Bazı insanların hayat hikâyeleri yalnızca bir özgeçmiş değildir. Onların hayatında doğdukları şehrin tarihi, yetiştikleri toplumun kültürü, çocukluklarının geçtiği sokaklar, tarlalar ve okullar; aldıkları eğitimin dönüştürücü gücü ve yıllar sonra doğdukları topraklara taşıdıkları birikim birlikte okunur.

Prof. Dr. Ekrem Gürel'in hayatı da böyle bir hikâyedir.

Kacerdoğanşalı köyünde başlayan bu hayat yolculuğu, Iğdır'ın küçük bir kasaba görünümünde olduğu yıllardan geçerek Ankara'ya, oradan İngiltere'ye, Bolu'ya, Amerika Birleşik Devletleri'ne ve Avustralya'ya uzanmış; nihayetinde yeniden Iğdır'a dönerek bir başka anlam kazanmıştır.

Bu hikâyenin en dikkat çekici tarafı ise şudur:

Iğdır'ın bağrından çıkan bir köy çocuğu, yıllar sonra bilim insanı ve profesör olarak doğduğu şehrin üniversitesine rektör olmuştur.

Bu nedenle Prof. Dr. Ekrem Gürel'in hayatını yalnızca akademik başarılar üzerinden değil, aynı zamanda Iğdır'ın sosyal ve ekonomik dönüşümüyle birlikte okumak gerekir.

Iğdır'ın Toprağında Başlayan Bir Hayat

Prof. Dr. Ekrem Gürel, Iğdır'ın Kacerdoğanşalı köyünde dünyaya gelmiştir.

Onun çocukluk yılları, bugünün Iğdır'ından farklı bir Iğdır'ın içerisinde geçmiştir.

O yıllarda Iğdır, bugünkü şehirleşme ve ekonomik çeşitliliğe henüz ulaşmamış, küçük bir kasaba karakteri taşıyan bir yerleşim görünümündedir. Halkın ekonomik hayatında tarım belirleyici bir yere sahiptir. Pamuk, bölgenin önemli tarımsal ürünlerinden biridir; sonraki dönemlerde şeker pancarı da Iğdır tarımının önemli unsurlarından biri hâline gelmiştir.

Ekrem Gürel'in çocukluğu da bu tarımsal hayatın içerisinde şekillenmiştir.

Onun dünyasında okul ile tarla birbirinden ayrı iki hayat alanı değildir.

Okulda kitaplarla, öğretmenlerle ve bilgiyle tanışırken; tarlada toprağın, bağda bahçede emeğin, üretimin ve sabrın ne olduğunu öğrenmiştir.

Bir köy çocuğu için hayatın ilk öğretmenlerinden biri topraktır.

Toprak insana sabretmeyi öğretir. Tohumun toprağa atılmasıyla ürünün alınması arasında uzun bir zaman vardır. Emek gerekir, beklemek gerekir, mücadele gerekir.

Bilim de aslında biraz böyledir.

Bir bilimsel düşüncenin ortaya çıkması ile sonuçlarının alınması arasında yıllar süren çalışma, sabır, araştırma ve emek vardır.

Belki de Prof. Dr. Ekrem Gürel'in ilerleyen yıllarda bilim dünyasında gösterdiği kararlılığın köklerinden bir bölümünü, çocukluk yıllarında tanıştığı bu topraklarda aramak gerekir.

Okul Sıralarından Dünyaya Açılan Kapı

Kacerdoğanşalı köyünde başlayan hayat, Iğdır'daki eğitim yıllarıyla yeni bir yön kazanmıştır.

Lise yıllarına kadar Iğdır'da öğrenim gören Ekrem Gürel'in hayatında eğitim, küçük bir kasabanın sınırlarını aşmanın ve dünyanın daha büyük olduğunu keşfetmenin kapısını açmıştır.

Sonraki yıllarda Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümüne giren Gürel, 1987 yılında bölümünü birincilikle tamamlamıştır.

Bu başarı, akademik hayatının ilk önemli kilometre taşlarından biridir.

