Bu büyüklük, birçok kamu yatırımının finansmanına kaynak sağlayabilecek stratejik bir milli serveti temsil etmektedir. Lütfen önerimi değerlendiriniz.
TÜRKİYEDE ATIL KAMU VARLIKLARININ EKONOMİYE KAZANDIRILMASI:
“YEDİEMİN DEPOLARINDA BEKLEYEN ARAÇLAR ÜZERİNE MALİ VE EKONOMİK BİR ANALİZ”
Sözer AKYILDIRIM
Iğdır Üniversitesi Öğretim Görevlisi
Bir ülkenin zenginliği yer altı kaynaklarıyla veya yıllık üretimiyle ölçülemez. Aynı zamanda sahip olduğu kamu varlıklarını ne ölçüde etkin kullanıldığıyla da yakından ilişkilidir. Türkiye’de yıllardır yediemin otoparklarında, emniyet birimlerinde, gümrük sahalarında, icra müdürlüklerinde ve diğer kamu depolarında bekletilen motorlu taşıtlar önemli bir milli servet unsurunu oluşturmaktadır. Hukuki süreçlerin uzun sürmesi, mülkiyet ihtilafları ve idari gecikmeler nedeniyle ekonomik değerini giderek kaybeden bu araçlar, yalnızca bireysel mülkiyet açısından değil, kamu maliyesi ve milli ekonomi bakımından da dikkate değer bir kaynak niteliğindedir.
Bu çalışmanın amacı, söz konusu araçların ekonomiye kazandırılmasının kamu maliyesi, milli servet, bütçe dengesi ve ekonomik büyümenin, muhtemel etkilerini analiz etmek ve politika önerilerini geliştirmektir.
Modern kamu maliyesi anlayışında devletin görevi yalnızca vergi toplamak değildir. Devlet aynı zamanda sahip olduğu veya gözetimi altında bulunan ekonomik değerlerin korunmasında ve verimli kullanılmasından sorumludur.
Türkiye’de uzun yıllardır çeşitli nedenlerle kamu depolarında bekleyen motorlu taşıtlar, zaman içerisinde değer kaybetmekte ve kamuya ek maliyet yüklemektedir. Bu durum, ekonomik literatür’de “ölü sermaye” (dead capital) olarak tanımlanan tipik bir örneğidir. Türkiye açısından yediemin depolarındaki araçlar da bu kapsamda değerlendirilmelidir.
YEDİEMİN DEPOLARINDA ÇÜRÜMEYE TERK EDİLEN MİLLİ SERVET!
Milli Servet, doğal kaynaklar, kamu varlıkları, özel sektör varlıkları, altyapılar, ulaşım araçları, üretim tesisleri gibi tüm ekonomik değerlerin toplamıdır. Atıl bırakılan her ekonomik değer zaman içerisinde milli serveti azaltmaktadır. Yediemin depolarında bekletilen araçlar yıllar içerisinde çeşitli nedenlerden dolayı çürümeye terk edilmiştir. Bunun nedenlerini şöyle sıralandırabiliriz: Devam eden mahkemeler, miras davaları, haciz işlemleri, gümrük kaçakçılığı dosyaları, ceza soruşturmaları, sahiplerinin araçları teslim almaması, yüksek otopark ücretleri, bürokratik gecikmeler olarak sıralanabilir.
Kamu yönetimin temel görevlerinden biride mevcut varlıkları etkin biçimde değerlendirmektir. Yediemin depoları, emniyet otoparkları, gümrük sahaları ve benzeri kamu depolarında yıllarca bekleyen araçlar zaman içinde değer kaybederek milli servetin erimesine neden olmaktadır. Bu nedenle, atıl kamu varlıklarının ekonomiye kazandırılması, bütçe açığını tek başına çözecek bir araç olmasa da kamu kaynaklarının daha verimli kullanılmasına ve milli servetin korunmasına katkı sağlayacak önemli bir yapısal reform alanı olarak değerlendirilmedir.
YEDİEMİN DEPOLARINDA BEKLETİLEN ÇÜRÜMEYE TERK EDİLEN ARAÇLAR SATIŞA ÇIKARTILDIĞINDA TÜRKİYE EKONOMİSİNE ŞU KATKILARI SAĞLAYACAKTIR:
Ekonomik açıdan en yüksek katma değer, varlığın en verimli kullanım alanına yönlendirilmesiyle elde edilir. Bu nedenle bu araçları dört gruba ayırarak değerlendirmek daha doğru olacaktır:
a-Ekonomik olarak kullanılabilir araçlar: Açık ihale ile satılarak yeniden trafiğe kazandırılmalıdır.
b-Tamir edilebilir araçlar: Bakım ve onarım sonrası satışa sunulmalıdır.
c-Yedek parça değeri yüksek araçlar: Sökülerek parçaları ekonomiye kazandırmalıdır.
d-Tamamen ekonomik ömrünü tamamlamış araçlar: Hurda olarak demir –çelik geri dönüşümüne gönderilmelidir
Bu yaklaşım hem milli servetin korunmasını sağlar hem de katma değeri en üst düzeye çıkarır.
