ÖĞRETMENİN TOKATI

24 Kasım öğretmenler günü ve stajyer öğretmenlerin yemin töreni münasebetiyle Iğdır Kültür Merkezinde bir tören ve etkinlik düzenlenmektedir. Salon hınca hınç doludur. Katılımcıların çoğu ayaktadır. Vali Sayın Enver Ünlü, belediye başkanı Yaşar Akkuş, milli eğitim müdürü ve diğer kurum amirleri ön sırada protokol koltuklarında oturmuşlar. Biz de, Birkaç emekli öğretmen, protokol koltuklarının hemen arkasındaki koltuklara oturmuşuz. Vali Sayın Enver Ünlü, Belediye başkanı Sayın Yaşar Akkuş, yan yana oturmuşlar ve bizim önümüzdeler. Tören henüz başlamamıştır. O arada belediye başkanı vali beyin kulağına eğilerek bir şeyler dedi, benim adım geçti, ben adımı duydum. Vali bey de korumasını çağırarak onun kulağına bir şeyler dedi, o da giderek sunuculuk yapacak bayan öğretmenin kulağına bir şeyler değince beni bir merek aldı, yoksa yanlış mı duydum diye düşünmeye başlarken, sunucu; Açılış konuşmasını yapmak üzere, emekli öğretmen Ekrem Baydarı Kürsüye davet ediyorum , değince bende buzlar çözüldü. Meğer Yaşar Başkan vali beye, Ekrem Hoca benim liseden öğretmenimdir, açılış konuşmasını o yapsın demiş. Kalktım protokolü selamladıktan sonra kürsüye geçtim, günün anlam ve önemini belirttikten sonra, sayın protokol üyeleri, kıymetli meslektaşlarım ve değerli katılımcılar sözlerimi bitirmeden önce sizlerle bir anımı paylaşmak istiyorum.

Binlerce seçmenin iradesini elinde bulunduran ve o iradelerle seçilen belediye başkanı Yaşar Akkuşa her ne kadar öğrencim olsa da bunca iradeden dolayı kendisine sayın diye hitap etmek istiyorum. Evet; Dediğim gibi Sayın Başkan benim liseden öğrencimdi. Bir ara sınıf başkanı seçmek istedim, arkadaşlar bu dersimizde birlikte bir sınıf başkanı belirleyeceğiz, dememe kalmadan sayın başkan hemen ortaya atılarak ben başkan olmak istiyorum hocam. Sabırlı ol birlikte belirleyeceğiz acele etme dedim. Ben daha söze başlamadan Yaşar Başkan tekrar ortaya atılıyor. Güler yüzlü yardımsever sevecen aynı zamanda hareketli de bir çocuktu. Rahmetli babası da benin en iyi arkadaşım ve candan dostumdu. Yaşar Başkanda bu yakınlığımızı bildiği için biraz şımarık hareketlerde bulunarak illa ben başkan olacağım diye diretince suratına bir tokat yapıştırdım ve geç otur yerine senden sınıf başkanı olmaz dedim. Tokatı yeğince sessizce gitti yerinde oturdu. Ondan sonra Sevgili Yaşarda surat bir karış ve çıt yok. Ben her sınıfa girdiğimde suratı asık bir şeyler mırıldanıyordu, muhtemelen bana küfrediyordu.

Gel zaman git zaman aradan yıllar geçti, Sevgili Yaşar Akkuş Iğdır Belediye Başkanı seçildi. Bir öğretmen için büyük bir gurur kaynağıdır tabi öğrencisini böyle bir makamda görmek. Seçilip görevi devraldıktan birkaç gün sonra kendisini tebrik etmeye gittim. İçeri girince hemen ayağa kalkarak beni karşıladı, yine yüzü gülüyordu her zaman olduğu gibi. Yer gösterdi oturdum, hemen önüme çay geldi, çayımı yudumlarken Sayın Başkan bana; Hocam dedi; Hatırlıyor musunuz, ben sınıf başkanı olmak istedim siz beni kabul etmediniz ve bana bir tokat attınız. Aradan bunca yıl geçmiş kimin aklına gelir. Sayın başkan öyle değince hatırladım. Evet, başkanım hatırladım dedim. Eğer siz o gün o tokatı yemeseydiniz, bu gün belediye başkanı olamayacaktınız. Yeri gelmişken şunu da hatırlatayım, bunu da unutma. Çalışkanlığına, dürüstlüğüne, ayrımcılık yapmadan bu görevi yürüteceğine güvenim tamdır ama sakın ha, sakın ola ki, halkın tokatını yemesin! Çünkü halkın tokatı öğretmenin tokatına benzemez. Bıraktığı iz acı olur bedeli ağır olur.

Evet; Sevgili Yaşar Akkuş görevi süresince halkının takdirini kazandı, kendince birtakım projeler hazırladı, Iğdırı yaşanabilir bir şehir haline getirme çabasındaydı. Ne yazık ki bu çabalara ve çalışmalara zaman bulamadı. Görev süresince halkın tokatını yemedi ama , Çevresindeki bazı menfaatperest insanların yalan yanlış iftiralarına kurban edilerek, görevinden uzaklaştırıldı ve birkaç yıl cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edildi.

Geçen gün Şube sokağındaki kahvede arkadaşlarla otururken, beni görünce, selamlaştık yanıma geldi oturduk. Biraz sohbet edince, söz döndü dolaştı bizim tokata geldi. Hocam dedi; yıllar önce bana attığınız bir tokatla ben belediye başkanı oldum. Şimdi de bana bir tokat atarsanız. Ben milletvekili olurum. İnşallah hele o gün bir gelsin bir tokat yerine iki tokat yersin dedim. Çünkü bir tokatla belediye başkanı oldun, iki tokatla da milletvekili olursun inşallah. Sonra gülüşerek ayrıldık.