Ancak asıl dikkat çekici gelişme bunun hemen ardından yaşanmıştır.

Aynı yıl TÜBİTAK'ın yurt dışı bursunu kazanan Ekrem Gürel, yüksek lisans yapmadan doğrudan İngiltere'deki University of Leeds'te doktora eğitimine başlamış ve doktorasını 1992 yılında tamamlamıştır.

Köyde başlayan bir çocukluk hikâyesinin birkaç yıl içerisinde İngiltere'nin önemli üniversitelerinden birinde doktora eğitimine ulaşması, Türkiye'de eğitimin toplumsal hareketlilik ve insan sermayesi oluşturmadaki gücünün de dikkat çekici bir örneğidir.

Tarla Bitkilerinden Bitki Biyoteknolojisine

Ekrem Gürel'in akademik serüveninin önemli bir özelliği, eğitimi ile araştırma alanı arasında güçlü bir bağ kurmuş olmasıdır.

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü mezunu olan Gürel, doktora sonrasında Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Şeker Enstitüsünde 1992-1995 yılları arasında teknik uzman olarak görev yapmıştır. 1995 yılında Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümüne yardımcı doçent olarak katılmış; 1998 yılında doçent, 2004 yılında profesör unvanını almıştır.

Burada dikkat çekici bir hayat çizgisi ortaya çıkmaktadır:

Iğdır'ın tarlalarından gelen bir çocuk, önce ziraat eğitimi almış; ardından bitki biyoteknolojisinin ileri araştırma alanlarında uzmanlaşmış ve yıllar sonra yeniden tarımın merkezindeki memleketine dönmüştür.

Bu bakımdan onun bilimsel geçmişi ile Iğdır'ın gelecekteki kalkınma ihtiyaçları arasında doğal bir kesişme bulunmaktadır.

Bolu Yılları: Bilim İnsanının Olgunlaşma Dönemi

Prof. Dr. Ekrem Gürel'in akademik yaşamının büyük bölümü Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nde geçmiştir.

Burada yalnızca öğretim üyeliği yapmakla kalmamış; Erasmus koordinatörlüğü, Biyoloji Bölüm Başkanlığı ve Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığı gibi çeşitli idari görevler üstlenmiştir. 2023 yılında Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı olarak görev yaparken Iğdır Üniversitesine rektör olarak atanmıştır.

Dolayısıyla Iğdır'a dönüşü, yalnızca bir bilim insanının memleketine dönmesi değildir.

Aynı zamanda uzun yıllar boyunca üniversite yönetimi konusunda tecrübe kazanmış bir akademisyenin, bu kez kendi doğduğu şehrin üniversitesinin sorumluluğunu üstlenmesidir.

Dünya Bilimiyle Kurulan Bağ

Prof. Dr. Gürel'in akademik kariyerinin bir diğer dikkat çekici yönü uluslararası deneyimidir.

Akademik çalışmaları kapsamında Avustralya'daki University of Queensland ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki University of California, Berkeley'de doktora sonrası araştırmalarda bulunmuştur. TÜBA'nın biyografik kaydı da Gürel'in bu uluslararası araştırma deneyimlerini ve TÜBİTAK destekli çalışmalarını doğrulamaktadır.

Bu deneyimler, onun bilimsel dünyaya yalnızca Türkiye'nin akademik çevresinden bakmadığını göstermektedir.

Türkiye'nin toprağından yetişmiş, Avrupa ve Amerika'nın bilim merkezlerinde araştırma yapmış, daha sonra Türkiye'ye dönerek akademik hayatını sürdürmüş bir bilim insanı profili ortaya çıkmaktadır.

Bu nedenle Prof. Dr. Gürel'in Iğdır Üniversitesine taşıdığı en önemli sermayelerden biri yalnızca akademik unvanları değil, uluslararası bilim kültürüyle kurduğu uzun süreli ilişkidir.

Bilimsel Üretim: Bitki Biyoteknolojisinden Tarımsal Geleceğe

Prof. Dr. Gürel'in uzmanlık alanının merkezinde bitki biyoteknolojisi bulunmaktadır.

