada fotoğraf çektirirken zaferin anlamını, yıllarca süren hasreti ve Karabağ’da yeniden başlayan hayatı düşündük. O tarihî sözün yankılandığı topraklarda bulunmak, ziyaretimizin en anlamlı anlarından biriydi.

Sabahın erken saatlerinde Hankendi’de güneşin doğuşunu izledik. Şehrin üzerinde yükselen güneş, geçmişte yaşanan acıları ve bugün yeniden kurulan hayatı düşünmemize neden oldu.

Hankendi’de tarihî Ekmek Müzesi’nin kalıntılarını da gördük. Geçmişten kalan bu izler, savaşın ve değişimin sessiz tanıkları gibiydi.

Ziyaretimizin en duygusal anlarından biri, şehirde çocuklarla karşılaşıp fotoğraf çektirmemiz oldu. Bir zamanlar savaşın gölgesinde kalan topraklarda bugün çocukların gülmesi, oynaması ve gelecek hayalleri kurması insanın yüreğine dokunuyordu.

Onların yüzlerine bakarken savaşın ne olduğunu bilmeden büyüyen çocukların barış içinde yaşayabilmesinin ne kadar kıymetli olduğunu düşündük.

Bir şehrin gerçek anlamda yeniden doğması, yalnızca binaların yükselmesiyle değil, sokaklarında çocuk seslerinin yeniden duyulmasıyla mümkündür.

Hankendi’de çekilen bir fotoğraf, yalnızca bir anı olarak kalmıyor; geçmişin acılarıyla geleceğe dair umutları aynı karede buluşturuyordu.

KARABAĞ ÜNİVERSİTESİ: EĞİTİMLE KURULAN GELECEK

Hankendi’de bulunan Karabağ Üniversitesi, bölgenin yeniden yapılanma sürecinde eğitim ve bilim açısından önem taşıyan kurumlardan biri.

Üniversitenin faaliyetleri, gençlerin kendi topraklarında eğitim alabilmesi, akademik çalışmaların geliştirilmesi ve bölgenin bilimsel ve kültürel hayatının canlandırılması bakımından dikkat çekiyor.

Bir bölgenin yeniden ayağa kalkması yalnızca yolların, binaların ve konutların yapılmasıyla mümkün değil. Eğitim kurumlarının gelişmesi, gençlerin geleceğe hazırlanması ve nitelikli insan kaynağının yetişmesi de yeniden yapılanmanın temel unsurları arasında bulunuyor.

Karabağ’da eğitim hayatının yeniden canlanması, bölgenin geleceğine yapılan yatırımların önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor.

HOCALI: TARİHİN UNUTULMAYAN ACI SAYFASI

Karabağ denildiğinde hafızalarda yer eden en acı olaylardan biri Hocalı Katliamı’dır.

26 Şubat 1992’de yaşanan katliam, Azerbaycan tarihinin en acı olaylarından biri olarak hafızalardaki yerini koruyor. Hayatını kaybeden siviller, parçalanan aileler ve geride kalanların taşıdığı acı, savaşın insanlığa ödettiği ağır bedeli ortaya koyuyor.

Hocalı’nın hatırası, yalnızca geçmişte yaşananları anmak değil; hayatını kaybedenleri unutmamak ve gelecek nesillerin barış içinde yaşayabilmesinin önemini kavramaktır.

Karabağ’da gördüğümüz tarihî izler ve savaşın etkileri, geçmişin unutulmaması gerektiğini bir kez daha hatırlattı. Savaşın geride bıraktığı acılar, yalnızca tarih kitaplarında değil, insanların hafızasında ve ailelerin hikâyelerinde yaşamaya devam ediyor.

Hocalı’da yaşananlar, sivillerin savaşlardan en ağır şekilde etkilendiğini gösteren acı örneklerden biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.