YEDİEMİN ARAÇLARININ GERİ DÖNÜŞÜM EKONOMİSİNE KATKISI
Türkiye’de yıllardır yediemin depolarında, emniyet otoparklarında ve gümrük sahalarında bekleyen binlerce araç yalnızca bir ulaşım aracı değildir. Her biri; demir, çelik, alüminyum, bakır, plastik, cam, kauçuk ve elektronik bileşenlerden oluşan birer sanayi hammaddesidir. Bu nedenle bu araçlara yalnızca “ ikinci el otomobil” gözüyle bakmak eksik olur.
1-Demir –Çelik Sanayisine Katkı; Bir otomobilin ağırlığının yaklaşık % 60-70i çelikten oluşur. Ekonomik ömrünü tamamlamış araçların geri dönüşüme kazandırılması,demir-çelik sektörünün hurda ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlayabilir.Hurda çeliğin eritilmesi: demir cevheri tüketimini azaltabilir,enerji kullanımını birincil üretime göre düşürebilir,ithal hurda ihtiyacını belirli ölçüde azaltabilir,yerli sanayinin ham madde güvenliğini güçlendirebilir.Türkiye’nin önemli entegre ve elektrikli ark ocaklı demir-çelik tesisleri bu tür geri dönüştürülebilir hurdaları işleyebilecek kapasiteye sahiptir.Ancak bunun ekonomik olup olmayacağı;hurdanın niteliği ayrıştırma maliyetleri ve piyasa koşullarına bağlıdır.
2-Yedek Parça Sektörü; Asıl büyük potansiyel burada bulunmaktadır. Hurda olarak görülen bir araçta bile, motor, şanzıman, kapılar, tamponlar, farlar,Jantlar, diferansiyel, direksiyon sistemi, elektronik kontrol üniteleri, klima sistemleri gibi yüzlerce kullanılabilir parça bulunabilir. Araçların sökülerek satılması, uluslar arası otomotiv geri dönüşüm sektöründe “parçalayarak değerlendirme” modeli yaygın olarak kullanılmaktadır.
3-İhracat Potansiyeli, Özellikle Afrika, Ortadoğu, Orta Asya, Balkanlar, Kafkasya gibi bölgelerde ikinci el otomotiv parçalarına ciddi talep bulunmaktadır. Kullanılabilir parçaların ihraç edilmesi döviz geliri sağlayabilir ve dış ticaret açısından katma değer oluşturabilir.
4-İstihdam Etkisi; Araçların sistemli biçimde ayrıştırılması; oto söküm tesisleri, geri dönüşüm işletmeleri, lojistik firmaları, ekspertiz merkezleri , otomotiv yan sanayisi,elektronik geri dönüşüm tesisleri gibi birçok sektörde yeni istihdam oluşturabilir.Dolayısıyla tek bir araç,yalnızca satış geliri değil,birçok farklı ekonomik faaliyeti de harekete geçiren bir üretim zincirine dönüşebilir.
5-Döngüsel Ekonomi Modeli; Günümüzde gelişmiş ülkeler ”kullan-at” anlayışından uzaklaşarak döngüsel ekonomi modelini benimsemektedir. Bu modelde amaç, bir ürünün ekonomik değerini mümkün olduğunca uzun süre sistem içinde tutmaktır. Yediemin depolarındaki araçlar da bu anlayışla değerlendirildiğinde: Kullanılabilir araçlar yeniden trafiğe kazandırılabilir, onarılabilir olanlar tamir edilerek satılabilir, parça değeri yüksek olanlar sökülerek iç ve dış pazara sunulabilir, kalan metal, plastik, cam, ve elektronik bileşenler ise geri dönüştürülebilir. Böylece tek bir araçtan birden fazla ekonomik değer üretmek mümkün hale gelir.
SONUÇTA; Türkiye’de yediemin depolarında ve diğer kamu depolarında bekleyen araçlar yalnızca satış yoluyla değerlendirilecek mallar değildir. Bunlar çok katmanlı bir ekonomik kaynak olarak ele alınmalıdır. Doğru bir sınıflandırma ve yönetim modeli ile aynı araç, kamuya gelir sağlayabilir, ikinci el piyasasına arz oluşturabilir, otomotiv yan sanayisini besleyebilir, demir çelik sektörüne hammadde sağlayabilir, geri dönüşüm sanayisini güçlendirebilir, yedek parça ihracatıyla döviz kazandırabilir, yeni istihdam alanları oluşturabilir.
Sayın Bakanım; Türkiye’de yıllardır yediemin otoparklarında bekleyen ve ekonomik değerini kaybetmeye başlayan araçların etkin bir tasfiye sistemiyle ekonomiye kazandırılması, yalnızca araç satışlarından yaklaşık 4-5 milyar dolar, dolaylı ekonomik etkiler ve vergi gelirleriyle birlikte ise 8-10 milyar doları bulan bir ekonomik potansiyel oluşturabilir. Bu büyüklük, birçok kamu yatırımının finansmanına kaynak sağlayabilecek stratejik bir milli serveti temsil etmektedir. Lütfen önerimi değerlendiriniz.