Özellikle şeker pancarı, bitki doku kültürü, genetik dönüşüm, bitki stresleri ve biyoteknolojik ıslah gibi alanlarda çalışmalar yürütmüştür.

2008 yılında Ekrem Gürel, Songül Gürel ve Peggy G. Lemaux tarafından yayımlanan "Biotechnology Applications for Sugar Beet" başlıklı kapsamlı çalışma, şeker pancarında klasik ıslah yöntemleri ile biyoteknolojik yöntemlerin ilişkisini inceleyen önemli yayınlarından biridir. Çalışma Critical Reviews in Plant Sciences dergisinde yayımlanmıştır.

Bu çalışma ayrıca Prof. Dr. Gürel'in bilimsel uzmanlık alanının Iğdır'ın tarımsal geçmişiyle ne kadar ilginç biçimde kesiştiğini göstermektedir.

Çünkü çocukluk yıllarında Iğdır'da pamuk ve şeker pancarı tarımının içerisinde büyüyen bir insan, akademik hayatında şeker pancarının biyoteknolojisi üzerine uluslararası çalışmalar gerçekleştirmiştir.

Bu, hayat hikâyesinin belki de en güzel tesadüflerinden biridir.

Bilimsel Yayınlar ve Akademik Etki

Prof. Dr. Gürel'in bilimsel üretimi yıllar içerisinde geniş bir yayın ve proje portföyüne ulaşmıştır.

Iğdır Üniversitesinin güncel rektör özgeçmişinde Gürel'in 81'i SCI kapsamında olmak üzere toplam 191 bilimsel yayını, Google Scholar'da yaklaşık 3.700 atıfı ve 32 h-indeksi bulunduğu belirtilmektedir. Aynı kaynakta 14'ü TÜBİTAK destekli ve biri Avrupa Birliği projesi olmak üzere toplam 21 bilimsel projede yürütücü, araştırmacı veya danışman olarak görev aldığı aktarılmaktadır.

Buna karşılık TÜBA'nın daha önce yayımlanan biyografik kaydında 183 bilimsel eser ve bunların 102'sinin uluslararası olduğu bilgisi yer almaktadır. Bu farklılık, yayın sayısının farklı tarihlerde ve farklı veri tabanları üzerinden değerlendirilmesinden kaynaklanıyor olabilir. TÜBA kaydında Prof. Dr. Gürel'in ORCID numarası da 0000-0001-6262-2866 olarak verilmiştir.

Dolayısıyla akademik üretiminin büyüklüğü konusunda her iki kaynak da güçlü bir bilimsel üretime işaret etmektedir.

Üstelik bu üretim geçmişte kalmış değildir.

2025 yılında şeker pancarında biyotik streslere dayanıklılık konusunda yayımlanan kapsamlı bir derleme çalışmasında da Prof. Dr. Gürel'in imzası bulunmaktadır.

2026 yılında yayımlanan çalışmalarda ise şeker pancarının kloroplast genomları ve stres toleransı ile tohum çimlenmesinde hidro ve nanopriming uygulamaları gibi konularda Prof. Dr. Gürel'in araştırmacı olarak yer aldığı görülmektedir.

Bu durum, onun bilimsel faaliyetlerinin rektörlük göreviyle birlikte sona ermediğini; aksine araştırma alanıyla üniversite yönetimini birlikte sürdürdüğünü göstermesi bakımından önemlidir.

Turkish Journal of Biology ve Bilimsel Editörlük

Prof. Dr. Gürel'in akademik kimliği yalnızca araştırmacılıkla sınırlı değildir.

2012-2018 yılları arasında TÜBİTAK tarafından yayımlanan Turkish Journal of Biology dergisinin başeditörlüğünü yürütmüştür. Ayrıca TÜBİTAK BİDEB bünyesinde Grup Yürütme Kurulu ve Danışma Kurulu üyeliklerinde bulunmuştur.

