Ne yazık ki, günlük pratiğimizde tedavisi gecikmiş ya da uygun şekilde yapılmamış travma vakalarıyla da sık karşılaşıyoruz. Kırık oluştuktan 20–25 gün sonra, hatta bazı durumlarda üç ay sonra başvuran ve cerrahi tedavi gerektiren hastalarımız olabiliyor.
Bu gecikmelerin başlıca nedenleri şunlardır:
1. Yaralanmanın yetkili olmayan kişiler tarafından tedavi edilmeye çalışılması,
2. Hastaneye geç başvurulması,
3. Doktor tarafından önerilen tedavi veya ameliyatın zamanında kabul edilmemesi,
4. Farklı görüş alma amacıyla hastane hastane, şehir şehir dolaşılması sonucu oluşan kafa karışıklığı.
Tedavinin gecikmesi, iyileşme sürecini uzatabilir; bazı hastalarda ise olması gereken fonksiyonel sonuca ulaşmayı zorlaştırabilir. Özellikle kırıklar, oluştukları andan itibaren iyileşme sürecine girer. Çocuklarda bu süreç çok daha hızlı ilerlediği için kırık ve çıkıkların kısa sürede, deneyimli ve yetkili ellerde değerlendirilmesi büyük önem taşır.

Doğru tedavi, doğru tanıyla başlar. Günümüzde yalnızca elle muayene ederek veya dokunarak kesin karar vermek yeterli değildir. Röntgen çekilmeden, gerektiğinde tomografi ya da manyetik rezonans görüntüleme yapılmadan doğru tedavi planını oluşturmak mümkün olmayabilir. Bazı karmaşık kırıklarda ise hastaya özel cerrahi planlama için kemiğin bilgisayar ortamında üç boyutlu olarak değerlendirilmesi gerekebilir.
Her kırığın tedavisi aynı değildir. Yaralanmanın yeri, kırığın tipi, hastanın yaşı, ek hastalıkları ve günlük yaşam beklentileri tedavi kararını etkiler. Bu nedenle farklı merkezlerde önerilen tedaviler birebir aynı olmayabilir. Ancak en önemli nokta, uygun değerlendirme ve tedavinin gereksiz şekilde geciktirilmemesidir.
Travma sonrası ağrı, şekil bozukluğu, şişlik, hareket kaybı veya üzerine basamama gibi şikâyetlerde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Herkese sağlıklı ve güvenli günler diliyorum.




