Murat Yikit, Kürtçe Türkçe açıklamasında şu görüşlere yer verdi: "
21. yüzyılı yaşadığımız bir dünyada insanların anadillerinde eğitim
görmelerinin, okullarda eğitim almalarının yasak olduğunu, bu basın
açıklamasını dahi Siyasi Partiler Yasasındaki mevcut anti demokratik
maddeler sebebi ile Kürtçe yapamadığımız ve böyle bir yasağı protesto
etmeyi kamuoyunun taktirine bırakmak ile birlikte, Avrupa Birliği''ne
üye olmaya soyunan Türkiye''de ilginç gelişmeler yaşanıyor. İç ve dış
kamuoyunun beklentisi, her alanda olduğu gibi dil ve kültürel haklar
bakımından da yeni adımların atılması iken pratikte tam tersi bir durum
yaşanıyor. Kürt halkına yönelik kültür ve dil asimilasyonu
çalışmalarında ise belirgin bir hızlanma var. Oysa ki, Avrupa Birliği
Katılım Ortaklığı Belgesi''nde orta vadede, kültürel haklar "Kültürel
çeşitliliğin sağlanması ve kökenlerine bakılmaksızın tüm vatandaşların
kültürel haklarının güvence altına alınması. Bu hakların kullanılmasını
engelleyen her türlü yasal hüküm-eğitim alanındakiler de dahil olmak
üzerekaldırılmalıdır." şeklinde yer almaktadır. Ülkemizde ise Milli
Eğitim Bakanlığı buna aykırı olarak Kürt illerindeki bir çok okulda,
bazı dersleri kaldırıp onun yerine Türkçe ders saatlerini kat be kat
arttırmıştır. Okul öncesi yaşlardaki çocuklara Kürtçeyi unutturma ve
onun yerine Türkçe öğretme yönündeki çabalar bakımından da durum yine
aynıdır. Amaç, Türkiye''nin AB''ye üyeliği kabul edilene kadar, Kürt
diline son darbeyi vurarak onu toplumsal yaşamdan tümüyle silmektir.
Dünyada, sosyal hukuk devleti iddiası ile yönetilen ve Anayasa, uluslar
arası hukuk ve sözleşmeler ile güvence altına alınan anadilde eğitim
hakkının sadece bir kesim için uygulanmasının kabulü mümkün değildir.
Kürtler diğer halklar gibi vatandaşlık görevlerini yerine
getirmektedirler. Ancak sadece Türk halkının hakları vardır. Çok
kültürlülük ve çok dillilik modern çağın en önemli unsurlarından
biridir. Asimilasyon ise çağın insanlık suçudur. Ancak Türkiye''de halen
asimile ve inkarda ısrar edilmektedir. Bu köhne zihniyetten
vazgeçilmelidir. Türkiye bir yandan dünyanın her yanımdaki uluslar,
azınlıklar vb. için özellikle çeşitli ülkelerdeki Türk azınlıklar için
anadilde eğitim hakkının en hararetli savunucusu kesilirken, diğer
yandan Türkiye''deki Kürtler''e bu hakkı tanımamak ve kullandırmamak için
hararetli bir direniş içine girmektedir. Sistemin çifte standardına en
çarpıcı örneklerden biri, Kürt halkının haklarına ilişkin olanlardır.
Ergenekon davası ile ayyuka çıkan, sistemin geçmişten beri Kürt
sorununun çözümü için hangi araçları kullandığıdır. Bugün ise partimiz
hakkında devam eden kapatma davasında aynı zihniyet kendisini
dayatmaktadır.İşte bu zihniyet Kürt kültürünün ve dilinin yaşatılmasını
ve geliştirilmesini hazmedemeyen gerçektir.
Bütün bunlar için sorunların demokratik bir tarzda çözülmesi için
en iyi model demokratik özgür bir cumhuriyet sistemidir. Devlet, Kürt
dilini resmi dil olarak kabullenmeli ve Kürt dilinin geliştirilmesi
önündeki tüm hukuki engelleri kaldırmalı ve anayasal güvence altına
almalıdır. Kürt dili ana okullardan başlayarak üniversite- lere kadar
eğitim dili olmalıdır. Devlet, Kürt kültür ve dili üzerinde bugüne
kadar yaptığı asimilasyon ve tahribat politikalarından dolayı pozitif
ayrımcılık yapmalıdır. Kürt yerleşim yerlerin asıl isimleri geri
verilmeli ve resmi olarak da bu isimler kullanılmalıdır. Kürtçe yapılan
ibadet lerin önündeki engeller kaldırılmalıdır.''
Basın açıklamasına bir gurup vatandaş ve birkaç ilk öğretim okulu,
ana okulu ve lise öğrencilerinin katıldıkları görüldü. Kalabalık daha
sonra sesizce dağıldı.
Kaynak: Haber Merkezi