Bir bilim insanının uluslararası nitelikteki bilimsel dergilerden birinin başeditörlüğünü üstlenmesi, akademik değerlendirme ve bilimsel yayıncılık konusunda da önemli bir deneyim kazandığını göstermektedir.

Dolayısıyla Iğdır Üniversitesinin başında bugün yalnızca araştırma yapmış bir profesör değil; aynı zamanda akademik kaliteyi, bilimsel yayıncılığı ve araştırma süreçlerini yakından tanıyan bir yönetici bulunmaktadır.

DOĞDUĞU ŞEHRE DÖNÜŞ

16 Mayıs 2025: Hayat Yolculuğunun Yeni Dönemi

Prof. Dr. Ekrem Gürel'in hayatındaki en anlamlı dönemeçlerden biri 2025 yılında yaşanmıştır.

16 Mayıs 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Iğdır Üniversitesi Rektörlüğüne atanmıştır. Daha önce Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı olarak görev yapan Gürel, böylece akademik hayatının önemli bir dönemini geçirdiği Bolu'dan doğduğu Iğdır'a dönmüştür.

Bu dönüşün sembolik değeri büyüktür.

Çünkü Iğdır'a dönen kişi artık çocuk Ekrem değildir.

Yıllar önce köyünden okula giden çocuk; Ankara Üniversitesi'nde bölüm birincisi olmuş, İngiltere'de doktora yapmış, Türkiye'de bilimsel çalışmalar yürütmüş, Amerika ve Avustralya'da araştırmalar gerçekleştirmiş, profesör olmuş ve üniversite yöneticiliği deneyimi kazanmıştır.

Şimdi ise çocukluğunun geçtiği şehre, şehrin üniversitesini yönetmek üzere dönmüştür.

REKTÖRLÜK DÖNEMİNİN İLK İŞARETLERİ

Prof. Dr. Gürel'in rektörlük döneminin ilk uygulamalarına bakıldığında üç temel yönelim dikkat çekmektedir:

bilimsel üretim, bölgesel kalkınma ve uluslararasılaşma.

Bu üç başlık, Iğdır Üniversitesinin geleceği açısından birbirinden bağımsız değil, birbirini tamamlayan alanlar olarak görülmektedir.

Iğdır Tarımıyla Üniversitenin Buluşması

Prof. Dr. Gürel'in uzmanlık alanı düşünüldüğünde, Iğdır tarımına özel önem vermesi şaşırtıcı değildir.

2026 yılında Iğdır Üniversitesi ile Iğdır İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğiyle "Iğdır'ın Tarımsal Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalıştayı" düzenlenmiştir.

Çalıştayda bitkisel üretim, hayvancılık, sulama, mera, bitki sağlığı, arazi kullanımı, pazarlama ve tarımsal kalkınma gibi başlıklar ele alınmıştır. Böylece üniversite ile üretici, kamu kurumları ve sektör arasında doğrudan bir bilgi alışverişi zemini oluşturulmuştur.

Bu gelişme özellikle anlamlıdır.

Çünkü yıllar önce Iğdır'ın tarlalarında çocuk olarak hayatı tanıyan Ekrem Gürel, bugün aynı toprağın sorunlarını bilimsel yöntemlerle çözmeye çalışan bir üniversitenin rektörüdür.

Katma Değeri Yüksek Tarımsal Ürünler

Iğdır Üniversitesinin YÖK tarafından desteklenen ihtisaslaşma alanlarından biri "Katma Değeri Yüksek Tarımsal Ürünler"dir.

Rektör Gürel'in açıklamalarına göre üniversitede lavanta, çörek otu, sarımsak ve stevia gibi tıbbi ve aromatik bitkiler üzerinde üretim yapılmakta; bunun yanında ürünlerin işlenmesi, ambalajlanması ve nihai ürüne dönüştürülmesine yönelik AR-GE çalışmaları yürütülmektedir.

Bu yaklaşım, tarımsal üretimi yalnızca "tarlada ürün yetiştirmek" şeklinde görmeyen bir kalkınma anlayışını göstermektedir.

