BİR NAZIM KARADAĞ GÖÇTÜ BU DÜNYADAN…
Bazı insanlar vardır; aramızdan ayrıldıklarında yalnızca bir insanı değil, bir dönemi, bir hatırayı, bir dostluğu ve bir şehri de yetim bırakırlar.
Eczacı Nazım Karadağ da işte böyle bir insandı.
Ani bir kalp kriziyle göçtü bu dünyadan…
İnanmak zor. Daha dün gibi hatırlıyorum onu. Sesi, tebessümü, mütevazılığı, insanları bir araya getiren o sakin ve birleştirici tavrı…
Nazım ağabey, Iğdır’ın ileri gelenlerinden, kanaat önderlerinden biriydi. Ama hiçbir zaman kendisini öne çıkarmadı. İnsanlara tepeden bakmadı. Hoşgörüsüyle, samimiyetiyle, güzel yüreğiyle herkesin sevgisini ve saygısını kazandı.
O, Taylı İrevanlıydı.
İrevan onun için yalnızca bir şehir değildi.
İrevan; çocukluğun, geçmişin, aile büyüklerinin, dedelerin ve ninelerin hatırasıydı. Bir hasretti… Bir ömür taşınan sevdaydı.
“SEN BU İŞİ İYİ YAPIYORSUN” DİYEREK BAYRAĞI BANA DEVRETTİ
Bugün başkanlığını yaptığım Iğdır Azerbaycan Evi Derneğinin başkanlığını yıllarca Nazım ağabey yürüttü.
Sonra bir gün başkanlığı bana devrederken, “Sen bu işi iyi yapıyorsun” dedi.
Bu söz benim için bir görev devrinden çok daha fazlasıydı.
Bir ağabeyin kardeşine duyduğu güvenin ifadesiydi.
O günden sonra da hep yanımda oldu. Azerbaycan davasında, Iğdır’ın meselelerinde, kültürümüzün yaşatılmasında, iki kardeş ülke arasındaki gönül bağlarının güçlendirilmesinde aynı heyecanla yürüdü.
NAHÇIVAN’IN ZOR GÜNLERİNDE ORADAYDI
Nazım ağabey yalnızca konuşanlardan değildi.
Karabağ savaşının ve Nahçıvan’ın zor günlerinde büyük bir organizasyon gerçekleştirdi. Kamyonlar dolusu tıbbi malzeme ve gıdayı Nahçıvan’a ulaştırdı.
O günlerde yaptığı bu yardım, onun Azerbaycan sevgisinin ne kadar büyük olduğunun göstergesiydi.
Azerbaycan’a ilk gittiğinde Nahçıvan’da gördüğü ilgi ve sevgi karşısında duygulanır, gözyaşlarını tutamazdı.
Azerbaycan’ın kokusu ona geçmişini hatırlatırdı.
Bir şiir okunurdu…
Özellikle Samed Vurgun’un şiirlerini dinlerken gözleri dolar, bazen gözyaşlarını saklayamazdı.
Çünkü onun gözyaşlarında yalnızca bir şiirin hüznü yoktu.
Orada memleket hasreti vardı.
Orada İrevan vardı.
Orada geçmiş vardı.
Orada yarım kalmış bir hayat hikâyesi vardı.
BİZİM HAYALİMİZ AYNIYDI: İREVAN’A GİTMEK
Benim de onun da en büyük hayallerimizden biriydi İrevan’a gitmek…
Dedelerimizin, aile büyüklerimizin topraklarını görmek…
Geçmişimizin izlerini sürmek…
Bir gün İrevan’da yan yana yürümeyi, o topraklarda geçmişimizi yad etmeyi çok konuşmuştuk.
Ama olmadı Nazım ağabey…
Hayat bazen insanın en güzel hayallerini yarım bırakıyor.
Sen hasret duyduğun İrevan’ı göremeden gittin.
Anne ve babanın ardından sen de o topraklara kavuşamadan göçüp gittin bu dünyadan.
Belki de şimdi onların yanındasın.
Belki de yıllardır özlediğin topraklara, bizim göremediğimiz bir yerden bakıyorsun.
IĞDIR İÇİN YAPACAK DAHA ÇOK İŞİ VARDI
Nazım ağabeyin Iğdır için daha yapacak çok işi, kuracak çok hayali vardı.
Gençlerin eğitimine büyük önem verirdi.
Çok sayıda öğrenciye burs vererek onların okumasına katkı sundu. Bir çocuğun eğitimine yapılan yardımın, geleceğe yapılan en büyük yatırım olduğuna inanırdı.
Iğdır için projeleri vardı.
Daha güzel, daha yaşanabilir, daha kültürlü bir Iğdır hayal ederdi.
İnsanları birbirine düşürmek değil, bir araya getirmek isterdi.
Çünkü o, ayrıştırmayı değil birleştirmeyi bilenlerdendi.
ŞİMDİ BİR SANDALYE EKSİK…
Şimdi Iğdır’ın bir köşesinde Nazım Karadağ’ın eksikliği hissedilecek.
Bir sohbetimizde sesi duyulmayacak.
Bir toplantıda fikirleri sorulmayacak.
Bir Azerbaycan etkinliğinde gözleri dolmayacak.
Bir Samed Vurgun şiirinde yanında oturan dostuna bakıp duygulanmayacak.
Ve biz, her İrevan sözünü duyduğumuzda onu hatırlayacağız.
Çünkü bazı insanlar ölmez.
Onlar geride bıraktıkları iyiliklerle, yetiştirdikleri insanlarla, verdikleri desteklerle, dostluklarıyla ve güzel hatıralarıyla yaşamaya devam ederler.
Nazım ağabey de Iğdır’ın hafızasında yaşamaya devam edecek.
BİR AĞABEYİ DEĞİL, BİR DEĞERİ UĞURLADIK
Bugün yalnızca bir eczacıyı, bir kanaat önderini, bir Azerbaycan sevdalısını uğurlamıyoruz.
Bir ağabeyi uğurluyoruz.
Benim için ise çok daha özel bir acı bu.
Çünkü onunla yalnızca aynı davayı paylaşmadım; aynı memleket hasretini, aynı İrevan özlemini, aynı Azerbaycan sevgisini de paylaştım.
Bana bıraktığı en değerli miraslardan biri de güvendiği bir görevi teslim ederken söylediği o cümleydi:
“Sen bu işi iyi yapıyorsun.”
Ben o emaneti taşımaya devam edeceğim Nazım ağabey.
Senin sevdiğin Azerbaycan’ı, senin özlediğin İrevan’ı, senin değer verdiğin Iğdır’ı anlatmaya devam edeceğim.
Senin yarım kalan hayallerini unutmadan…
Belki bir gün İrevan’a gittiğimde, orada seni de anacağım.
Bir avuç toprağa bakıp,
“Nazım ağabey, sen göremedin ama ben senin için de geldim” diyeceğim.
Ve biliyorum ki o gün, gözlerim dolacak.
Çünkü bazı vedalar mezarlıkta bitmez.
Bazı insanlar toprağa değil, kalbimize gömülür.
Nazım ağabey…
Iğdır seni unutmayacak.
Azerbaycan sevdalıları seni unutmayacak.
Öğrencilerinin duaları seni unutmayacak.
Dostların seni unutmayacak.
Ben seni unutmayacağım.
Hasret duyduğun İrevan’ı göremeden gittin ama belki de şimdi, çok daha güzel bir yerden o topraklara bakıyorsun.
Ruhun şad, mekânın cennet olsun değerli ağabeyim.
Allah rahmet eylesin.

Başımız sağ olsun…