Sözer AKYILDIRIM
Iğdır Üniversitesi, Öğretim Görevlisi

Bir spikerin sesi, eski bir türkü, bir radyo tiyatrosundan yükselen cümle, akşam saatlerinde evin sessizliğini dolduran bir program… Aradan yarım asır geçse bile insan o sesi duyduğu günü, o sesin geldiği odayı, hatta yanında oturan insanları hatırlar.

27F53C13 9A87 49A5 B370 53Ebd4653Fa9

Çünkü biz bir radyo kuşağıydık.
Televizyonun her evde olmadığı, internetin, cep telefonlarının ve sosyal medyanın hayatımıza henüz girmediği yıllarda radyo bizim dünyaya açılan penceremizdi. Sabahları haberleri dinler, okul hazırlığı yaparken radyonun sesine kulak verirdik. Akşamları ise ailece radyonun etrafında toplanırdık.
“Arkası Yarın” başladığında evde başka bir sessizlik olurdu. Radyo tiyatrosunda bir hikâyenin içine girer, “Bizim Eller”de türkülerle uzak köylere, yaylalara, başka şehirlere giderdik. Bazen bir program biter, fakat onun sesi zihnimizde uzun süre devam ederdi.
Bugün iletişim bilimleri bize radyonun yalnızca bir eğlence aracı olmadığını söylüyor. Radyo; bilgilendiren, eğiten, kültürü taşıyan, toplumsal bağları güçlendiren bir kamu hizmetidir. Biz bunu kitaplardan öğrenmedik. Biz bunu yaşayarak öğrendik.
Bu kültürün Doğu Anadolu’daki en güçlü adreslerinden biri ise TRT Erzurum Radyosu idi.

1960'tan bugüne uzanan bir ses

TRT Erzurum Radyosu 11 Aralık 1960’ta deneme yayınlarına başladı, 15 Aralık 1960’ta ise resmen yayın hayatına girdi. İlk yayınlarını Toprak Mahsulleri Ofisine ait üç odalı bir mekânda gerçekleştirdi. 1966 yılında kendi binasına taşındı, 1997’de FM yayıncılığına geçti.
Fakat 66 yıllık bu hikâyeyi yalnızca tarihlerle anlatmak mümkün değildir.

Çünkü Erzurum Radyosu, Doğu Anadolu’nun sesini Türkiye’ye taşıdı.
Türkülerimizi kaydetti, sanatçılarımızı dinleyiciyle buluşturdu, yöresel kültürü görünür kıldı. Akademik çalışmalar, radyonun yaklaşık 250 halk ezgisinin derlenmesine doğrudan veya dolaylı katkı sağladığını; çocuk ve gençlik korolarıyla da halk müziğinin yeni kuşaklara aktarılmasında önemli bir rol üstlendiğini ortaya koyuyor.

Bir başka ifadeyle Erzurum Radyosu yalnızca yayın yapmadı; hafıza biriktirdi.
Bugün geriye dönüp baktığımızda bunun ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlıyoruz.
Çünkü unutulan bir türkü yalnızca bir ezginin kaybolması değildir. Bir köyün hikâyesinin, bir insanın hatırasının, bir coğrafyanın kültürünün kaybolmasıdır.

İmzalar Atıldı: Iğdır Üniversitesi ve Iğdır FK’dan Süper Lig Yolunda Güçlü İttifak!
İmzalar Atıldı: Iğdır Üniversitesi ve Iğdır FK’dan Süper Lig Yolunda Güçlü İttifak!
İçeriği Görüntüle