Günümüzde gerçek ekonomik değer çoğu zaman ürünün yalnızca üretilmesinde değil;

üretim + işleme + teknoloji + markalaşma + pazarlama

zincirinin tamamlanmasında ortaya çıkmaktadır.

Iğdır Üniversitesi'nin tarımsal ihtisaslaşma çalışmalarının bu yönde geliştirilmesi, üniversitenin bölgesel kalkınmadaki rolünü güçlendirebilir.

17 Milyon TL Bütçeli Avrupa Birliği Projesi

Rektörlük döneminde dikkat çeken gelişmelerden biri de Iğdır Üniversitesinin uluslararası nitelikteki HALO-FORCE projesindeki rolüdür.

Yaklaşık 17 milyon TL bütçeli ve 48 ay süreli Avrupa Birliği projesinde İtalya'daki Padova Üniversitesi genel koordinatörlüğü üstlenirken, Türkiye ayağında Iğdır Üniversitesi, Kastamonu Üniversitesi, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi ve Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. ortak olarak yer almaktadır.

Projede Iğdır Üniversitesine; Alçatı Sulak Alanı'nda ekolojik haritalama, fenotipleme, metabolomik analizler ve saha doğrulama çalışmaları gibi önemli görevler verilmiştir.

Projenin iklim değişikliğine dayanıklılık, biyo çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir su yönetimi gibi alanlara odaklanması, Iğdır'ın tarım ve çevre sorunları açısından ayrıca önem taşımaktadır.

Bu gelişme, üniversitenin uluslararası bilimsel ağlara daha fazla bağlanma hedefinin somut örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir.

AZERBAYCAN VE TÜRK DÜNYASIYLA AKADEMİK KÖPRÜ

Iğdır'ın coğrafi konumu, üniversitenin uluslararasılaşma stratejisi açısından önemli bir avantajdır.

Iğdır; Azerbaycan ve Nahçıvan başta olmak üzere Kafkasya ve Türk dünyasına açılan stratejik bir coğrafyada bulunmaktadır.

Prof. Dr. Gürel'in rektörlük döneminde Azerbaycan'a gerçekleştirdiği temaslar bu açıdan dikkat çekicidir.

Azerbaycan Diller Üniversitesi, Azerbaycan Devlet Tarım Üniversitesi, Azerbaycan Milli İlimler Akademisi, Bakü Devlet Üniversitesi ve diğer kurumlarla görüşmeler gerçekleştirilmiştir.

Bu temasların en somut sonuçlarından biri Bakü Devlet Üniversitesi ile imzalanan geniş kapsamlı iş birliği protokolüdür.

Protokol kapsamında öğrenci ve akademisyen değişimi, ortak lisansüstü projeler, bilimsel araştırmalar, ortak yayınlar ve kültürel etkileşimlerin artırılması hedeflenmiştir.

Bu yaklaşım, Iğdır Üniversitesini yalnızca Türkiye'nin doğusunda bulunan bir üniversite olarak değil, Türkiye-Kafkasya-Türk dünyası arasında akademik bir köprü olarak konumlandırma vizyonunun işaretlerinden biri olarak okunabilir.

BÖLGESEL ÜNİVERSİTE MODELİ

Prof. Dr. Gürel'in rektörlük anlayışında dikkat çeken başka bir nokta da bölge üniversiteleriyle iş birliğidir.

Kars Kafkas Üniversitesi ve Ardahan Üniversitesi ile öğrenci ve akademisyen hareketliliği, ortak araştırma projeleri, bölgesel kalkınma ve eğitim-öğretim alanlarında iş birlikleri gündeme getirilmiştir. Iğdır ve Ardahan üniversiteleri arasında 2025 yılında akademik ve bilimsel iş birliği protokolü de yürürlüğe girmiştir.

Bu anlayış, üniversitelerin birbirleriyle rekabet eden kapalı kurumlar olmak yerine bölgesel sorunların çözümünde ortak akıl üreten kurumlar olması gerektiği düşüncesine dayanmaktadır.

Iğdır açısından bu yaklaşım önemlidir.

