Birkaç yazıyı üst üste Azerbaycan ve İran üzerine kaleme alınca, Iğdır’da “Konu mu yok?” diye serzenişte bulunanlar oldu.
Elbette Iğdır’da konu var. Ancak her konu gündem olabilecek nitelikte olmayabiliyor. Zaten yatırımları yazıyoruz, şehrin çöpünü, yolunu dile getiriyoruz, yapılması gereken işlerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtiyoruz. Ama sorun şu ki insanlar Google’a girip Yeşil Iğdır Gazetesi yazarak siteye girip haberleri okumaya üşeniyor. Mutlaka sosyal medyada görüp okumak istiyorlar. Yaptığımız haberleri sosyal medyada paylaşmamıza rağmen yine de üzerine tıklayıp siteye girmeyi yük olarak görüyorlar. Sonra da “Bu konuları neden yazmıyorsunuz?” diye serzenişte bulunuyorlar.
www.yesiligdir.com sitesine girerek yazılan haberleri ve makaleleri okursanız, şehrimizle ilgili tüm konuların kaleme alındığını görmüş olursunuz. Hatta bu konuda gurbette yaşayan hemşehrilerimizin takibi, şehirde yaşayanlardan daha yoğundur.
Yani anlayacağınız, yazılması gereken tüm konuları kaleme alıyoruz. Ancak toplumun hassasiyetlerini dikkate alarak, adabımuaşeret kuralları çerçevesinde yapılması gereken uyarıları yapıyor, önerilmesi gereken konuları öneriyoruz. Bunun ötesine geçmek hem haddimiz değildir hem de ahlakımız buna müsaade etmez.
Şunun da farkındayız, biz ne kadar hassas davranırsak davranalım, okuyucular arasında sizin ak dediğinize kara diyecek, sizin doğru dediğinize yanlış diyecek birileri mutlaka çıkacaktır. Bunu da hoş görmekten başka yapabileceğimiz bir şey yoktur.
Mesela bana göre şehrimizin en büyük sorunlarından biri çöp sorunudur.
Şehrimiz kirli. Her yerde çöp var ve maalesef hastalık saçan görüntülerle karşılaşabiliyoruz.
Defalarca yetkilileri uyararak, “Hepimiz aynı şehirde yaşıyoruz. Bu şehri vatandaş olarak bizler, yetkili olarak da sizler birlikte yaşanabilir hale getirebiliriz.” dedik.
Iğdır Belediyesi, “Bütçemiz yok.” gerekçesiyle 204 işçinin işine son verdiğinde de, “Madem çıkardınız, kendi istediğiniz kişileri işe alın ama yeter ki bu şehri temizleyin.” önerisinde bulunmuştuk.
Yani anlayacağınız, biz üzerimize düşeni fazlasıyla yaptığımıza inanıyoruz. Zaten yapabileceğimiz de bundan ötesi değildir.
YAPILAN YATIRIMLARI YAZMAK ASLINDA BİR DAVETTİR
Zaman zaman Iğdır’a gelen ve gelmekte olan yatırımları haberlerimizde veya köşe yazılarımda dile getirdiğimde, az da olsa bazı kişilerin “Cantürk Alagöz’ün reklamını yapıyor.” dediğine rastlıyorum.
Stratejiler kişilere göre değişir.
Benim stratejim şudur:
Ben, Cantürk Alagöz’ün girişimleriyle Iğdır’a gelen yatırımları sıraladığımda iki şeyi hedefliyorum. Birincisi, Cantürk Alagöz’ü yeni yatırımların gelmesi için teşvik etmek, ikincisi ise “Iğdır’da çok güzel gelişmeler oluyor, Iğdır cazibe merkezi haline geliyor, Iğdır değer kazanıyor.” algısını oluşturarak dışarıda yaşayan Iğdırlıların memleketlerine dönmesini, yatırım yapmasını ve şehre katma değer sağlamasını teşvik etmektir.
