Bazı yolculuklar vardır; insan yalnızca kilometreleri aşmaz, tarihin derinliklerine, kültürün köklerine ve kardeşliğin yüreğine doğru yol alır.
Bizim yolculuğumuz da böyleydi.
İstanbul’dan çıktık; Iğdır’dan geçtik, Nahçıvan’a ulaştık, Gence’de tarihle buluştuk, Hocalı’da yüreğimiz sızladı, Hankendi’nde kahramanlık hikâyelerini dinledik, Şuşa’da zaferin gururunu yaşadık, Bakü’de Azerbaycan’ın kadim medeniyetini ve kardeşliğimizin gücünü yeniden hissettik.
Bu nedenle bizim gezimiz sadece bir Azerbaycan gezisi değildi; tarihe vefa, şehitlere dua, gazilere minnet, kültüre sahip çıkma, sanata saygı ve Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini gönülden yaşama yolculuğuydu.
İstanbul Türkiye Azerbaycan Dayanışma ve Kültür Derneği (İSTAD) olarak, “Türkiye’den Can Azerbaycan’a – Kafkas İslam Ordusu Yolunda Karabağ Zaferi” temasıyla 30 kişilik gönül ekibimizle yola çıktık.
İlk durağımız Iğdır’dı. Iğdır bizim için yalnızca Azerbaycan’a açılan bir kapı değil, Türk dünyasına uzanan bir gönül köprüsüdür.
Tarihî ve kültürel mekânların ardından Tuzluca Tuz Mağaraları ve Gökkuşağı Tepeleri’ni ziyaret ettik. Akşam ise Iğdır’ın meşhur Bozbaş sofrasında dostluk ve muhabbeti paylaştık.
Ardından katıldığımız yöresel düğünde Azerbaycan ezgileri yükselince sınırlar adeta ortadan kalktı. Türküler ve oyunlarla gönüllerimizi birleştirdik. Kültürün, milletlerin hafızası olduğunu bir kez daha hissettik.
NAHÇIVAN:
Sabah Melekli, Karakoyunlu ve Aralık güzergâhından Dilucu Sınır Kapısı’na ilerledik. Yol üzerinde 8 Eylül 2015’te şehit edilen 14 polisimizin anıtını ziyaret ettik.
Orada herkes sustu.Çünkü bazı yerlerde kelimeler yetersiz kalır; insan sadece dua eder. Aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla andık.
İSTAD Başkanı Sefer Karakoyunlu, yol boyunca bölgenin tarihî önemini ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ileri görüşlülüğünü anlattı.
Sınırı geçtik ve Nahçıvan’a ulaştık. Yemyeşil ovalar, bağlar ve bahçeler bizi karşıladı. Karabağ şehitlerinin fotoğraflarıyla hazırlanan panolar ise hepimizi derinden etkiledi.
Nahçıvan’da Türkiye Cumhuriyeti Nahçıvan Başkonsolosu Sayın Hasip Kaya tarafından karşılandık. Samimi sohbet ve kahvaltının ardından Nahçıvan’ın tarihî ve kültürel mekânlarını ziyaret ettik.
GENCE:
Aynı gün Nahçıvan’dan uçakla Gence’ye geçtik.
II. Karabağ Savaşı sırasında evine top mermisi isabet eden ve bugün müzeye dönüştürülen mekânı ziyaret ettik. Savaşın yalnızca tarihin sayfalarında değil, insanların hayatında açtığı derin yaraları hissettik.
Ardından Şah Abbas Camii, Cevad Han Türbesi, Kafkas İslam Ordusu Anıtı ve Nizami Gencevi Türbesi’ni ziyaret ettik.
Nizami’nin şehrinde şiiri, sanatı, hikmeti ve insan sevgisini hissettik. Çünkü şehirleri yaşatan; taşları kadar şairleri, sanatçıları, kahramanları ve hatıralarıdır.
KARABAĞ: TARİHİN YÜREĞİNE YOLCULUK
Üçüncü gün istikametimiz Karabağ’dı. Gence, Yevlax, Askeran, Hocalı ve Hankendi güzergâhından Şuşa’ya doğru ilerledik.
Hocalı...
Bu isim bile yüreğimizi ağırlaştırdı. Masum sivilleri, çocukları, kadınları ve yaşlıları rahmet ve dualarla andık.
Hankendi’nde Karabağ gazisi, Millî Kahraman İbad Hüseyinli’nin misafiri olduk. Onun anlattıkları, savaşın ve zaferin yaşayan hafızasını bizlere taşıdı.
Ve sonunda Şuşa...
Karabağ’ın incisi, Azerbaycan’ın kültür ve sanat beşiği...
Molla Pənah Vaqif’in şiirleri, Üzeyir Hacıbeyli’nin müziği, Bülbül’ün sesi ve Karabağ’ın kadim hafızası Şuşa’nın ruhunda yaşamaya devam ediyor.
İsa Bulağı’nda buz gibi sudan içtik, Gövhər Ağa Camii’nde namazımızı kıldık ve Cıdır Düzü’ne çıktık.
Karşımızda Karabağ’ın eşsiz manzarası, gönlümüzde şehitlerimiz ve gökyüzünde Azerbaycan bayrağı vardı.
O an hepimiz aynı duyguyu taşıdık:
Şuşa’da özgürce dalgalanan bayrak, şehitlerin fedakârlığının ve milletin azminin sembolüdür.
Şuşa’dan Bakü’ye doğru yol alırken otobüsümüz Azerbaycan ve Türkiye türküleri, şarkılar ve fıkralarla yeniden şenlendi. Gecenin ışıkları arasında Bakü göründüğünde heyecanımız görülmeye değerdi.
