Seçim yaklaştıkça senaryolar da konuşulmaya devam ediyor.

Ülkemizde yaşanan gelişmeleri hepimiz takip ediyor, yorumluyor ve yarın sandıktan nasıl bir sonuç çıkacağını aşağı yukarı öngörmeye çalışıyoruz.

Mesleğimiz icabı karşılaştığımız kişilerin ilk sorduğu soru genelde, “Süreci nasıl görüyorsun, gelişmeler nasıl olur, bu gidişle oylar sandığa nasıl yansır, süreci nasıl okuyorsunuz?” gibi sorular oluyor.

Gün içerisinde bu tür sorularla sıkça karşılaşıyoruz.

Ama doğrusunu konuşmak gerekirse, hepimiz bazı öngörülerde bulunsak da biz dahil kimsenin süreci tam anlamıyla doğru okuyabildiğini düşünmüyorum.

Çünkü her şey çok hızlı gelişiyor ve siyasi alışkanlıklar şaşırtıcı bir şekilde değişiyor. Bu kafa karışıklığı içerisinde kimi, “Muhalefet mi var, oy verelim.” diyor, kimi de, “Biz bu işe talibiz.” deyip esip gürlüyor.

Tarih tekerrürden ibarettir.

AK Parti, yanlışlarıyla ve doğrularıyla 25 yıldır iktidarda.

Bu süre zarfında nice parti liderleri geldi geçti. Kalanların bir kısmı AK Parti saflarına geçti. “Hesap soracağız.” diyenler, hesap soracağı yerde görev aldı. Sonra işleri bitince bir köşeye bırakıldılar.

25 yıl içerisinde kimi kurduğu partiyi lağvetti, kimi AK Parti’ye katıldı, kimi de sözde muhalefet ettiği partisinde, AK Parti’den gelecek bir işareti bekleyerek siyaset yapmaya devam etti.

Teşbihte hata olmaz. Ülkede bir AK Parti var, bir de AK Parti’nin, “Sen muhalefet yap.” dediği partiler var dersek abartmış olmayız.

Şöyle ki, MHP şu anda AK Parti’yle iç içe, DEM Parti AK Parti’yle iç içe, CHP ise AK Parti’yle sürekli bir temas ve mücadele içerisinde.

Islık çalsa Ali Babacan’ın koşarak eski partisi AK Parti’ye katılacağını düşünüyorum.

Anahtar Parti’yi ve liderini ise geçmişteki Süleyman Soylu’ya benzetiyorum. Süleyman Soylu da bir zamanlar Yavuz Ağıralioğlu gibi konuşurdu. Hesap soracağını söylediği AK Parti’ye katıldı, içişleri bakanı oldu ve şimdi derin bir sessizlikte…

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, eski bir MHP’li ve Türkçü biri. Erdoğan, “Gel, ülkeyi beraber yönetelim.” dese, yok diyeceğini sanmıyorum.

Keza Özgür Özel’in de böyle bir teklife hayır diyeceğini düşünmüyorum. CHP’de ise Kemal Kılıçdaroğlu, bugün birçok kesim tarafından Cumhur İttifakı’nın bir üyesi gibi görülüyor.

Yani böyle bir tabloda benim ya da sizin yapacağınız bir yorum ne kadar sağlıklı olabilir?

Şunu da unutmamak gerekir.

Recep Tayyip Erdoğan’a muhalefet edenler bile, siyasette tartışmasız derecede başarılı olduğunu kabul ediyor.

Zira başarısız bir parti 25 yıl boyunca iktidarda kalamazdı.

İlk seçimde de yeniden seçileceğine iddiaya varım.

Çünkü şu an tepki gösterenlerin önemli bir bölümünün de seçim zamanı yine oy vereceğini çok iyi biliyorlar.

Şayet bunu bilmeselerdi, maliye bakanını çoktan göndermişlerdi.

Türkiye tarihinin en uzun ekonomik krizlerinden biri yaşanıyor olmasına rağmen, kimse yazar kasasını atamadı.

Berat Albayrak döneminde bile böylesine ağır bir tablo görülmemişti.

Hatta ilginçtir, bugün iş dünyasında Berat Albayrak’ı arayanlar bile var.

Yani demem o ki, gidişat belli, şartlar ortada. Ama yine de hükümet seçim bütçesi oluşturacak, piyasalar biraz canlanacak ve sonrasında yine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Bu arada, Türkiye Türkiye olalı Arap ülkeleriyle hiç bu kadar yakın ilişkiler içerisinde olmamıştı. Sanırım savunma sanayisi başta olmak üzere Arap ülkeleriyle yapılan anlaşmalar gereği ülkemize ciddi miktarda döviz girişi olacak. Bu da seçim öncesinde ilaç gibi gelecektir.

Ama tüm bunlar sizi rehavete kaptırmasın.

Bu milletin sağı solu belli olmaz. Bir bakarsınız tüm hesaplar ters köşe olur ve herkes büyük bir hayal kırıklığı yaşar.

Dedim ya, süreç çok hızlı işliyor. Kimse süreci tam olarak okuyamıyor, yorumlayamıyor.

Bakmayın siz televizyon ekranlarında her konuda uzman olan konuşmacılara. Onların çoğu konuşmak için konuşuyor.

Saha farklıdır, televizyon ekranları farklıdır.

Şahsım adına söylüyorum, gündemi okumaya çalışırken zaman zaman karmaşa yaşadığımı açıkça söylüyorum. Ama birileri maşallah, hiç çuvallamadığını düşünüyor.

Yazın bir köşeye, şu araştırma şirketlerinin açıkladığı anket sonuçları da gerçeği tam olarak yansıtmayacaktır.

Çünkü anketlerde verilen cevapların bir kısmının, kayda alınırım korkusuyla söylendiğini bilmeniz gerekir.

Bir de telefon dolandırıcılığının bu kadar arttığı bir dönemde, insanlar tanımadıkları numaralardan gelen bu tarz aramalara cevap bile vermiyor.

Gündemi ancak bu kadar özetleyebildim.

İnşallah yaşanan ve yaşanacak tüm gelişmeler, ülkemizin birliği, bütünlüğü ve huzuru için hayırlı olur.