Dünyanın dengesini iki dengesiz bozuyor, dünya ise çaresizce seyrediyor.

Yaklaşık 50 yıldır ABD ve müttefikleri İran’a ambargo uyguluyor. Ambargonun herkesçe bilinen temel nedeni, İran’ın ABD’ye ve sonradan Ortadoğu’nun başına çıban olan işgalci katil İsrail’e biat etmemesi, boyun eğmemesidir.

Yani İran, Şah Rıza Pehlevi’den sonra ABD ve müttefiklerine boyun eğse, kaynaklarını onların emrine verse, bir nevi köleliği kabul etseydi bugün bölgemizi sarsan savaş yaşanmayacak, herkes otoriteye boyun eğerek gül gibi yaşayıp gidecektik!

Ancak bizlere 50 yıldır bilinçli ve kasıtlı olarak öcü gibi gösterilen İran, Hüseyni duruşuyla, siyonist ve emperyalist güçlere karşı dimdik durduğunu göstermiştir. İran halkının bile tam olarak bilmediği ve tahmin edemediği ölçüde teknolojisini ve silah sanayisini geliştirerek, bu dik duruşunun arkasında ciddi bir askeri güç oluşturduğu görülmüş, dünya da bu durum karşısında şaşkına dönmüştür.

ABD ve İsrail karşısında İran’ın gösterdiği direnç, iki ülkenin de hesaplarını bozmuştur.

Trump rotasını şaşırmış durumda. Ne dediğini bilmediği gibi, ne yapacağını da bilemez hale gelmiş. Askerlerinin cenazeleri ABD’ye gittikçe bu şaşkınlığını daha da gizleyemez olmuştur.

ABD ve İsrail, destekçileriyle birlikte Ortadoğu’da önlerinde hiçbir engel kalmaması için sürekli planlar yapıyor, projeler hazırlıyor ve bütçeler ayırıyor.

İran’ı doğrudan yenemeyeceklerini anlayınca bu kez “böl, parçala, yönet” taktiğini öne sürdüler. Önce Türk grupları üzerine planlar yaptılar. Bu plan yıllardır uygulanıyor. Ancak hesapları tutmadı. Besledikleri binlerce İranlı, ABD ve İsrail’in istediği şekilde ülkelerini bölmeye yönelik bir güç oluşturamadı. Ya da gerçeği görerek ülkelerine ihanet etmemek için geri durmayı tercih ettiler.

B planı ise ikinci İran saldırısında devreye sokuldu. Bu kez bölgedeki Kürt grupların sahaya sürülmesi istendi. PKK, PYD ve PEJAK İran’a karşı ayaklanmayınca Trump çılgına döndü ve Kürt gruplarına ağır sözler söyledi.

Ancak Türkiye’nin bölgede izlediği politikayı kimse hesap etmemişti. Türkiye, komşusunda yaşanacak bir bölünmenin kendisine de zarar vereceğini bildiği için somut adımlarla sürece müdahil oldu ve bölünmenin önüne geçti. Nitekim Arakçi de bu durumdan dolayı Türkiye’ye teşekkür etti.

Hatırlarsanız ikinci İran saldırısından önce MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İran’a destek veren açıklamalar yapmış, İslam birliği vurgusunda bulunmuşlardı.

İkinci ve üçüncü İran saldırılarında dikkat ederseniz Tebriz bölgesine yönelik saldırılar giderek yoğunlaşıyor. Tebriz bir Türk bölgesidir. Türklerden istediğini alamayan ABD ve İsrail, sürekli Tebriz’i bombalayarak bir anlamda Türklerden intikam almaya çalışıyor.

Aslında yaşananları iyi okumak gerekiyor. “ABD, İsrail için bu savaşa girdi” söylemleri bana göre gerçeği yansıtmıyor. İsrail, ABD’nin bölgedeki tetikçisi konumundadır. ABD ne istiyorsa İsrail de onu yapıyor. Filistin’in, Gazze’nin ve Lübnan’ın yaşadığı yıkımların ABD’nin bilgisi dışında gerçekleştiğini düşünmek mümkün değildir. Batı, bu politikanın içinde birlikte hareket ediyor.

Gerekçe nettir: Kendilerine tabii olmayanlar yok edilmek isteniyor. Ortadoğu’da siyonist ve emperyalist politikalara tabii olmayanların başında İran geliyor. Bunun yanında Hamas, Gazze, Lübnan ve Yemen de aynı baskıyla karşı karşıya kalıyor. Diğer ülkeler ise büyük ölçüde teslim olmuş durumdalar. Çünkü ülkelerinde kurulan ABD üslerinden başka ülkelere saldırılar düzenlenirken buna “Benim ülkemden üçüncü bir ülkeye saldıramazsınız.” diyemiyorlar. Bunun adı teslimiyettir.

İran ise karşılık verdiğinde şunu söylüyor: “Ben Katar’a saldırmıyorum. Katar’ın ABD’ye tahsis ettiği topraklarda bulunan ABD üslerini hedef alıyorum.”

Savaşın nereye varacağını şimdilik tahmin edemiyoruz.

İki şizofren katil Trump ve Netanyahu dünyayı ateşe vermiş durumda. Dünya ise sadece seyrediyor.

İran, her iki ülkeyi ve destekçilerini zor durumda bırakmış görünüyor. Allah’ın hakkını teslim etmek gerekirse, İran’ın onurlu duruşu karşısında şapka çıkarmak gerekiyor.

ABD ve İsrail’e karşı açık şekilde durabilen tek ülke olduğunu düşünüyorum. Omurgasız davranan Arap ve İslam ülkeleri adına ise utandığımı söyleyebilirim. İslam ile bağdaşmayan bu tutumların, İslam dünyasının yüz karası olduğunu ifade etmeden geçemeyeceğim.