Elbette bunu kimi idrak eder, kimi etmez. Kimi bu bakış açısını önemser, kimi önemsemez.
Bizim işimiz önemsemek ve bu şehrin kazanımlarını artırmaya çalışmaktır.
Yani elin oğlu Iğdır’a gelip yatırım yapsa tapusunu bana vermeyecek ama şehrimize ve insanımıza mutlaka bir katkısı olacaktır.
Cantürk Alagöz’ün girişimleriyle Iğdır’a 400 yataklı hastane, Ünlendi Barajı’nın tamamlanması, Tuzluca Barajı’nın yapımına başlanması, kapalı boru sistemi sulama şebekesi, Iğdır Üniversitesi Ağız ve Diş Sağlığı Fakültesi’nin açılması, TOKİ konutları, Adliye Sarayı, onlarca okul, onlarca spor tesisi, stadyuma yapılan butik tribün, Iğdır Havalimanı’nın uluslararası uçuşlara açılması, Alican Yolu, 50 kilometrelik çevre yolu ile Aralık ve Karakoyunlu ilçelerinin doğal gaz yatırımları gibi daha nice proje kazandırıldı.
Bütün bunlar şehrimizin kazanımı değil mi?
Bu yatırımları duyurarak hem dış sermayenin şehrimize gelmesini teşvik etmek hem de Cantürk Alagöz’e teşekkür niteliğinde bir tutum sergilemenin kime ne zararı olabilir?
Cantürk Alagöz bu şehir için önemli bir referanstır.
Bu referansı kullanmak, bundan yararlanarak daha fazla yatırımın önünü açmaya çalışmak yanlış mıdır?
Sevgili okuyucular, bu şehir hepimizin ise yapılan yatırım da hepimizindir. Yapılmayan ise hepimizin kaybıdır.
Ben, şehrimizin güzelleşmesinden, gelişmesinden ve insanlarımızın refah seviyesinin yükselmesinden yanayım.
Türkiye çapında tanınan bir iş insanı olan hemşehrimiz, Iğdır sevgisiyle memleketine gelip milletvekili seçildi. Dokunmadığı tek bir Iğdırlı kalmadı. Iğdır’a önemli yatırımlar yaptı. Iğdır FK ile şehrin tanıtımına büyük katkı sundu. Milyonlarca dolar harcadı ve harcamaya da devam ediyor. Fabrikalar kurdu. Şimdi de yıllar önce satın aldığı şehir merkezindeki arsada, halkın yoğun talebi doğrultusunda AVM ve otel projesini başlatmaya hazırlanıyor.
Keşke aynı şekilde başka yatırımcılarımızın da yatırımları artsa ve şehrimiz metropol bir şehir haline gelse.
Mesela iş insanı Mehmet Sürkit de otel yatırımı ile Karakoyunlu ilçesinde tek katlı ve iki katlı AVM projeleri planlıyor. Otel için yer belirlendi. AVM ise mevcut fabrikasının bulunduğu alana yapılacak ve kısa süre içinde inşaatına başlanacak.
Turgay Aras da çok ciddi yatırımlar yapıyor. Çevre yolunda iki katlı açık konsept AVM, Bağlar Mahallesi’nde bulunan otopark alanına beş yıldızlı otel ve Küllük Köyü’nde yapımı devam eden tatil köyü projeleri sürüyor.
Yani kim bu şehre bir çivi çakıyorsa Allah razı olsun. Yapılan her yatırım şehrimizin kazanımıdır. Yapan da inşallah para kazanır, kazandıkça da yatırımlarını artırır.
İster siyaset, ister iş dünyası, ister eğitim, ister esnaf kısacası kim elinden gelen katkıyı sunarsa şehrimiz daha yaşanabilir bir yer olur. Sorunlarımız da her geçen gün azalır.
En önemlisi ise bu insanlarımızı destekleyelim ve önlerini açalım.
Dedikoduyla, çekememezlikle ve birbirimizi aşağı çekerek bir yere varamayız.