Milli Kurtuluşun ve Sarsılmaz Kardeşliğin Günü: 15 Haziran ve; Tarihi Bir Zirve, Sarsılmaz Bir Müttefiklik: Şuşa Beyannamesi’nin Beşinci Yıl Dönümü

Tarih, milletlerin kaderini tayin eden, onlara küllerinden yeniden doğma gücü veren dönüm noktalarıyla doludur. Azerbaycan halkı için bu dönüm noktalarının en haşmetlisi, en mukaddes olanı hiç şüphesiz 15 Haziran Milli Kurtuluş Günü’dür. Bugün, sadece bir yönetim değişikliğinin değil, bir milletin uçurumun kenarından dönerek bağımsızlığını ebedileştirdiği günün adıdır.

1990’ların başı, can Azerbaycan için kapkaranlık bir dönemdi. Bir yandan Ermenistan’ın haksız ve gaddarca yürüttüğü işgal politikası, diğer yandan iç hatlarda baş gösteren kaos, iç savaş tehlikesi ve siyasi istikrarsızlık, yeni kazanılan bağımsızlığı adeta mum gibi eritiyordu. Devletin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı o kritik kavşakta, Azerbaycan halkının gür sesi ve ortak iradesi tek bir ismi göreve çağırdı: Umummilli Lider Haydar Aliyev.

15 Haziran 1993’te Haydar Aliyev’in Bakü’ye dönerek Azerbaycan Ali Sovyeti’nin başkanlığına seçilmesi, karanlığın üzerine doğan bir güneş oldu. O gün, kaosun yerini nizama, ümitsizliğin yerini inanca bıraktığı, modern Azerbaycan’ın temellerinin atıldığı milattır. Aliyev’in "Azerbaycan'ın bağımsızlığı daimidir, çağdaştır, dönmezdir" sözü, sadece o günün bir şiarı değil, geleceğe bırakılan en büyük miras ve vasiyet oldu.

Bugün geriye dönüp baktığımızda, o gün dikilen bağımsızlık çınarının nasıl devasa bir güce dönüştüğünü gururla seyrediyoruz. İstikrarını sağlayan, ekonomisini güçlendiren ve ordusunu muzaffer kılan Azerbaycan, bugün Kafkasya’nın parlayan yıldızı ve bölgesinin oyun kurucu devletidir.

Üstelik bu kurtuluş destanı, sadece geçmişin bir zaferi olarak kalmamış; Şuşa’da, Hankendi’nde, Karabağ’ın her bir karış toprağında dalgalanan üç renkli bayrakla taçlanmıştır. Muzaffer Ali Başkumandan İlham Aliyev’in kararlı duruşu ve kahraman Azerbaycan ordusunun şanlı şerefli mücadelesiyle 30 yıllık işgale son verilmiş, Milli Kurtuluş Günü’nün ruhu Karabağ Zaferi ile ebediyen perçinlenmiştir.

15 Haziran, Azerbaycan için yalnızca küllerinden yeniden doğduğu "Milli Kurtuluş Günü" değil, aynı zamanda Türk dünyasının jeopolitik kaderini yeniden şekillendiren tarihi bir imzanın da yıl dönümüdür. Karabağ’ın incisi, medeniyetimizin kalbi Şuşa’da 15 Haziran 2021 yılında imzalanan Şuşa Beyannamesi, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki sarsılmaz bağları hukuki ve askeri bir müttefiklik seviyesine çıkararak adeta bir duvar gibi perçinlemiştir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün "Azerbaycan’ın sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir" sözü ile Umummilli Lider Heydar Aliyev’in "Tek millet, iki devlet" şiarı, Şuşa’da atılan o tarihi imzalarla retorikten çıkıp somut, askeri, siyasi ve ekonomik bir gerçekliğe dönüşmüştür. Tam 100 yıl önce imzalanan tarihi Kars Antlaşması’nın (1921) ruhuna sadık kalınarak tam asır sonra yine bir 15 Haziran günü ilan edilen bu beyanname, dosta güven, düşmana ise aşılmaz bir set çekmiştir.

Şuşa Beyannamesi’nin Bölgesel Anlamı ve Taahhütleri

Bu beyanname sıradan bir iyi niyet belgesi değildir. Arkasında köklü bir tarih ve geleceğe yön veren stratejik maddeler barındırır:

Ortak Güvenlik ve Savunma: Taraflardan herhangi birinin bağımsızlığına veya toprak bütünlüğüne üçüncü bir devlet tarafından tehdit veya tecavüz yapılması durumunda, iki ülke ortak askeri adımlar atacağını dünyaya ilan etmiştir.

Zengezur Koridoru ve Entegrasyon: Doğu Zengezur ile Nahçıvan’ı birleştirecek olan Zengezur Koridoru’nun açılması, Türk dünyasının kesintisiz kara bağlantısını ve ticaret ağını kuracak en stratejik hamledir.

Savunma Sanayiinde Güç Birliği: Teknolojik iş birlikleri ve ortak askeri tatbikatlarla, her iki ülkenin silahlı kuvvetleri tek bir yumruk haline getirilmektedir.

"Şuşa Beyannamesi, sadece Türkiye ve Azerbaycan’ın ortak mutabakatı değil; tüm Kafkasya’da barışın, istikrarın ve Türk birliğinin sarsılmaz teminatıdır."

Bugün, Şuşa’nın azatlığa kavuşmasının ve bu muazzam beyannamenin üzerinden geçen beş yılda, Karabağ’ın her bir köşesinde yükselen imar faaliyetleri, açılan yollar, havaalanları ve geri dönen canlar bu ittifakın ne kadar bereketli olduğunu göstermektedir. Şuşa semalarında nazlı nazlı dalgalanan Türkiye ve Azerbaycan bayrakları, bu coğrafyada kıyamete kadar sönmeyecek bir kardeşlik meşalesidir.

Bu vesileyle, iki kardeş devleti müttefiklik zirvesine taşıyan iradenin, kahraman şehitlerimizin aziz ruhlarının ve bu beyannameye hayat veren liderlerin duruşunun önünde saygıyla eğiliyoruz.

15 Haziran Milli Kurtuluş Günü vesilesiyle, ömrünü milletine adayan Umummilli Lider Haydar Aliyev’i rahmet ve minnetle anıyor; can Azerbaycan’ın bağımsızlığı, toprak bütünlüğü ve vatan müdafaası için canlarını feda eden aziz şehitlerimizin hatırası önünde saygıyla eğiliyorum.

Şuşa Beyannamesi’nin 5. yıl dönümü ve can Azerbaycan’ın Milli Kurtuluş Günü kutlu olsun!