Hafta başında bir yazı kaleme aldım. Yazımın başlığını “Bir Türlü Beceremedik” koymuştum. İçeriği ise elbette sitem doluydu. Yazımda sivil inisiyatife, yöneticilere ve duyarsız kalan herkese yönelik bir serzeniş vardı.

Aslında serzenişimiz, olmayacak bir işi istemek değildi. Talebimiz yapılabilecek basit işlerde biraz hareket, biraz gayret ve biraz da birliktelikti.

Eleştiriyi veya serzenişi ben yazdım diye kendimi olayın dışında tutmuyorum. Ben de bunun içindeyim. Hepimiz el birliğiyle bu işleri yapmalı, şehrimizin toplumsal kazanımlarına öncülük etmeliyiz.

Aslında bu makaleyi genişletip içerisine siyasetçileri, bürokratları, akil insanları, kurum müdürlerini, sporcuları, esnafı, sendikaları, öğrencileri kısacası şehrin tamamını dahil etmek mümkündür.

Kaleme aldığım yazıya yoğun ilgi gösterildi. Bu da demek oluyor ki halk da bizim gibi düşünüyor.

Doğrusu, meseleye şöyle bir yaklaşım da getirilebilir:

Bürokrat projeyi hazırlar, siyasetçi takip eder, halk destek verir ve istenen yatırım şehre kazandırılmış olur.

Önceki yazım, Kars ilimize Azerbaycan Hava Yolları’nın sefer başlatması üzerine, şehrimiz özelinde bir hayıflanma içerikli olmuştu.

Muhteşem Ağrı Dağı’nın, 100 fabrikadan daha büyük fayda sağlayabilecek bir nimet olduğunu vurgulamıştım.

Aslında şehrimizi çok iyi tanımıyoruz. Tanısak, aklımıza çok daha farklı fikirler gelecektir. Mesela düşünsenize zaman zaman dillendirilen ama kimsenin “Bismillah” deyip başlayamadığı, Ağrı Dağı’nın eteklerine yapılan güvenlik ve turizm yolu boyunca bir teleferik olsa… Yaklaşık 70 kilometrelik bir hat ile Büyük ve Küçük Ağrı Dağı eteklerinde doğa gezileri yapılsa, sosyal tesisler kurulu olsa fena mı olur?

Bulakbaşı Köyü’nde bulunan doğa harikası gölet doğal haliyle korunup mesire alanına dönüştürülse fena mı olur?

Kervansaray, mevzuata takılmadan bir işletmeciye, hatta hiç kira alınmadan tahsis edilse, bakım ve onarımı da o işletmeci üstlense… Böylece hem insanların kervansarayı ziyaret etmesi sağlansa hem de otantik, yöresel bir restoran hizmeti sunulsa fena mı olur?

Üçkaya Köyü’nde bulunan gölün etrafına bungalov evler yapılsa, hafta sonlarında ailelerin gidip konaklayabileceği bir ortam oluşturulsa fena mı olur?

Bu mevsimde bile Ağrı Dağı’nda kayak yapılabilecek alanlar mevcut. Yani ovada hava sıcaklığı 40 dereceyi bulurken, dağda eksi 15 dereceler yaşanabiliyor. Düşünsenize, yerli ve yabancı turistlerin bu dönemde Ağrı Dağı’nda kayak yaptığını…

Bunlar ütopya falan değil. Türkiye çok büyük bir ülke. Yeter ki yerel halk istesin, bir araya gelip bir talep platformu oluştursun. Bürokrasi fizibilite çalışmalarını hazırlasın, üniversite bu işe el atsın. Eminim ki siyasiler de öncülük eder, devlet de gerekli onayı vererek yatırımları başlatır.

Şehirde şöyle bir kolaycılık var. Bir konu ortaya atıldığında hemen şu cümleyi duyarız: “Cantürk Alagöz’e söyleyin, yapsın.”

İyi hoş da, Cantürk Alagöz’ün konuyu ilgili bakanlıklara taşıyabilmesi için elinde teknik verilerin ve hazırlanmış projelerin olması gerekir. Zahmet olacak ama bari bu altyapı çalışmalarını bizler oluşturalım. Konuya hakim kişilerle birlikte Cantürk Alagöz’le görüşüp taleplerimizi iletelim. Daha doğru olan da bu değil midir?

Sevgili okuyucular,

Amacımız bu şehre yeni yatırımlar kazandırmaksa, el birliğiyle hareket etmeliyiz. Dilucu’ndan Gaziler’e, Kavaktepe’den Aras Nehri’ne kadar muhteşem bir coğrafyaya sahibiz. Bu zenginliği değerlendirmek, bizden sonraki nesillere daha yaşanabilir, daha güzel bir şehir bırakmak da hepimizin ortak vazifesidir.