BAKÜ: TARİHİN, SANATIN VE MİLLÎ HAFIZANIN ŞEHRİ
Dördüncü gün Azerbaycan’ın başkenti Bakü’deydik.
İlk durağımız Fahri Hiyaban oldu. Merhum Cumhurbaşkanları Haydar Aliyev ve Ebulfez Elçibey’in kabirlerini ziyaret ederek ruhlarına Fatihalar okuduk.
Ardından I. ve II. Şehitler Hiyabanı ile Türk Şehitliği’ni ziyaret ettik. 1918’de Bakü’nün kurtuluşu için Azerbaycanlı kardeşleriyle omuz omuza mücadele eden Kafkas İslam Ordusu şehitlerini rahmet ve minnetle andık.
Derneğimizin kıymetli üyesi, merhum Ganire Paşayeva’nın mezarını da ziyaret ederek kendisini dualarla andık.
Azerbaycan Türkiye Evi (ATEV) Başkanı ve Milletvekili Sayın Tenzile Rüstemhanlı ile Sayın Melahat Gurbanova’nın düzenlediği “Kafkas İslam Ordusu Yolunda Yeni Zaferler” programına katıldık. Tarih, kültür, sanat ve kardeşlik duygularının buluştuğu anlamlı bir program yaşadık.
ŞEHİT ANNELERİNİN GÖZYAŞINDA AYNI VATAN
Beşinci gün, ATXEM Genel Başkanı İlham İsmailov’un girişimleriyle şehit anneleri ve yakınlarıyla bir araya geldik.
Bir annenin gözlerine baktık, acısını dinledik, gözyaşına ortak olduk.
O an sınırların ne kadar anlamsız olduğunu bir kez daha gördük. Azerbaycanlı bir annenin gözyaşı, Türkiye’deki bir annenin gözyaşından farklı değildi.
Çünkü biz aynı milletin evlatlarıydık.
Ardından Ganimetler Parkı’nda Karabağ Zaferi’nin izlerini gördük. Haydar Aliyev Merkezi’ni ziyaret ederek Azerbaycan’ın geçmişten geleceğe uzanan modern yüzünü yakından gördük.
Bir tarafta kadim tarih, diğer tarafta çağdaş mimari...
Tarihine sahip çıkan milletlerin geleceğe daha güçlü yürüdüğünü bir kez daha gördük.
DÖNÜŞ: GÖNLÜMÜZ AZERBAYCAN’DA KALDI
Altıncı gün dönüş vakti geldi.
Kalbimizi Bakü’de, gönlümüzü Şuşa’da, dualarımızı şehitlerimizin huzurunda bırakarak Nahçıvan ve Türkiye istikametinde yola çıktık.
Nahçıvan üzerinden yeniden Iğdır’a geçtik. Son durağımız Karakoyunlu Ata Ocağı oldu.
30 kişilik gönül ekibiyle çıktığımız bu yolculukta çok şey gördük ve yaşadık. Tarih bizi düşündürdü, şehitlerimiz duygulandırdı, gazilerimiz gururlandırdı, kültür ve sanatımız gönlümüzü zenginleştirdi. Kardeşlik ise bizi birbirimize daha da yaklaştırdı.
Biz Azerbaycan’dan dönüyoruz; ama Azerbaycan’ı gönlümüzde taşıyarak dönüyoruz.
Bu yolculuk bize bir kez daha gösterdi ki Türkiye ile Azerbaycan arasında sadece sınırlar değil, gönül köprüleri vardır.
Bu köprünün harcı ortak tarihimiz, kültürümüz, türkülerimiz, şehitlerimizin emaneti ve kardeşlik ruhumuzdur.
İSTAD olarak bu emaneti yaşatmaya, ortak tarih ve kültürümüzü gelecek nesillere aktarmaya ve Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini güçlendirmeye devam edeceğiz.
🇹🇷 Bir millet, iki devlet... 🇦🇿
Bir tarih, bir kültür, bir gönül...
İki bayrak, tek kardeşlik ruhu...
Can Azerbaycan’dan ayrılırken gözümüzde yolları, kulağımızda türküleri, kalbimizde şehitleri, gönlümüzde Şuşa’yı, hafızamızda Bakü’yü taşıdık.
Ve dilimizde tek bir cümle kaldı:
“Yenə gələcəyik, Can Azərbaycan...”
Samimiyet, dostluk ve kardeşlik kokan nice güzel yolculuklarda yeniden buluşmak dileğiyle...
Sevgiyle, saygıyla, muhabbetle...
Sefer Karakoyunlu
İSTAD Genel Başkanı
GEZİYE KATILAN DEĞERLİ DOSTLARIMIZ
Sefer Karakoyunlu, Ahmet Kabaca, Salih Demir, Mürsel Şafak, Muharrem Yalçin, Bülent Tanriverdi, Yılmaz Dönmez, Cafer Yalçın TC Aliye Akyol, Cafer Akyol, Ahmet Demirbaş, Günlaz Demirbaş, Murat Üçer, Maide Üçer, Kader Ünsal Topçu, Halide Kırık, Yaver Türkeli, Hüseyin Yanardağ, Ali Şafak, Sevilay Şafak, Yaver Şafak, Zinnet Şafak, Hacı Şafak, Huriye Şafak, Şahin Ada, Leyla Alagöz, Şahin Yıldız, Zeynep Yıldırım
Bu güzel yolculukta bizlerle birlikte olan tüm dostlarımıza gönülden teşekkür ediyoruz.




