Bu yolculuklar yalnızca bir dini ritüel olmamış aynı zamanda kültürlerin buluşması, ticaretin gelişmesi, toplumların tanışması ve seyahatname kültürünün oluşmasına zemin hazırlamıştır. Aynı zamanda İslamiyet’te olan Hac ibadetinin yerine getirilmesi değil Hristiyanlık, Yahudilik, Budizm ve Hinduizm gibi inançlarda da kendine yer edinmiştir.


Hristiyanlıkta en meşhuru yüzyıllardır farklı bölgelerden insanların Fransa'dan başlayarak Pireneleri aştığı, Havari Aziz Yakub'un (st. James) mezarından bulunduğu İspanya'nın kuzeyindeki Santiago de Compestela'ya ulaşan ve Orta çağ devirlerinin en önemli inanç yürüyüşlerinden olan kutsal yolculuk, Hz. İsa'nın çarmıha gerilmeden önce yürüdüğü ve daha sonraları Haçlı Seferlerine de sebep olan bir hac yolculuğu olan Kudüs yolu, İngiltere ve Fransa’dan başlayarak Roma’da bulunan Aziz Petrus Bazilikasına kadar devam eden Roma yolu Hristiyanlıktaki en önemli kutsal rotalar olarak göze çarpmaktadır.

B6716E64 1F8C 4D82 A490 2A017E44498C
Yahudilikte Tevrat'ta emredilen Pesah, Şavout ve Sukkot isimli üç hac bayramında, Süleyman Mabedi’nin bulunduğu Kudüs'e gerçekleştirilen ama mabedin yıkılmasından sonra sembolik özleme dönüşmüş olan yürüyüş de bu kutsal yürüyüşlerdendir. Son yüzyılda Siyonist Yahudilerin “İsrail’e dönüş hareketi” olan “Aliya”nın da temelini oluşturmaktadır.


Hinduizm'de Ganj Nehrine yapılan ve günahlardan arınma ve Mokşa denilen ruhsal kurtuluşa erme amacı taşıyan yürüyüş ve son olarak Budizm'de Himalayaların yüksek kesimlerinde bulunan Badrinath, Dwarka, Piri ve Rameswaram tapınaklarını ziyaret etmek amacıyla zorlu dağ rotasında yapılan yürüyüş bunlardan bazılarıdır.


İslamiyet’te ise yüzyıllardır kutsal Hac ibadetini gerçekleştirmek için Dünya’nın farklı noktalarından Müslümanlar her sene Kutsal Topraklara farklı güzergahları kullanarak yürümekteydi. Modernleşen ulaşım araçları bu kutsal yolculuğun artık belirli bir güzergâh olma özelliğini yok etmiştir diyebiliriz. Günümüzde hacıların artık ne “Darb el-Şam” dedikleri Şam Yolundan, ne “Darb el-Hac el-Mısri” dedikleri Mısır Hac yolundan ne de Harun Reşid’in eşi Zübeyde Hatun’a nisbetle “Darb Zübeyde” dedikleri Irak hac yolundan geçmediklerini biliyoruz.

2Ea28052 Edb7 42D6 Adb3 F47A198Bee5B

Aralık Girişinde Kafa Kafaya Çarpıştılar: Nahçıvanlı Kadın Yaralandı
Aralık Girişinde Kafa Kafaya Çarpıştılar: Nahçıvanlı Kadın Yaralandı
İçeriği Görüntüle


Tarih boyunca birçok farklı inanç ve coğrafyadan insanların "yolda/ izde olmak" kastıyla çıktığı bu yolculukların günümüzde en görkemli kalabalık ve canlı olanı ise Erbain yürüyüşüdür.
Erbain Arapça kelime manası olarak 40 rakamı anlamına gelse de Hz. Hüseyin ve yârenlerinin 10 Ekim 680 tarihinde Irak'ta bulunan Kerbela çölünde Yezid b. Muaviye'nin ordusu tarafından tarih boyunca hafızlardan silinmeyecek şekilde canice katledilmesinin acı hatırası olan yürüyüş ile özdeşleşmiş bir kelime halini almıştır.

