Bu Kalbimin Sevinci Senin Yadigârındır..."
Karabağ'dan Yükselen Umudun Hikâyesi
Serdar Ünsal
Büyük Azerbaycan sanatçısı Zeynep Hanlarova, dillerde söylenen eserlerinden birinde şöyle sesleniyor:
"Bu kalbimin sevinci senin yadigârındır."
Ben de bugün aynı duygularla bu sözleri söylemek istiyorum:
"Bu kalbimin sevinci senin yadigârındır, Sayın Cumhurbaşkanım İlham Aliyev.Kahraman Azerbaycan ordusu"
Yıllarca aynı soruyu kendime sordum.
"Acaba Karabağ'ı özgür görebilecek miyim? Acaba bir gün Şuşa'da, Hocalı'da, Ağdam'da, Fuzuli'de Azerbaycan bayrağı yeniden dalgalanacak mı?"
O yıllarda bu soruların cevabını kimse bilmiyordu.
Ama bugün biliyorum...
Allah bana o günleri görmeyi nasip etti.
Karabağ artık özgürdür.
Kahraman Azerbaycan Ordusu'nun fedakârlığı, şehitlerin kanı ve Sayın Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in kararlı liderliği sayesinde yıllarca işgal altında kalan Karabağ yeniden vatan oldu.
Bugün Karabağ'ın her köşesinde üç renkli şanlı Azerbaycan bayrağı ve Türk bayrağı gururla dalgalanıyor.
Şuşa'da...
Hocalı'da...
Fuzuli'de...
Hankendi'de...
Ağdam'da...
Bir zamanlar top seslerinin yankılandığı yerlerde bugün çocuk sesleri yükseliyor.
Yollar yapılıyor...
Tüneller açılıyor...
Köprüler kuruluyor...
Evler yükseliyor...
İş yerleri açılıyor...
Okullar, hastaneler, camiler yeniden hayat buluyor.
Otuz yılı aşkın işgal boyunca büyük yıkıma uğrayan Karabağ, adeta küllerinden yeniden doğuyor.
En güzeli de yıllarca hasret çeken insanların doğdukları topraklara dönmeye başlaması...
İnsanların baba ocaklarına kavuşması...
İşte beni en çok mutlu eden de budur.
Bu yıl düzenlenen 4. Şuşa Küresel Medya Forumu vesilesiyle Karabağ'ı bir kez daha görme fırsatı buldum.
Şuşa'nın temiz havasını ciğerlerime çekerken, Hocalı'da, Fuzuli'de, Ağdam'da ve Hankendi'de yürürken yapılan imar çalışmalarını gördükçe gözlerim doldu.
Yüreğimde yıllardır taşıdığım hasret yerini tarifsiz bir huzura bıraktı.
İşte tam o anda içimden yalnızca şu cümle geçti:
"Bu kalbimin sevinci senin yadigârındır, Sayın Cumhurbaşkanım İlham Aliyev.Kahraman Azerbaycan ordusu"
Şuşa Küresel Medya Forumu bana bir gerçeği daha gösterdi.
Azerbaycan artık Kafkasya'nın parlayan yıldızıdır.
Güçlü ekonomisi, güçlü devleti, kararlı liderliği ve gerektiğinde vatanı için canını vermekten çekinmeyen kahraman evlatlarıyla bölgenin en güçlü ülkelerinden biridir.
Forum boyunca dünyanın 52 ülkesinden gelen yaklaşık 160 gazeteci Karabağ'ı yerinde gördü.
Ermeni işgalinin bıraktığı izleri...
Yakılıp yıkılan şehirleri...
Ve bugün yeniden ayağa kaldırılan Karabağ'ı kendi gözleriyle gördüler.
Bu organizasyon yalnızca bir medya buluşması değildi.
Aynı zamanda dünyanın gözleri önünde tarihin ve hakikatin anlatıldığı büyük bir diplomasi başarısıydı.
Bu vesileyle başta Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Hikmet Hacıyev olmak üzere emeği geçen tüm ekibi gönülden kutluyor ve teşekkür ediyorum.
Onlar sadece kusursuz bir organizasyon gerçekleştirmediler.
Aynı zamanda Karabağ gerçeğini dünya kamuoyuna en doğru şekilde anlattılar.
Yıllar önce İran'da gezerken Güney Azerbaycanlı bir hanımla tanışmıştım.
"Nereden geliyorsunuz?" diye sorduğunda,
"Meşhed'den, İmam Rıza'nın türbesinden geliyoruz." demiştik.
Hanımım ise ona dönüp:
"Sen de gittin mi?" diye sorunca verdiği cevap hâlâ kulaklarımda:
"İmam Rıza beni daha çağırmadı. Çağırırsa giderim. Kısmet..."
O sözleri hiç unutmadım.
Bugün dönüp kendi hayatıma bakıyorum.
Karabağ da beni çağırdı.
Hem de iki kez...
Gittim...
Gördüm...
Şükrettim...
Yıllarca hayalini kurduğum topraklarda dolaştım.
Şuşa'nın sokaklarında yürüdüm.
Hocalı'nın sessizliğini dinledim.
Ağdam'ın yeniden doğuşuna tanıklık ettim.
Hankendi'nde yükselen yeni hayatı gördüm.
Ve içimden sadece şu dua geçti:
"Allah'ım, sana binlerce şükürler olsun. Bana ölmeden Karabağ'ı özgür haliyle görmeyi nasip ettin."
Şimdi ise yüreğimde tek bir hasret kaldı.
Atalarımızın yurdu İrevan'ı görmek...
Nenemin yaşadığı Tepebaşı Mahallesi'ndeki evini bulmak...
Ve Göy Mescid'de iki rekât şükür namazı kılmak...
Belki bir gün...
Belki o topraklar da beni çağırır...
Çünkü insanın doğup büyümese bile atalarının yaşadığı topraklara karşı içinde tarif edemediği bir özlem vardır.
Ben buna inanıyorum.
Nasıl ki yıllarca "Karabağ'ı görebilecek miyim?" diye düşündüm ve Rabbim nasip etti...
Belki bir gün İrevan'ı görmek de nasip olur.
Umut, insanın en güzel sermayesidir.
Ve ben o umudu hâlâ yüreğimde taşıyorum.
Sağol sayın cumhurbaşkanım İlham Aliyev Tanrı seni Türk Milletini ,Türk ordusunu korusun ve yüceltsin...