Rami Kütüphanesi'nde gerçekleştirilen söyleşide 'Terörsüz Türkiye' hedefi ele alındı. Söyleşide; terörün sona ermesiyle güçlenecek huzur ve güven ortamı, ülke kaynaklarının kalkınmaya yönlendirilmesi, gençlerin geleceği ve toplumsal birlik konuşuldu. Programda geçmişte yaşanan insani ve ekonomik kayıplar da farklı yönleriyle değerlendirildi.

Rami Kütüphanesi'nde gerçekleştirilen söyleşide, Türkiye'nin uzun yıllardır mücadele ettiği terörün insani, toplumsal ve ekonomik etkilerinin yanı sıra terörün sona ermesiyle ülkenin ve toplumun elde edeceği kazanımlar ele alındı. 'Yüzleşerek Barışmak' kitabının yazarı araştırmacı-yazar Aytekin Yılmaz'ın konuşmacı olarak katıldığı programın moderatörlüğünü hukukçu ve sosyolog Murat Atım ile eğitimci-yazar Çetin Deniz üstlendi. Programda; yeni can kayıplarının önüne geçilmesi, gençlerin şiddetten uzak tutulması, toplumsal huzur ve güvenin güçlenmesi ile terörle mücadeleye ayrılan kaynakların eğitim, sağlık, üretim, teknoloji, yatırım ve istihdama yönlendirilmesi üzerinde duruldu.

'Şiddet bir hak arama yöntemi olmamalıdır'

Gençlik yıllarında terör örgütüne katıldığını ve örgüt üyeliği nedeniyle yaklaşık 10 yıl cezaevinde kaldığını söyleyen Aytekin Yılmaz, cezaevi yıllarında yaşadıkları ve yaptığı okumalarla birlikte örgütü ve şiddeti sorgulamaya başladığını anlattı. Örgüt içerisinde bulunduğu döneme ilişkin özeleştirilerde bulunan Yılmaz, sonraki yıllarda örgüt içi şiddet, geçmişle yüzleşme ve toplumsal barış üzerine çalışmalar kaleme aldığını ifade etti.

Geçmişte yapılan yanlışlarla yüzleşmenin aynı hataların yeniden yaşanmaması açısından önemli olduğunu vurgulayan Yılmaz, 'Şiddet bir hak arama yöntemi olmamalıdır. Bir insan şiddet karşıtı olmadan hiçbir şey olmamalıdır' dedi.

Demokratik temsil ve güvenlik kapasitesine dikkat çekti

Türkiye'nin geçmişten bugüne geçirdiği değişimi değerlendiren Yılmaz, demokratikleşme yönünde atılan adımlar ve farklı siyasi görüşlerin TBMM çatısı altında temsil edilmesinin sorunların şiddet yerine siyaset yoluyla konuşulabilmesi açısından önemli olduğunu ifade etti. Yılmaz ayrıca Türk Silahlı Kuvvetlerinin teknolojik imkanları ve güvenlik kapasitesindeki gelişmelerin terör örgütünün hareket alanını daralttığını; gelinen aşamada örgütün silah bırakmaya yönelmesinde bu şartların da etkili olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Gençlere de seslenen Yılmaz, düşünceleri ne olursa olsun yasa dışı yapılardan uzak durmaları ve taleplerini meşru zeminlerde dile getirmeleri gerektiğini vurguladı.

Teröre ayrılan kaynakların kalkınmaya yönlendirilmesi

Programda üzerinde durulan bir diğer başlık, terörün Türkiye'ye ekonomik maliyeti ve terörün sona ermesiyle ortaya çıkacak ekonomik imkanlar oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bölücü terörün Türkiye'ye yaklaşık 2 trilyon dolarlık maliyet oluşturduğuna ilişkin daha önce yaptığı açıklama hatırlatıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz konusu kaynağın okul, hastane, yol ve fabrika yatırımlarının yanı sıra toplumun farklı kesimlerine sağlanacak destekler için kullanılabilecek büyüklükte olduğuna dikkat çekmişti. Eğitimci-yazar Çetin Deniz de bu noktaya dikkat çekerek, 'Terörle mücadeleye ayrılan devasa bütçe ve kaynaklar eğitim, sağlık, altyapı, teknoloji ve üretim gibi ülkenin kalkınma alanlarına yönlendirilecektir' dedi.

Deniz, huzur ve güven ortamının güçlenmesinin yatırım ve istihdam açısından yeni imkanlar oluşturabileceğini; sanayi, tarım, üretim ve turizm potansiyelinin daha güçlü şekilde değerlendirilebileceğini ifade etti.

Şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetleri vurgulandı

Programda, sürecin toplumun hiçbir kesimini incitmeden, sağduyu ve diyalog içerisinde ele alınmasının toplumsal huzuru güçlendireceği, birlik ve beraberliğin daha da pekişmesine katkı sağlayacağı vurgulandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın süreç boyunca şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetlerinin gözetilmesine verdiği önem de gündeme geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, sürecin hiçbir aşamasında şehitlerin aziz hatırasını incitecek, şehit aileleri ile gazileri üzecek herhangi bir adıma izin verilmeyeceği yönündeki açıklamalarına dikkat çekildi. Sürecin şeffaflık içerisinde, toplumun hassasiyetleri gözetilerek ve farklı kesimlerin görüşleri dikkate alınarak yürütülmesinin toplumsal birlik açısından taşıdığı önem ifade edildi.

Toplumsal huzur için güven ve diyalog

Okulun bahçesindeki Atatürk büstünü söken şahıs yakalandı
Okulun bahçesindeki Atatürk büstünü söken şahıs yakalandı
İçeriği Görüntüle

Hukukçu ve sosyolog Murat Atım ise uzun yıllar devam eden çatışmalı süreçlerin toplum üzerinde bıraktığı etkilerin aşılmasında farklı görüşlerin birbirini dinleyebilmesinin önemine dikkat çekti. Atım, programın yaklaşımını 'Yankı odasının dışında farklı bir ses dinleyelim istedik' sözleriyle anlattı.

Toplumsal barışın yalnızca farklı kesimlerin bir araya gelmesiyle sağlanamayacağını belirten Atım, 'Her temas barış üretmez. Güvenin olmadığı yerde bir barış olmaz. Adalet duygusu nirengi noktası olmalı' ifadelerini kullandı. Programın soru-cevap bölümünde geçmişte yaşanan acılar, toplumsal yüzleşme, gençlerin şiddetten uzak tutulması ve farklı düşüncelerin meşru zeminde konuşulması ele alındı.

(RU-

Kaynak: İHA