Çünkü Doğu Anadolu'nun ekonomik ve sosyal meseleleri tek bir şehrin sınırları içerisinde çözülebilecek sorunlar değildir.

Tarım, hayvancılık, lojistik, sınır ticareti, genç istihdamı, göç, çevre ve bölgesel kalkınma gibi konular bölgesel ölçekte ele alınmalıdır.

ÖĞRENCİYİ SADECE EĞİTMEK DEĞİL, ÜRETMEYE YÖNLENDİRMEK

Prof. Dr. Gürel döneminde dikkat çeken başka bir yönelim de öğrencilerin proje kültürünün geliştirilmesidir.

Üniversitede TÜBİTAK ve TEKNOFEST süreçlerine yönelik proje seferberliği kapsamında öğrencilere yönelik bilgilendirme ve rehberlik faaliyetleri düzenlenmiştir.

Bu yaklaşım, üniversite eğitiminin yalnızca ders ve sınav merkezli olmaktan çıkarılarak öğrencilerin araştırma, proje geliştirme, yenilikçilik ve girişimcilik yeteneklerinin geliştirilmesini hedeflemektedir.

Modern üniversitenin temel görevlerinden biri de zaten budur:

Bilgiyi tüketen değil, bilgi üreten gençler yetiştirmek.

BİR REKTÖRÜN EN BÜYÜK SORUMLULUĞU

Bir üniversitenin başarısı yalnızca öğrenci sayısıyla veya bina sayısıyla ölçülmez.

Asıl başarı;

bilimsel yayınlarda,

uluslararası iş birliklerinde,

nitelikli akademisyenlerde,

öğrenci projelerinde,

bölgesel kalkınmaya yapılan katkıda,

mezunların istihdamında,

üniversite-sanayi-kamu iş birliklerinde

ve toplumla kurulan ilişkilerde ortaya çıkar.

Bu bakımdan Prof. Dr. Ekrem Gürel'in önündeki temel görev, Iğdır Üniversitesini bölgenin bilimsel ve ekonomik ihtiyaçlarıyla daha güçlü biçimde buluşturmaktır.

Üstelik bu görev, onun kişisel hayat hikâyesiyle de örtüşmektedir.

Çünkü o, Iğdır'ın toprağını akademik olarak dışarıdan inceleyen bir bilim insanı değildir.

O toprağın içinden gelmiştir.

Iğdır'ın tarımını kitaplardan önce hayatın kendisinden tanımıştır.

Şehrin küçük bir kasaba olduğu yılları yaşamıştır.

Köy hayatını, tarlayı, bağı ve bahçeyi görmüştür.

Sonra bilim dünyasına girmiş ve aynı tarımsal gerçekliği bilimsel yöntemlerle incelemiştir.

Bugün ise bu birikimi Iğdır Üniversitesinin kurumsal vizyonuna taşımaktadır.

TOPRAKTAN GELEN BİLİM İNSANI

Prof. Dr. Ekrem Gürel'in hayat hikâyesinin belki de en güçlü tarafı burada ortaya çıkmaktadır.

Onun hikâyesi;köyden üniversiteye,topraktan bilime,Iğdır'dan dünyaya,dünyadan yeniden Iğdır'auzanan bir yolculuktur.

Kacerdoğanşalı köyünde başlayan hayat, Ankara Üniversitesi'nde bölüm birinciliğine; oradan İngiltere'de doktoraya; Bolu'da profesörlüğe; Amerika ve Avustralya'daki bilimsel araştırmalara; uluslararası yayıncılık deneyimine ve nihayet Iğdır Üniversitesi Rektörlüğüne ulaşmıştır.

Bu nedenle Prof. Dr. Ekrem Gürel'in rektörlüğünü yalnızca bir akademik atama olarak görmek eksik olur.

Bu atama, aynı zamanda Iğdır'ın yetiştirdiği bir bilim insanının kendi şehrine bilgi ve tecrübe birikimiyle dönmesi anlamına gelmektedir.

SONUÇ: BİR ŞEHRE GERİ DÖNMEK, BİR ŞEHRE BORCUNU ÖDEMEKTİR

İnsan hayatında bazı yollar vardır ki, insan o yolları yürürken nereye varacağını bilmez.