30881A3D E339 4369 908A A3924F46D1C3


Biz bu yıl 1-4 Ağustos arasında yapılan yürüyüşe Irak’ta Hz. Ali’nin türbesinin ve UNESCO Dünya Mirası Listesinde bulunan Vadi es- Selam yani esenlik ve kurtuluş vadisi olarak bilinen, 5 milyonun üzerinde mezar ile dünyanın en büyük mezarlığının bulunduğu Necef şehrinden başlayarak, Hz. Hüseyin ve kardeşi Hz. Abbas'ın türbesinin bulunduğu Kerbela şehrine kadar yaklaşık 80 kilometrelik yolu yürüdük.


Miladi 680 yılında Kerbela olayından hemen sonra yani İlk erbainde Hz. Hüseyin'in kız kardeşi Hz. Zeynep tarafından ziyaret edilen aynı zamanda Peygamber efendimizin sahabelerinden Cabir b. Abdullah el- Ensarî’nin kaybolan görme yetisine rağmen Hz. Hüseyin’in mezarını ziyaret etmesi ile başlar. Bu ziyaret yaklaşık 1166 senedir devam eden geleneğin ilk adımı kabul edilir. Emeviler ve Abbasiler devrinde çeşitli yasak ve baskılara uğrayan bu seferler 19. yüzyılda Şii alim Muhaddis Nuri (Mirza Hüseyin Nuri) ve öğrencileri tarafından yeniden başlatılmıştır.
1979’da İran’da yaşanılan rejim değişikliği ve hemen ardından başlayan İran- Irak Savaşının etkisiyle 1979-2003 yıllar arasında Saddam Hüseyin tarafından yasaklanan bu yürüyüş her ne kadar Fırat'ın kollarını takip eden çöl yollarında gizlice yapılmış olsa da Saddam’ın iktidarını kaybetmesi ile yeniden hareketli kazanmıştır.


Her sene neredeyse her ırktan, her inançtan ve her coğrafyadan 25 milyon insanın katıldığı yürüyüş, belki de bizim yüzyılımızın en büyük sivil organizasyonu olma özelliğini taşımaktadır. Irak Türkmenlerinin başını çektiği ve tamamen sivil bir organizasyon ile milyonlarca insanın iştirak ettiği bu irtihal bir nevi enternasyonal bir yapı halini almıştır.


Ben yolculuğuma Bağdat’tan başladım. Ortadoğu’nun en önemli merkezlerinden olan bu şehrin kendine has yapısı, keşmekeşliği ve adeta geçmiş yüzyıllarda yaşayan bir şehir olma izlenimi ile birlikte 50 derecenin üstündeki sıcak havanın etkisi zorlasa da, beni bir anda içine çekmeyi başardı.


Yolculuğumun ikinci durağı ise İslam Dünyasının en önemli ilim merkezlerinden birisi olan Necef oldu. Hz. Ali’nin halifeliği döneminde yalnızca 5-6 km. ötesinden bulunan Kufe’nin başkent olması ile önem kazanan bu şehir, yine Hz. Ali’nin buraya defnedilmesiyle oldukça değerli bir ziyaret mekânı. Türbenin hemen etrafında bulunan kerpiç yapıların oluşturduğu dar sokaklar insanı bir anda modern yaşamın sınırları dışında sanki bir Orta çağ şehrinde yaşıyormuş hissine büründürüyor.


Necef’te Hz. Ali’nin yanı başından başlayarak Kerbela’ya uzanan bu sefer yukarıda değindiğim kutsal yolculuklardan farklı bir mahiyet, anlam ve süreç ile ayrılıyor. En önemli özelliği belli bir inanç grubunun uhdesinde olmayan, Müslümanların yoğun olduğu ama Hristiyanların ve Ezidîlerin de büyük katkılar sağladığı bir yürüyüş olması şüphesiz. Yol boyunca dikkatimi çeken en önemli şeylerin başında çadırlarda hizmet eden kişilerin, yolda yürüyen insanların etnik kimliğini veya inancını bilmeden sanki evine misafir gelmişçesine içten ve heyecan ile bir şeyler ikram etme arzusuydu.


