Dün Azerbaycan Hava Yolları, Kars’a ilk seferini düzenledi ve görkemli bir karşılamayla Azerbaycan’dan ülkemize gelerek Kars Harakani Havalimanı’na iniş yaptı.

Azerbaycan Hava Yolları’nın haftada iki sefer düzenlediği uçuşun ilki için Kars Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı ile bazı Karslı hemşehrilerimiz Bakü’ye gitmiş, ilk uçakla da Kars’a dönmüşlerdi.

Azerbaycan uçağının Kars’a ilk inişi münasebetiyle Kars Valiliği, Kars Belediye Başkanı Prof. Dr. Ötüken Senger ve vatandaşlar seferber olmuş, güzel bir karşılama programı düzenlenmiş, ilk yolcular ile Azerbaycan Hava Yolları yetkilileri çiçeklerle karşılanmıştır.

Sakın bunu kıskançlık veya farklı duygular olarak algılamayın lütfen. Kars ilimizin her başarısı bölgemizin ve hepimizin kazanımıdır. Bu sebeple Karslı hemşerilerimi yürekten alkışlıyorum.

Alkışlıyorum çünkü oranın sivil otoritesi gidip istedi, Azerbaycan da bu isteği makul görerek onayladı.

Iğdır’da alim çok ama iş yapan yok. Iğdır’da herkes lider ancak iş yapmaya gelince herkes bir başkasını öne iter. Toplu hareket edilmez. Sivil toplum kuruluşları birbirinin rakibi gibi davranır, herkes birbirinin ayağını çeker. Biri çıkıp Iğdır adına bir adım attığında ise arkasından söylenmedik söz bırakılmaz.

Niyetim şehrimizi ve insanlarımızı kötülemek değil, bazı gerçeklere dikkat çekmektir.

Niyetim umursamaz, vurdumduymaz ve “bananeci” bir toplum olmamamız gerektiğini hatırlatmaktır.

Dilimizde tüy bitti. Ağrı Dağı, Allah’ın bize verdiği, yüz fabrikaya bedel bir değerdir. Ama o bizi gölgesinde barındırırken biz sadece uzaktan bakmakla yetiniyoruz.

Dünya o dağı görmek için geliyor. İnsanlar milyonlarca dolarlık turizm hareketi oluşturuyor, dağa tırmanmak için dünyanın dört bir yanından buraya geliyor. Biz ise uzaktan bakıp “O Türk’tü, bu Kürt’tü” diyerek birbirimiz hakkında yorum yapıyoruz.

Dernekler bir araya gelip Iğdır’dan bir rota talep etmeli, rota üzerinde kamp yerleri kurulmalı, turizm şirketleri kurmalı, gelen turistleri ağırlayacak alt yapı oluşturulmalı, onların konaklayacağı tesisler kurulmalı, yatırımcılar teşvik edilmeli, Nahçıvan Sınır Kapısı’nın daha aktif hale gelmesi için çalışılmalı, Boralan Sınır Kapısı’nın açılması için diplomasi yürütülmeli, Ermenistan Sınır Kapısı’nın açılmasını beklemeden diyalog kurulmalı, Ermeniler geldiği gibi bizler de gitmeliyiz.

Yok, yok… Cidden söylüyorum, bazı şeyler böyle olmuyor.

Bizler özümüze dönmez, içimizdeki hasedi, kini ve çekememezliği bir kenara bırakamazsak bir arpa boyu yol alamayız.

Varsa yoksa ben demekle olmaz. Bırakın yetenekli ve gayretli vizyoner insanlar da sahneye çıksınlar. Gidip koştursunlar, şehrimizin kalkınmasına ön ayak olsunlar.

Aksi takdirde debelenip durur, yerimizde sayar, başkalarının yaptıklarına gıpta ederek yaşamaya devam ederiz.

Genel olarak düşünelim, en son ne zaman bir heyet oluşturup Ankara’ya giderek Iğdır’ın sorunlarını dile getirdik? Ya da bir heyet kurup Azerbaycan’a veya İran’a giderek şehrimiz adına girişimlerde bulunduk? Iğdır’ın sorunlarıyla ilgili kimden ne talep ettik? Şehrimize eser kazandıran bir kişiye en son ne zaman teşekkür ettik?

Hiç kimse kusura bakmasın, bugün birçok kişi sadece günü kurtarmanın peşindedir.

İşi olunca var, işi olmayınca ortadan kaybolan bir toplum olmamalıyız.

Her konuda fikir sahibi olmanıza gerek yok. Fikir sahibi olanlara destek vererek de şehrinize büyük hizmetler edebilirsiniz.

İlla da aynı ırktan olmanız gerekmiyor. Önce insanın vizyonuna, yeteneğine ve gayretine bakmak gerekiyor.

Vanlı, Ağrılı, Karslı, Erzurumlu geliyor bizi geride bırakıyor, üç ülkeyle ticarette ve ilişkilerde öncelikli konuma geliyor. Biz ise sadece seyrediyorsak, bu ayıp bize yeter.