Şehrin Kalbine Dokunan Vali: M. Fırat Taşolar
Iğdır bazen sert rüzgârlarıyla, bazen yakıcı güneşiyle insanı sınayan bir şehir… Ama bu şehir aynı zamanda sıcak yüreğiyle, misafirperverliğiyle ve insanının samimiyetiyle yaşanır. İşte böyle bir şehre yeni gelen bir idarecinin ilk sınavı, makam odasında değil; sokakta, çarşıda, insanların kalbinde verilir.
Ve bugün Iğdır’da birçok insanın dilinde aynı cümle dolaşıyor:
“Vali Bey dinliyor…”
Güler yüzün devletteki karşılığı: Mustafa Fırat Taşolar, göreve geldiği günden bu yana klasik bir bürokrat çizgisinden çok, halkın içinden biri gibi davranıyor. Güler yüzü, tokalaşırken göz teması kurması, sohbetlerde anlatılan her detayı dikkatle dinlemesi… Bunlar küçük gibi görünen ama bir şehirle devlet arasındaki mesafeyi kısaltan büyük davranışlar.
En çok dikkat çeken yönü ise şu: Konuşulan hiçbir mesele havada kalmıyor. Bir vatandaş bir sorun anlatıyor, bir esnaf bir talebini dile getiriyor, bir genç bir hayalini paylaşıyor… Vali Bey o an sadece dinlemiyor; zihnine not alıyor. Sonra o konunun peşine düşüldüğünü insanlar bizzat görüyor. İşte güven tam da burada başlıyor.
Geçen gece her hafta Türk Dünyasından önemli akademisyenlerden oluşan grupla görüştüğümüz zoom programı sırasında cep telefonum çaldı. Sayın Valimizi ziyaretimde Iğdır Karakale ile ilgili bir mevzuyu dile getirmiştir. Konuyu araştırmış ve sonucunu gece vaktinde benimle paylaşma zahmetinde bulunmuştu.
Gece gündüz açık bir kapı: Devlet kapısının soğuk olduğu söylenir ya… Iğdır’da son günlerde bu söz biraz anlamını yitiriyor. Çünkü sorulan sorulara saat kavramı olmadan cevap veren, gece gündüz demeden ulaşılabilen bir yönetici profili var. Bu, sadece bir çalışma disiplini değil; bu, görevi bir makam değil emanet olarak görmenin işareti.
Bir şehrin insanı şunu hissettiğinde rahatlar “Ben yalnız değilim. Devlet benim yanımda.” Bugün Iğdır sokaklarında hissedilen duygu tam olarak bu.
Şehirle kurulan gönül bağı: Bir valinin başarısı sadece projelerle ölçülmez. Asıl ölçü, şehirle kurduğu gönül bağıdır. İnsanların adını hatırlamak, bir çocuğun başını okşamak, yaşlı bir amcanın derdini sabırla dinlemek… Bunlar resmi raporlara yazılmaz ama halkın kalbine yazılır.
Iğdır, yeni valisinde tam da bu gönül dilini görüyor. Makamla insan arasına duvar örmeyen, aksine köprü kuran bir anlayış… Bu yüzden şehirde umut cümleleri artıyor. İnsanlar konuşurken eleştiriden çok beklenti, beklentiden çok güven taşıyor.
Bir şehrin duasını almak: Her yönetici iz bırakır ama bazıları dua alır. Dua almak; asfalt dökmekten, bina yapmaktan daha zor ama daha kalıcıdır. Çünkü o dua, bir annenin rahat nefesi, bir gencin umutla kurduğu cümle, bir esnafın içten teşekkürüdür.
Iğdır bugün yeni valisini konuşurken resmi unvanından çok insani yönünü anlatıyorsa, bu başlı başına bir mesajdır. Demek ki şehir, makamdan önce insanı görmüştür. Ve bir şehir bir yöneticiyi insanlığıyla anmaya başladıysa…
orada güzel günlerin ihtimali büyümüştür. Iğdır küçük bir il ancak yüreği ve konumu itibarı ile kocamandır.
Doğu’nun bereketli kapısı olarak anılan Iğdır, Türkiye’nin en özel coğrafyalarından birinde yer alır. Ağrı Dağı’nın heybetli gölgesinde uzanan Iğdır Ovası, verimli toprakları ve ılıman iklimiyle bölgenin adeta meyve bahçesidir. Bu yüzden şehir, Doğu Anadolu’nun nadir mikroklima alanlarından biri olarak bilinir.