ŞUŞA VE CIDIR DÜZÜ: KARABAĞ’IN GURURU

Şuşa, Karabağ’ın tarihî ve kültürel kimliğinde özel bir yere sahip. Şehirde ve Cıdır Düzü’nde bulunmak, yıllarca hasreti çekilen toprakların tarihini ve sembolik önemini yakından hissetmemizi sağladı.

Şuşa’nın tarihî dokusu, kültürel mirası ve doğal manzaraları dikkat çekiyor. Cıdır Düzü ise Karabağ’ın simge noktalarından biri olarak öne çıkıyor.

Bu topraklarda bulunmak, geçmişin mücadelesini, zaferin anlamını ve yeniden kavuşulan vatanın değerini düşündürüyor. Şuşa’da hissettiğimiz duygu, yalnızca bir şehri ziyaret etmenin ötesindeydi. Burası, bir milletin hafızasında yer eden tarihî ve kültürel değerlerin simgesi.

Yıllarca hasreti çekilen Şuşa’da bulunmak, geçmişte yaşananları hatırlarken geleceğe dair umutları da beraberinde getiriyor.

Şuşa’da her taşın, her sokağın ve her manzaranın ayrı bir hikâyesi var. Karabağ’ın her köşesinde olduğu gibi burada da geçmişin izleriyle geleceğe dair umutlar bir arada.

ZENGİLAN AĞALI AKILLI KÖYÜ: YENİDEN KURULAN YAŞAM

Zengilan’daki Ağalı Akıllı Köyü, Karabağ’da yeniden yerleşim ve modern yaşam alanları oluşturulmasına yönelik çalışmaların dikkat çekici örneklerinden biri.

Köy hakkında paylaşılan bilgilere göre yerleşimde yaklaşık 255 konut bulunuyor ve nüfus 1.054 kişi civarında. Köyde dört devlet hizmet binası ve dört ana cadde yer alıyor.

Üç, dört ve beş odalı konutların bulunduğu yerleşimde güneş enerjisi sistemlerinin kullanılması da dikkat çekiyor. Akıllı köy modeli, konutların yanı sıra kamu hizmetleri, altyapı ve sürdürülebilir enerji çözümleriyle yeni bir yaşam düzeni oluşturmayı amaçlıyor.

Ağalı’da gördüğümüz düzenli yerleşim, insanların yıllar sonra kendi topraklarına dönerek hayatlarını yeniden kurabilmesinin somut örneklerinden biri.

Bu tür projeler, geri dönüş sürecinin yalnızca ev yapmaktan ibaret olmadığını; iş, hizmet, enerji ve sosyal yaşam altyapısının da birlikte geliştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Ağalı, modern altyapıyla geleneksel köy yaşamının bir araya getirilmeye çalışıldığı, insanların kendi topraklarında yeni bir başlangıç yapabildiği yerleşimlerden biri olarak dikkat çekiyor.

ULAŞIM PROJELERİ: YOLLAR VE DEMİR YOLLARIYLA YENİDEN BAĞLANAN KARABAĞ

Karabağ’da yeniden yapılanmanın önemli ayaklarından birini ulaşım altyapısı oluşturuyor. Horadiz–Ağbend ve Bərdə–Ağdam demir yolu projeleri, bölgedeki bağlantıların güçlendirilmesi ve ekonomik hayatın canlandırılması bakımından önem taşıyor.

Zafer Yolu ve diğer kara yolu projeleri, yeniden inşa edilen yerleşimlerin birbirine bağlanmasına, ulaşımın kolaylaşmasına ve bölgedeki hizmetlere erişimin geliştirilmesine katkı sağlıyor.

Ulaşım ağlarının gelişmesi, geri dönen ailelerin günlük hayatını kolaylaştırmanın yanı sıra ticaret, turizm, tarım ve diğer ekonomik faaliyetlerin canlanması için de önemli bir temel oluşturuyor.

Yollar, demir yolları ve hava ulaşımı, yeniden kurulan şehirlerin birbirine bağlanması ve Karabağ’ın ekonomik hayata yeniden katılması açısından büyük önem taşıyor.