Kacerdoğanşalı köyünde başlayan bir çocukluk...

Iğdır'daki okul yılları...

Ankara Üniversitesi...

İngiltere'de doktora...

Şeker Enstitüsünde bilimsel ve teknik çalışmalar...

Bolu'da akademik hayat...

Amerika ve Avustralya'da araştırmalar...

Profesörlük...

Bilimsel yayınlar...

Projeler...

Akademik yöneticilik...

Ve sonunda yeniden Iğdır...

Hayatın büyük çemberi tamamlanmıştır.

Bir zamanlar köyünden okula giden çocuk, bugün Iğdır Üniversitesinin geleceğine yön veren rektördür.

Bir zamanlar tarlada toprağı işleyen çocuk, bugün bilimin toprağını işlemektedir.

Iğdır Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesinde Yeni Dönem
Iğdır Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesinde Yeni Dönem
İçeriği Görüntüle

Bir zamanlar Iğdır'ın küçük bir kasaba olduğu yıllara tanıklık eden çocuk, bugün Iğdır'ın geleceğini şekillendirecek kurumlardan birinin başındadır.

Bu nedenle Prof. Dr. Ekrem Gürel'in hikâyesi sadece kişisel bir başarı hikâyesi değildir.

Aynı zamanda eğitimin, bilimin ve liyakatin insan hayatını nasıl dönüştürebileceğinin Iğdır'daki somut örneklerinden biridir.

Bugün onun önündeki en büyük görev, sahip olduğu ulusal ve uluslararası akademik birikimi Iğdır'ın ihtiyaçlarıyla buluşturmaktır.

Iğdır Üniversitesi;tarım ve hayvancılığın,bitki biyoteknolojisinin,katma değerli tarımsal üretimin,sınır ve bölge ekonomisinin,lojistiğin,çevre ve su yönetiminin,Kafkasya ve Türk dünyasıyla akademik ilişkilerin,gençlerin bilimsel ve teknolojik üretiminin önemli merkezlerinden biri hâline gelebilir.

Prof. Dr. Gürel'in akademik geçmişi, böyle bir vizyon için güçlü bir birikim ortaya koymaktadır.

Onun hikâyesindeki en güzel cümle belki de şudur:

İnsan bazen dünyayı görmek için memleketinden ayrılır; fakat öğrendiklerini memleketine taşımak için geri döner.

Prof. Dr. Ekrem Gürel'in Iğdır'a dönüşü de böyle bir dönüş olarak okunabilir.

Köyden çıkan çocuk dünyayı gördü.

Bilimi öğrendi.

Bilim dünyasında kendisine bir yer edindi.

Ve sonunda doğduğu şehre geri döndü.

Şimdi önünde yeni bir görev vardır:

Iğdır'ın çocuklarının, yarının bilim insanlarının, akademisyenlerinin, mühendislerinin, girişimcilerinin ve yöneticilerinin yetişeceği üniversiteyi daha güçlü bir bilim yuvası hâline getirmek.

Çünkü bir şehir için üniversite yalnızca bir eğitim kurumu değildir.

Üniversite, şehrin geleceğe açılan kapısıdır.

Ve o kapının başında, bir zamanlar Iğdır'ın toprağında çocukluğu geçmiş bir bilim insanının bulunması, Iğdır açısından yalnızca anlamlı bir tesadüf değil; aynı zamanda önemli bir fırsattır.

Kacerdoğanşalı'nın toprağından çıkan bir çocuk, bugün Iğdır'ın bilim ufkuna yön vermektedir.

Bu nedenle Prof. Dr. Ekrem Gürel'in hikâyesi, aslında biraz da Iğdır'ın hikâyesidir.

Toprağın, eğitimin, bilimin ve memlekete duyulan vefanın hikâyesi...

Ve belki de bu hikâyenin bundan sonraki bölümü, Iğdır Üniversitesinin geleceğinde yazılacaktır.

Muhabir: Haber Merkezi