“Türk dünyasının aile fotoğrafında ayrılığa, gayrılığa, ihtilafa yer yoktur. Hepimiz biriz, beraberiz, ezelden ebede kadar inşallah kardeşiz.”

Bazı dostluklar vardır, zamana ihtiyaç duymaz; çünkü geçmişten geleceğe uzanan kökleri vardır. Bazı kardeşlikler vardır, diplomatik protokollere sığmaz; çünkü bir milletin ortak hafızasında, dilinde, türküsünde ve yüreğinde yaşar.

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik tam da böyledir.

Bu ilişkiyi yalnızca iki devlet arasındaki siyasi yakınlık olarak görmek, tarihimize, kültürümüze ve ortak değerlerimize haksızlık olur. Türkiye ile Azerbaycan, aynı tarihî köklerden beslenen, sevinciyle sevinen, acısıyla hüzünlenen, zor zamanlarda birbirine omuz veren iki kardeş ülkedir.

Nitekim Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın son günlerde verdiği mesajlar, bu kardeşliğin yalnızca geçmişin hatıralarından ibaret olmadığını, bugünün diplomatik ilişkilerinde ve geleceğe yönelik ortak iradede de yaşadığını bir kez daha göstermiştir.

Dc5957B4 7C5D 443F 8Fd6 41C1Dca19Cd4

Türk dünyasının aile fotoğrafında ayrılığa yer yok!

30 Ekim 2026 tarihinde Ankara'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı 13. Zirvesi, Türk dünyasının ortak geleceği açısından önemli bir buluşmaydı.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın zirvede yaptığı konuşmada kullandığı şu ifadeler, üzerinde özellikle düşünülmesi gereken tarihî bir mesajdı:

“Türk dünyasının aile fotoğrafında ayrılığa, gayrılığa, ihtilafa yer yoktur. Hepimiz biriz, beraberiz, ezelden ebede kadar inşallah kardeşiz.”

Bu sözler, yalnızca bir zirve konuşmasının cümleleri değildir. Ortak tarihimize, müşterek kültürümüze ve geleceğimize yönelik bir birlik çağrısıdır.

Cumhurbaşkanımız, Azerbaycan'ın Türk Devletleri Teşkilatı dönem başkanlığı süresince gösterdiği gayretleri de takdir ederek dönem başkanlığının Türkiye'ye devredildiğini ifade etti. Azerbaycan'ın Ermenistan ile yürüttüğü temasları desteklediklerini ve bölgede kalıcı barış için katkı sunmaya devam edeceklerini belirtti.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev'in zirveye katılamaması ve ülkesini Dışişleri Bakanı Sayın Ceyhun Bayramov'un temsil etmesi, elbette kamuoyunda çeşitli değerlendirmelere konu oldu. Ancak devletler arasında zaman zaman farklı görüşlerin bulunması, tarihî kardeşliğin ve stratejik ortaklığın yok sayılması anlamına gelmez.

Tam da böyle zamanlarda diplomasiye, sağduyuya ve karşılıklı saygıya daha fazla ihtiyaç vardır.

Cumhurbaşkanımızın zirve kapsamında Sayın Ceyhun Bayramov'u Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kabul etmesi de bu temasların önemini ortaya koymuştur. Bir Azerbaycan temsilcisine gösterilen yakınlık ve diplomatik nezaket, iki ülkenin ilişkilerinde diyaloğun ve kardeşlik hukukunun önemini hatırlatmaktadır.

Bedb1Bb7 7Ec6 4B6C B90E E9Cf5730B424

Azerbaycan semalarında yükselen kardeşlik selamı

Gelelim 2 Kasım 2026 tarihine…

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Güney Kore'ye gerçekleştirdiği resmî ziyaret için uçakla seyahat ederken Azerbaycan hava sahasına girdiğinde, Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev'e ve Azerbaycan halkına özel bir mesaj gönderdi.

Uçağın pilotu aracılığıyla hava trafik kontrol görevlisine iletilen mesaj, Azerbaycan semalarında yankılanan sıcak bir kardeşlik selamına dönüştü.

Cumhurbaşkanımız mesajına “Ekselansları, kıymetli kardeşim” hitabıyla başladı. Şahsı ve heyeti adına Azerbaycan halkına en içten selamlarını iletti. Yaklaşan 8 Kasım Zafer Günü dolayısıyla İlham Aliyev'i ve Azerbaycan halkını yürekten kutladı.

Karabağ Zaferi Ve Har-ı Bülbül Konulu Yarışma Sonuçlandı
Karabağ Zaferi Ve Har-ı Bülbül Konulu Yarışma Sonuçlandı
İçeriği Görüntüle

Ayrıca iki ülke arasındaki müttefiklik ilişkilerinin ve iş birliğinin güçlenerek devam edeceğine olan inancını ifade ederek Azerbaycan'a kalıcı barış, huzur ve refah diledi.

Şimdi bir düşünelim…

Bir devlet başkanı, binlerce kilometrelik resmî bir yolculuk sırasında kardeş ülkenin semalarından geçerken o ülkenin insanlarını hatırlıyor, onların millî bayramını kutluyor ve Cumhurbaşkanına kardeşçe selam gönderiyor.

Bu, yalnızca bir telsiz anonsu değildir. Bu, iki ülke arasındaki gönül bağının sembolik ama güçlü bir ifadesidir.