Necef ile Kerbela arasında yürüyüş yapanlara sağlık, gıda ve barınma hizmetlerinin tamamen ücretsiz şekilde verilmesi ve insanların Mukeb denilen hizmet çadırlarında verilen her hizmeti tamamen kendi yıllık kazançlarından karşılamaları da kardeşlik ortamına katkı sağlayan etmenlerden birisidir. Dinlendiğimiz her çadırda sorular sormadan, yargılamadan sadece misafir etme heyecanını insanların gözlerinden okumak bu yürüyüşün insan fikir dünyasında yaptığı en önemli değişimlerden birisidir.


Yaklaşık 3-5 günlük sürece yayılan 80 km. mesafelik bu yürüyüş sırasında milyonlarca insan diller ve duygular ile tanış olur, kaynaşır ve devasa bir kültürel ağ oluşur. Bu merasimin temelinde Kerbela olayını yaşatmak olsa da işin özünde zulme karşı direniş, adaletin ve insanlık onurunun hafızasını canlı tutma çabasıdır. İşte tam da bu sebeple kültürel, dilsel, inançsal farklılıklara rağmen milyonlarca insan aynı anda, siyasi düşüncelerin üstünde ve onlardan bağımsız şekilde, tamamen sivil ve hür iradelerinin yansımasıyla gönüllü olarak bu yürüyüşe katılmaktadır. Erbain yürüyüşünü diğer kutsal yolculuklardan ayıran bir diğer özelliği de budur zaten: Farziyet olmadan tamamen gönüllülük esas olması!

61495E03 2900 4E85 949D C9C1F7Fc7Ce7


Irak’ın en sıcak aylarında (gerçekten çöl rüzgârı gün içerisinde insanın tenini yakarcasına esiyor) gerçekleştirilen Erbain merasimlerinin yarattığı fikir ve etkileşim zenginliğinin uzun vadede bölgemiz insanlarında etkili olacağı kanısındayım. Ülkemizin hemen yanında gerçekleştirilen Erbain merasimlerine ülkemizden de binlerce kişilinin katıldığını hatta çadırlar kurarak hem milletten insanlar gibi ziyaretçilere hizmet ettiğini gördüğümde bu çadırları da ziyaret ettim.


Erbain yürüyüşünün mahiyet ve felsefesi ülkemizde duyuldukça Irak’ta bu işi üstlenen Türkmen kardeşlerimizin daha fazla destek göreceğini ve daha çok insanın bu merasimlere iştirak edeceğini düşünüyorum. Erbain süresince oluşturulan sosyal ağ içerisindeki etkileşimleri düşündüğümde Hz. Ali’nin Mısır’a vali olarak gönderdiği Malik Eşter’e nasihatini hatırladım: “Ey Malik! Oradaki insanlar ya dinde kardeşin ya da yaratılışta eşindir.” Kimsenin kimseye ırkını, dilini veya inancını sormadığı bir etkileşim sürecinin hem Müslüman alemine hem de insanlığa çok şey sunacak. Çağımızın ve bundan sonraki nesillerin en büyük sorunlarından olan/olacak karşılıksız güven ve ortak yaşam bilincinin yeniden tesis edilmesi konusunda da ilginç ve faydalı bir tecrübe olacaktır. Erbain yürüyüşü Modern insanının yalnızlaşma ve dijital zehirlenme gibi sorunlarına hem gerçek bir manevi hicret hem de hakikî insan ilişkilerini kurma noktasında önemli kazanımlar sağlayacak bir nefes aralığı olabilir.
Ef5F2797 4498 48B8 Bb31 7De1Ccc56A96

Muhabir: Haber Merkezi