FUZULİ: KURTULUŞUN VE YENİDEN İNŞANIN SEMBOLÜ

Fuzuli, Karabağ yolculuğumuzun en anlamlı duraklarından biri oldu. Fuzuli Uluslararası Havalimanı’nda bulunmak, bölgenin ulaşım altyapısının yeniden kurulması ve dış bağlantılarının güçlendirilmesi amacıyla yürütülen çalışmaları yakından görme fırsatı sundu.

Fuzuli’nin kurtuluşu, Azerbaycan’ın Karabağ mücadelesinde önemli bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. Bu bölgede yaşanan savaş, ağır kayıplar ve yerinden edilme süreçleri, insanların hafızasında derin izler bıraktı.

Fuzuli’de bulunmak, yalnızca bir havalimanını ziyaret etmek değildi. Burası, yıllarca savaşın gölgesinde kalan bir bölgenin yeniden bağlantılar kurma, ekonomik hayatı canlandırma ve geleceğe hazırlanma çabasını simgeliyor.

Fuzuli Uluslararası Havalimanı ve bölgedeki diğer altyapı çalışmaları, geri dönüşün sürdürülebilir olması ve yeni ekonomik imkânların ortaya çıkması açısından önem taşıyor.

Fuzuli’de yaşananları düşünürken savaşın ağır bedelini ve özgürlüğüne kavuşan topraklarda yeniden hayat kurma çabasını aynı anda hissettik. Bu coğrafyada her yeni yol, her yeni yapı ve yeniden başlayan her hayat, geçmişte yaşananların ardından geleceğe atılan bir adım anlamına geliyor.

ŞEHİT AİLELERİ, GAZİLER VE YERİNDEN EDİLEN İNSANLARIN HİKÂYESİ

Karabağ’da yeniden yapılanmayı anlamak için yalnızca binalara ve yollara bakmak yeterli değil. Bu topraklarda savaşın en ağır yükünü taşıyan insanlar, şehit aileleri, gaziler, savaşta yaralananlar ve uzun yıllar yurtlarından uzak kalan aileler de bu hikâyenin merkezinde yer alıyor.

Yıllarca evinden, köyünden ve şehrinden uzak yaşamak zorunda kalan ailelerin geri dönüşü, yeniden yapılanmanın en önemli insani boyutlarından biri.

Devlet tarafından sağlanan konutlar ve altyapı yatırımları, ailelerin kendi topraklarında yeniden hayat kurabilmesi için önemli bir destek sunuyor. Şehit ailelerine, gazilere ve savaşta zarar gören insanlara yönelik destekler de savaşın toplumsal etkilerinin hafifletilmesi açısından önem taşıyor.

Çünkü savaşın bedeli yalnızca cephede değil, geride kalan ailelerin yaşamında, çocukların hatıralarında ve yıllarca süren hasrette de kendini gösteriyor.

Bir evin yeniden yapılması, bir ailenin yalnızca barınma sorununu çözmek değil, yıllarca yarım kalan hayatını yeniden kurmasına da imkân tanımak anlamına geliyor.

Karabağ’da yeniden inşa edilen her yerleşim, yurduna dönmeyi bekleyen aileler için bir umut taşıyor. Ancak güvenli geri dönüş için mayınların temizlenmesi, altyapının tamamlanması, eğitim ve sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi ve ekonomik imkânların oluşturulması gerekiyor.

KARABAĞ’DA YENİDEN DOĞUŞ: YIKIMIN YERİNİ UMUT ALIYOR

Altı günlük yolculuk boyunca gördüğümüz tablo, birbiriyle iç içe geçmiş iki gerçeği ortaya koydu: Savaşın bıraktığı ağır yıkım ve bu yıkımın ardından hayatı yeniden kurmak için yürütülen çalışmalar.

