Sözer AKYILDIRIM
Iğdır Üniversitesi, Öğretim Görevlisi
Bazı insanların ömrü yıllarla ölçülmez…
Onların ömrü; geride bıraktıkları izlerle, yetiştirdikleri insanlarla, savundukları değerlerle, söyledikleri güzel sözlerle ve dokundukları yüreklerle ölçülür.
Serdar Ünsal ağabey de böyle insanlardan biridir.
Bugün onun 70. yaş günü…
1 Ekim 1956’da başlayan bu ömrün takvim yapraklarına sığmayacak kadar güzel bir hikâyesi var.1973 yılında gazeteciliğe adım atan Serdar Ünsal, yarım asrı aşan gazetecilik hayatında yalnızca haber yazmadı.
Iğdır’ın sesini duyurdu.
Iğdır’ın derdini anlattı.
Iğdır’ın sevincini paylaştı.
Iğdır’ın tarihini, kültürünü ve Türk dünyasıyla olan gönül bağını kalemiyle yaşattı.
Onun gazeteciliğinde meslek, hiçbir zaman yalnızca bir ekmek kapısı olmadı.
Gazetecilik, onun için bir dava, bir sorumluluk ve bir gönül meselesiydi.
Vatan sevgisi vardı…
Millet sevgisi vardı…
Türk dünyasına karşı hiç eksilmeyen bir sevdası vardı.
Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesinde, Karabağ’ın acılarında ve zaferinde onun yüreğinin nasıl attığını Iğdır’da hepimiz biliyoruz.
Çünkü Serdar ağabey için Azerbaycan, sınırın öte tarafındaki bir ülke değildi.
Azerbaycan, aynı tarihin, aynı kültürün ve aynı gönül coğrafyasının bir parçasıydı.
Karabağ’ın acısını kendi acısı bildi.
Karabağ’ın sevincini kendi sevinci saydı.
Türk dünyasının meselelerini Iğdır’ın dar sınırlarından çıkarıp daha geniş bir coğrafyaya taşımaya çalıştı.
Ve bugün hâlâ büyük bir hayali var:
Ötüken’e gitmek…
Tanrı Dağları’na ulaşmak…
Ve oradan bütün Türk dünyasına bakarak, yüreğinden gelen o selamı göndermek…
Belki de insanın yaşı ilerledikçe hayallerinin azalması gerekir diye düşünülür.
Oysa Serdar ağabey bize bunun tam tersini gösteriyor.
İnsan yaş aldıkça hayallerini büyütebilir.
Çünkü gönlünde sevda varsa yaş sadece bir rakamdır.
Serdar ağabeyin hayatında bir başka büyük sevda daha var:

Ailesi…
DÖRT kız babası…
Evlatlarına, torunlarına ve ailesine gönülden bağlı bir baba.
Kızı Avukat Selcen’in, babasının 70. yaş günü için hazırladığı hatıra gazetede kaleme aldığı sözler ise aslında Serdar Ünsal’ın nasıl bir baba ve nasıl bir insan olduğunu anlatmaya yetiyor:
“Sevgili babamız, dedemiz…
Yetmiş yıldır kaleminle, sesinle ve yüreğinle bildiğin doğrunun yanında durdun…”
Bu sözler bir evladın babasına duyduğu sevginin çok ötesinde.
Bir hayatın çocuklarının gözünde bıraktığı izin özeti…
Selcen’ın sözlerinde çok güzel bir başka cümle daha var:
“Bizler seninle birlikte sevmeyi, okumayı, öğrenmeyi, merak etmeyi, kendimizi geliştirmeyi, milliyetçiliği ve köklerimizi unutmamayı öğrendik.”
Bir baba için bundan daha güzel bir miras olabilir mi?
Mal mülk geçer…
Para geçer…
Makâm geçer…
Ama bir babanın çocuklarına bıraktığı değerler ömür boyu yaşar.
Serdar Ünsal’ın en büyük miraslarından biri de işte budur.
Fakat Serdar ağabeyin yüreğinde hiç dinmeyen bir başka sızı daha var.
Babaannesinin Revan’dan bin bir çileyle kaçış hikâyesi…
Bir ailenin acısı üzerinden bir milletin hafızasına uzanan o hüzünlü yolculuk…
Belki de onun Türk dünyasına olan bağlılığının altında bu hatıraların da derin izleri vardır.
Çünkü bazı acılar unutulmaz.
Bazı hikâyeler aileden aileye, kuşaktan kuşağa aktarılır.
Ve bazı insanlar o hikâyeleri yalnızca dinlemekle kalmaz; onları yazıyla, sözle ve mücadeleyle geleceğe taşımayı kendilerine görev bilir.
Serdar Ünsal da böyle yaptı.
Bugün 70 yaşında…
Ama ben ona baktığımda 70 yaşında bir gazeteciden çok, yetmiş yıllık bir hayat tecrübesini hâlâ genç bir heyecanla taşıyan bir gönül insanı görüyorum.
Kalemi hâlâ diri…
Sesi hâlâ güçlü…
Yüreği hâlâ genç…
Hayalleri hâlâ büyük…
Ve Türk dünyasına olan sevdası hâlâ ilk günkü kadar canlı.
İyi ki doğdun Serdar Ünsal ağabey…
İyi ki bu şehrin sokaklarından geçtin.
İyi ki Iğdır’ın sesini kaleminle yıllarca dünyaya duyurdun.
İyi ki doğruların yanında durmayı, bildiğini söylemeyi, sevdiğini sahiplenmeyi ve köklerini unutmamayı bize hatırlattın.
70. yaşın kutlu olsun sevgili ağabeyim.
Dilerim bundan sonraki yılların; ailene, kızlarına, torunlarına, dostlarına ve seni seven bütün Iğdırlılara sağlık, huzur ve mutluluk getirsin.
Ve bir gün…
O çok sevdiğin Özlem duyduğun, İrevana. kavuşursun ve hayalin olan Ötüken'e Tanrı Dağları’na uzanan yolda gerçekten yürüyebilesin.
Tanrı Dağları’nın zirvesinden Türk dünyasına baktığında, eminim aklına önce Iğdır gelecek.
Belki de o gün gökyüzüne bakıp şöyle diyeceksin:
“Selam olsun Iğdır’a…
Selam olsun Türk dünyasına…”
Sevgili Serdar ağabey;
Yeni yaşın kutlu olsun.
Iğdır’ın güzel insanlarından biri olarak, seni sevenlerinle birlikte nice sağlıklı, huzurlu ve sevgi dolu yıllara…
Kalemin hiç susmasın.
Sesin hiç kısılmasın.
Yüreğindeki Türk dünyası sevdası hiç eksilmesin.
70’in kutlu, yolun açık, ömrün uzun olsun.
İyi ki doğdun ağabeyim…
İyi ki varsın.





