Adalet Bakanlığına Akın Gürlek'in atanmasının ardından, özellikle suçla mücadele ve adaletin daha etkin işletilmesi konusunda vatandaşta bir umut ışığı doğmaya başladı.
Uzun zamandır kulak ardı edilen, sümen altı edilen, umursanmayan veya görmezden gelinen bazı konular yeniden gündeme gelmeye başladı.
Bu noktada İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'yi de ayrıca anmak gerekiyor.
Adalet ve İçişleri bakanlıklarının koordinasyonu içinde yürütülen çalışmalar, özellikle organize suç, uyuşturucu, yasa dışı bahis, dolandırıcılık ve sokak çeteleri gibi alanlarda daha görünür hale geldi.
Her iki bakanlık da ülkenin yıllardır biriken ve artık bir kambur haline gelen sorunlarının çözüme kavuşması için gece gündüz çalışıyor.
Her iki bakanımızın da ev yüzü görmediği, çoluk çocuklarıyla ilgilenmeye bile fırsat bulamadıkları oluyordur.
Adalet Bakanı Gürlek'in göreve gelmesinden sonra, özellikle uzun zamandır sonuç alınamayan bazı dosyaların yeniden gündeme gelmesi, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin suçun ve suçlunun peşine düşüleceğini göstermektedir.
Bunun yanında uyuşturucu, çete, yasa dışı örgütlenme, haksız kazanç, dolandırıcılık, zorla alıkoyma ve toplumun huzurunu bozma gibi birçok sorunun da üzerine gidilmeye başlanmış ve 81 ilde yapılan operasyonlarda suça bulaşmış, hatta suçu meslek edinmiş kişiler de tutuklanmıştır.
Bu durum elbette vatandaşın günlük hayattaki güven duygusunu da doğrudan etkilemiştir.
Çünkü vatandaşın devlete olan güveni yalnızca suçlunun yakalanmasıyla oluşmuyor. Vatandaş, haksızlığa uğradığında karşısında kendisini dinleyen bir devlet olduğunu, güçlü olanın değil haklı olanın korunacağını ve işlenen bir suçun yıllar sonra dahi olsa takip edileceğini gördüğünde kendisini daha güvende hissediyor.
Bu nedenle son dönemde suçla mücadelede ortaya konulan niyet de toplum açısından önemlidir.
Ülkemizin zaman zaman "suçlular cenneti" şeklinde anılması, toplumun tüm kesimlerini tedirgin ettiği gibi iş dünyasını da tedirgin ediyor. Çünkü yatırımın olduğu yerde güven, güvenin olmadığı yerde ise tereddüt vardır. Para ürkektir. Hukukun ve güvenliğin olmadığı yerde yatırımcı da doğal olarak daha temkinli davranır. Para da yurt dışına çıkar.
Bakan Gürlek ile birlikte halka bir özgüven geldi.
Yargı mensuplarının operasyon yapmaktan çekinmez oluşu, emniyetin ve jandarmanın suçun üzerine daha kararlı şekilde gitmesi de bunun sonuçlarıdır.
Ancak burada başka bir önemli mesele daha var.
Adalet yalnızca tecelli etmekle kalmamalı, zamanında da tecelli etmeli. İşte o zaman çok daha güzel olacak.
Çünkü suçlu yakalanıyor, soruşturma yapılıyor, dava açılıyor ama dosyalar yıllarca sonuçlanmıyorsa vatandaşın adalete olan güveni tam anlamıyla güçlenemiyor.
Zorbalar zorbalığını yapıp suçu işliyor ve "Nasıl olsa yıllar sonra bir af çıkar, hiçbir şey olmaz." düşüncesiyle toplumun huzurunu kaçırıyorlar. Basit bir dava bile yıllarca sonuçlanmayabiliyor.
Kira, kiracı, alacak, verecek, ticari ve kamu davalarında en çok yaşanan sorunlardan biri de hakim değişiklikleri. "Hakim değişti, gelen hakim dosyaya henüz bakamadı, falanca aya mahkeme günü verdi." derken o hakimin de tayini çıkıyor ve yeni hakim aynı süreçleri sil baştan ele alıyor.
Bu açıdan bakıldığında, Adalet Bakanlığının son dönemde yargılamaların hızlandırılması, adalete erişimin kolaylaştırılması ve makul sürede sonuç alınması yönündeki açıklamaları kıymetlidir.
Yargının içinden gelen ve uzun yıllar hakimlik, Adalet Bakan Yardımcılığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevlerinde bulunan bir Sayın Bakanımızın, yargının günlük işleyişinden kaynaklanan sorunlara daha yakından vakıf olması da önemli bir avantajdır.
Yargının tez zamanda tecelli etmesiyle ilgili yapılan açıklamalar, suç işleyenin suçunun yanına kâr kalmaması ve vatandaşın hakkını aradığında yıllarca mahkeme kapılarında beklemek zorunda kalmaması adına umut vericidir.
İnşallah bu hedeflere en kısa zamanda ulaşılır, insanlar sorunlarının çözümü için erken tecelli eden yargıya başvurma konusunda tereddüt yaşamazlar.
Sayın Bakanımızı bu gayretli çalışmalarından ötürü tebrik ediyorum.