1915-1918 yılları arasında Ermeni zulmünden kaçan ve yeni bir hayat uğruna zorlukları göze alan nice hikâyeden birisini kaleme alan yazar Allahverdi Akyüz, annesi, babası ve “Nebi Uşağı” ailesine ithaf ettiği kitabına duygusal bir giriş yaparak şöyle demiştir:
“Bu kitap, İrevan Zengibasar Bölgesi’nde, Zengi Çayı’nın kıyısındaki Şöllü Mehmandar köyünde başlayıp yirmi yaşına kadar devam eden, oradan bir gece zorunlu ‘kaçış’ ile hürriyet ve onuru için Aras Nehri kıyısına savrulan, tehlikeli yolculuk sonucu ulaştıkları yeni vatan Türkiye’de her şeye yeniden başlarken türlü acılar ve zorluklar yaşayan; bütün bu ağır olayları yaşadıktan sonra başlarda yıkılsa da sonra yine mücadelesine kaldığı yerden devam edip yeni vatanda kök salarak ayakta kalan genç İbrahim ile ailesinin yaşadığı hayatın romanıdır.”
Yazar Allahverdi Akyüz, kitabın arka kapağında ise şu ifadelere yer vermiştir:
YOL VER ARAS
“Ah Aras… Hüzünle akan Aras…”
Bir çocuğun hafızasına kazınan birkaç kelime vardı:
“O tay…”
“İrevan…”
“Şöllü Mehmandar…”
“Nebi Uşağı…”
Yıllar geçtikçe bu kelimeler, kaybolan bir dünyanın kapısını araladı.
Elinizdeki eser, İbrahim Akyüz’ün çocukluğundan başlayıp ömrünün sonuna kadar taşıdığı ayrılık acısını, ailesini peş peşe kaybettiği yılları, ruh sağlığı için verdiği uzun mücadeleyi ve yeniden kurduğu hayatı anlatırken; aynı zamanda Aras’ın ötesinde kalan ata yurdunun da sessiz tarihini gün yüzüne çıkarıyor.
Bu kitap; göçü, aileyi, sadakati, vefayı, umudu ve insan ruhunun en karanlık gecelerden bile yeniden doğabileceğini anlatan gerçek bir hayat hikâyesidir.