Iğdır sadece doğal güzellikleriyle değil, tarih boyunca farklı kültürlerin buluşma noktası olmasıyla da dikkat çeker. Cennetten doğduğu rivayet edilen dört ırmaktan bir olan Aras Nehri’nin hayat verdiği bu topraklar, Türk dünyasının kültürel hafızasında önemli bir yere sahiptir. Şehirde Azerbaycan Türklerinin kültürünün izleri günlük yaşamda, müzikte, mutfakta ve halk dilinde hissedilir.
Sakin yapısı, misafirperver insanları ve geniş ufuklu doğasıyla Iğdır, ziyaretçilerine hem huzur hem de derin bir tarih duygusu sunar. Burada gün doğumu Ağrı Dağı’nın zirvesinde başka güzeldir; akşamları ise ovanın sessizliği insana Anadolu’nun kadim ruhunu hatırlatır. Iğdır, küçük bir şehir olabilir ama taşıdığı kültür ve anlam, sınırlarından çok daha büyüktür.
Tarihin sessizce konuştuğu şehirler vardır; taşları bile hatıra taşır. Iğdır işte böyle bir yerdir. Sadece bir sınır şehri değil, Türk tarihinin nabzının attığı kadim bir kavşaktır. Her karışı, geçmişten bugüne uzanan bir yürüyüşün izlerini taşır.
Iğdır, Türk dünyasına açılan kapıdır. Bu şehirde rüzgâr sadece dağlardan esmez; Orta Asya’dan gelen bir hafızayı da taşır. Ovada yankılanan ezgilerde, sofralarda kurulan kardeşlikte, konuşulan kelimelerde bin yıllık bir kültürün devamı yaşar. Burada tarih kitaplarda değil; gündelik hayatın içinde nefes alır.
Burası aynı zamanda Dede Korkut Kitabı’nın ruhunu taşıyan bir coğrafyadır. Yiğitlik, vefa, söz ve töre… Iğdır insanının karakterinde bu kadim destanın izleri görülür. Şehir, yalnızca geçmişi hatırlamaz; geçmişi yaşatır. Her nesil, kendinden öncekinden aldığı emaneti geleceğe taşır.
Ağrı Dağı’nın gölgesinde büyüyen bu şehir, Türk milletinin direncini ve umudunu simgeler. Iğdır’a bakmak, aslında Türk tarihinin uzun yürüyüşüne bakmaktır. Burada sınırlar haritada çizilir ama gönüller geniştir. Çünkü Iğdır, sadece bir şehir değil; ortak hafızanın, ortak kaderin ve ortak gururun adıdır.
Kısacası Iğdır, nadir şehirlerdendir. Tarihi eserleriyle, kültürüyle ve milli ruhuyla Türk dünyasının kalbinde atan sessiz ama güçlü bir yürektir. Burada yaşayan her insan, farkında olarak ya da olmayarak, büyük bir mirasın taşıyıcısıdır. Ve bu miras, Iğdır’ın toprağı kadar sağlamdır.
Valimiz Sayın M. Fırat Taşolar’ın göreve başlamasıyla birlikte Iğdır’da oluşan yeni umut iklimi, şehrin geleceğine dair beklentileri de güçlendirmiştir. Iğdır; tarımı, sınır ticareti, genç nüfusu ve Türk dünyasına açılan stratejik konumuyla büyük bir potansiyele sahiptir. Bu potansiyelin planlı yatırımlar, istihdam odaklı projeler ve gençleri merkeze alan sosyal çalışmalarla desteklenmesi, şehrin kalkınma sürecini hızlandıracaktır.
Özellikle tarım ve lojistik altyapının güçlendirilmesi, üniversite–şehir iş birliğinin artırılması ve kültürel projelerle Iğdır’ın kimliğinin daha görünür hale getirilmesi önem taşımaktadır. Gençlerin eğitim, spor ve sanat alanlarında daha fazla imkâna kavuşması ise uzun vadede şehrin sosyal huzuruna ve ekonomik gelişimine katkı sağlayacaktır.
Iğdır halkının beklentisi büyüktür; ancak bu beklentinin temelinde güven ve birlik duygusu vardır. Devlet ile vatandaş arasındaki sıcak bağın korunması, katılımcı yönetim anlayışının sürdürülmesi ve her kesimin sesine kulak verilmesi, Iğdır’ı daha güçlü yarınlara taşıyacaktır. Bu kadim şehir, doğru adımlarla bölgesinin parlayan yıldızı olabilecek güce sahiptir.