Bazen bir cümle, uzun diplomatik görüşmelerden daha fazla şey anlatır. Bazen gökyüzünden gönderilen bir selam, yeryüzündeki milyonlarca insanın yüreğine ulaşır.

Türkiye'den Azerbaycan'a gönderilen bu selamın anlamı da işte budur.

Kardeşlik hukukuna gölge düşürmek isteyenlere…

Burada bir başka konuya da değinmek gerekiyor.

Son dönemde Türkiye'deki bazı basın-yayın organlarında ve sosyal medya platformlarında Türkiye-Azerbaycan ilişkileri üzerinden yürütülen tartışmalar, zaman zaman sağduyu sınırlarını aşan bir noktaya taşınmaktadır.

Elbette Türkiye'de de Azerbaycan'da da her türlü kamu politikasını eleştirmek, farklı görüşleri dile getirmek ve düşünce özgürlüğü çerçevesinde tartışmak mümkündür.

Ancak eleştiri başka, hakaret başka; haber başka, dezenformasyon başkadır.

Özellikle kimler tarafından yönetildiği, hangi amaçlara hizmet ettiği ve hangi kaynaklardan beslendiği bilinmeyen anonim sosyal medya hesaplarının, provokatif paylaşımların ve bazı yayın mecralarının iki ülkenin ilişkilerine zarar verebilecek bir dil kullanması kabul edilebilir değildir.

Bir fotoğrafı bağlamından koparmak, bir diplomatik görüş ayrılığını düşmanlık gibi sunmak, iki ülkenin liderleri arasında güvensizlik varmış izlenimi oluşturmak ve kamuoyunu doğrulanmamış iddialarla yönlendirmek gazetecilik değildir.

Böyle bir yaklaşım ne Türkiye'ye ne Azerbaycan'a ne de Türk dünyasının ortak geleceğine hizmet eder.

Üstelik Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi de 9 Ekim 2026 tarihli açıklamasında, bazı uluslararası basın-yayın organlarında ve sosyal medya hesaplarında Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini hedef alan maksatlı içeriklere dikkat çekmiş, kamuoyunu resmî açıklamaları esas almaya davet etmiştir.

Bu uyarı, meselenin yalnızca bir sosyal medya tartışması olmadığını, bilgi kirliliğinin devletler arasındaki güven ilişkilerini de etkileyebileceğini göstermektedir.

Buradan açıkça ifade etmek isterim:

Türkiye ile Azerbaycan'ın kardeşliğine, iki ülkenin millî iradesine ve liderlerine hakaret ederek dil uzatmak hiç kimsenin haddi değildir!

Hakaret, iftira, kasıtlı çarpıtma ve iki halkı birbirine düşürmeye yönelik provokasyonların düşünce özgürlüğü adı altında meşrulaştırılması mümkün değildir.

İki ülkenin liderleri, kendi halklarının iradesiyle görev yapan devlet başkanlarıdır. Onlara yönelik her değerlendirme, devletlerin egemenliğine ve halkların karşılıklı saygısına gösterilen özenle yapılmalıdır.

Kimsenin Türkiye ile Azerbaycan arasına nifak tohumu ekmeye, iki kardeş halkın arasına duvar örmeye hakkı yoktur.

Aynı kökten, aynı gönülden, aynı geleceğe…

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin zaman zaman farklı görüşler ve diplomatik meselelerle sınanması mümkündür. Önemli olan, bu meselelerin karşılıklı saygı, diyalog ve devlet aklıyla çözüme kavuşturulmasıdır.

Çünkü iki ülkenin ortak çıkarları, günlük tartışmalardan çok daha büyüktür.

Karabağ'ın yeniden imarında Türk firmalarının üstlendiği görevler, enerji ve ulaştırma alanındaki ortak projeler, Zengezur koridoru, Orta Koridor ve Türk dünyasının ekonomik bütünleşmesine yönelik çalışmalar, bu kardeşliğin yalnızca sözde kalmadığının göstergeleridir.

Atatürk'ün 1921 yılında ortaya koyduğu kardeşlik anlayışı, Haydar Aliyev'in hafızalara kazıdığı “Bir millet, iki devlet” sözü ve bugün iki ülke arasında sürdürülen üst düzey temaslar, aynı tarihî bağın farklı dönemlerdeki yansımalarıdır.

Bizlere düşen görev, bu mirası tartışmalarla yıpratmak değil; eğitimle, bilimle, kültürle, ticaretle, karşılıklı güvenle ve dayanışmayla daha da güçlendirmektir.

Unutmayalım: Türkiye'nin Azerbaycan'la kardeşliği, Azerbaycan'ın da Türkiye'yle kardeşliği bir günlük siyasi gündemin konusu değildir. Bu bağ, nesillerin birbirine bıraktığı tarihî ve kültürel bir emanettir.

Ve o emanet, kişisel tartışmalardan, sosyal medya gürültüsünden ve geçici siyasi gerilimlerden çok daha değerlidir.

Türkiye ile Azerbaycan'ın arasına kimse giremez. Çünkü bu kardeşlik, iki milletin ortak tarihinin, ortak hafızasının ve ortak geleceğinin eseridir.

Karabağ'da zafer, Azerbaycan'da yeniden doğuş, Türkiye'yle ebedî kardeşlik…

İki devlet, tek millet; aynı kökten, aynı gönülden, aynı geleceğe!

Muhabir: Haber Merkezi