Ağdam’da boşaltılmış ve zarar görmüş yapıların izlerini, Nemirli’de mayın temizleme faaliyetlerini, şehitliklerde ise geçmişin acısını gördük. Hankendi’de çocukların gülüşlerine, Şuşa’da tarihî mirasa, Ağalı’da modern yerleşim düzenine ve Fuzuli’de yeniden kurulan ulaşım bağlantılarına tanıklık ettik.

Yeni konutlar, yollar, demir yolları, havalimanı, oteller, eğitim kurumları, sosyal alanlar ve kültürel mirasın korunmasına yönelik çalışmalar, bölgenin yeniden ayağa kaldırılması için yürütülen çabanın farklı parçalarını oluşturuyor.

Ancak yeniden yapılanma sürecinin en önemli başlıklarından biri güvenlik. Mayınların temizlenmesi, sivillerin korunması ve geri dönüş alanlarının güvenli hâle getirilmesi, bölgenin geleceği açısından hayati önem taşıyor.

Yıkılmış binaların arasında yürürken savaşın ne kadar büyük bir tahribata yol açtığını, yeni yerleşimlerde ise hayatı yeniden kurma iradesini gördük. Bir tarafta geçmişin izleri, diğer tarafta geleceğe uzanan yollar vardı.

Karabağ’ın yeniden inşası, yalnızca fiziki yapıların yenilenmesi değil, toplumun sosyal, ekonomik ve kültürel hayatının da yeniden canlandırılması anlamına geliyor.

SONUÇ: TARİHİN ACISI, ZAFERİN GURURU VE BARIŞIN UMUDU

Azerbaycan’da geçirdiğimiz altı gün boyunca yalnızca şehirleri gezmedik; bir milletin hafızasında yer eden acıları, mücadelesini ve geleceğe yönelik umutlarını yakından hissettik.

Nahçıvan’da tarihî mirasın ve ulaşım projelerinin önemini gördük. Bakü’de diplomasi, kültür ve modern şehircilik çalışmalarını gözlemledik. Ağdam’da yıkımın ve mayın tehlikesinin boyutlarına, Hankendi’de yeniden başlayan hayata, Şuşa’da tarihî mirasa, Zengilan’da yeni yerleşim modeline ve Fuzuli’de altyapı çalışmalarına yerinde tanıklık ettik.

Iğdır’dan COP31’e: İklim Mücadelesi Yaşadığımız Yerden Başlıyor
Iğdır’dan COP31’e: İklim Mücadelesi Yaşadığımız Yerden Başlıyor
İçeriği Görüntüle

Bu yolculuğun en unutulmaz görüntülerinden biri, savaşın izlerini taşıyan bölgelerde çocukların gülümsemesiydi. Bir zamanlar çatışmaların gölgesinde kalan topraklarda bugün çocukların oynayabilmesi, ailelerin evlerine dönebilmesi ve şehirlerin yeniden hayat bulması, barışın ve güvenliğin ne kadar kıymetli olduğunu gösteriyor.

Karabağ’da gördüğümüz her yapı, her kalıntı, her yeni konut ve her yol bize aynı gerçeği hatırlattı: Bir şehri yeniden inşa etmek zaman alır. Ancak insanlara güvenli bir gelecek sunmak, geçmişin acılarını unutmadan yeni nesillere barış içinde yaşayabilecekleri bir dünya bırakmak çok daha büyük bir sorumluluktur.

Azerbaycan’ın farklı bölgelerinde gerçekleştirdiğimiz bu yolculuk, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik bağlarının ve ortak tarih ile kültürün önemini de bir kez daha hissettirdi.

Karabağ’ın hikâyesi yalnızca savaşın ve zaferin hikâyesi değil; aynı zamanda dönüşün, yeniden yapılanmanın, hatırlamanın ve geleceği kurma mücadelesinin hikâyesidir.

KARABAĞ AZERBAYCAN’DIR!

Gazeteci Özkan Aydın

Muhabir: Haber Merkezi