Radyonun arkasındaki görünmeyen kahramanlar
Bir kurumun tarihi, aslında o kurumda çalışan insanların hikâyesidir.
TRT Erzurum Radyosu’nun hafızasında çok sayıda isim var. Programcılar, yapımcılar, spikerler, teknisyenler, muhabirler…
Bunların içinde uzun yıllardır bu kuruma emek veren İsmail Bingöl ayrı bir yere sahip. Özellikle türkü derlemeleri ve halk kültürü alanındaki çalışmaları, Erzurum Radyosu’nun kültürel hafızaya yaptığı katkının önemli örneklerinden biri. 2025 yılında aldığı Türkiye Yazarlar Birliği ödülleri de bu emeğin karşılıksız kalmadığının güzel bir göstergesi.
Ama radyonun hikâyesi yalnızca ön planda görünen isimlerin hikâyesi değildir.
Cihat Kalpar gibi yayın ve yapım süreçlerinde görev alan isimler, yıllar boyunca bu sesin arkasındaki görünmeyen emeği taşıdılar. TRT Erzurum Radyosu’nun 65. yıl etkinliklerinde yayın şefleri arasında anılması, onun bu kurumsal hafızadaki yerini de ortaya koyuyor.

Ve bu hikâye bugün de devam ediyor.
Yıldıray Yıldız, Ömer Ergedik, Hande Zeynep Şengül, Alkın Tolga gibi sunucular; Azer Yılmaz Aydın, Alev Devrim Altun, Selma Talar, Elif Sucu ve Serap Tan gibi yapımcılar, Erzurum Radyosu’nun yeni kuşak seslerini oluşturuyor.
Bu isimleri anmak aslında bir şeyi hatırlatmak içindir:
Bir kurum, çalışanları kadar yaşar.
TRT Erzurum Radyosu’nun en büyük başarılarından biri de belki budur.

Teknoloji değişti, sesin anlamı değişmedi
Bugün radyo artık salonun köşesinde duran ahşap bir cihaz değil.
Telefonumuzda, bilgisayarımızda, otomobilimizde, internetin içinde…
Bir zamanlar radyonun başında beklerken şimdi tek tuşla dünyanın öbür ucundaki yayına ulaşabiliyoruz.
Fakat teknoloji ne kadar değişirse değişsin, iyi yayıncılığın temel ihtiyacı değişmiyor:
Güvenilir bilgi, nitelikli içerik ve insana dokunan bir ses.

TRT Erzurum Radyosu’nun bugün dijital imkânlarla da dinleyicisine ulaşması bu nedenle önemli. Çünkü mesele yalnızca eski bir yayın geleneğini sürdürmek değil; o geleneğin özünü yeni kuşaklara aktarabilmek.
Belki bugün çocuklar radyonun başında aileleriyle oturmuyor.
Ama onların da dinlemeye, öğrenmeye, bir hikâyenin içine girmeye ve kendi kültürünün sesini duymaya ihtiyacı var.

Bir vefa yazısı
Bugün TRT Erzurum Radyosu’nun 66 yıllık hikâyesine baktığımda, aslında kendi çocukluğumu da görüyorum.
Bir radyonun düğmesini çeviren çocukları…
Sabahın erken saatlerinde haber bekleyen insanları…
Akşam olduğunda radyonun etrafında toplanan aileleri…
Bir türkünün peşinden uzak diyarlara giden hayalleri…
Ve yıllar sonra o seslerin hâlâ hafızamızda olduğunu…
Belki bugün o radyoların çoğu evlerimizde yok.
Ama o sesler hâlâ bizimle.
Çünkü bazı kurumlar yalnızca hizmet vermez; toplumun hafızasında yer edinir.
TRT Erzurum Radyosu da böyle bir kurumdur.
O, Doğu Anadolu’nun sesini duyurdu.
Türkülerimizi kayda geçirdi.
Sanatçılarımıza mikrofon uzattı.
Çocuklara, gençlere, yetişkinlere ve yaşlılara yıllarca eşlik etti.
Ve en önemlisi, bir kuşağın hayatına sessizce dokundu.
Bu yüzden TRT Erzurum Radyosu’nun 66. yılı yalnızca bir kuruluş yıldönümü değildir.
Bu, bir kültür kurumuna; yıllarını bu sese adamış insanlara; mikrofonun önünde ve arkasında emek verenlere ve o sesi yıllarca dinleyen milyonlara bir vefa vesilesidir.
Bugün yapılması gereken, geçmişe yalnızca özlemle bakmak değil; o büyük ses arşivini korumak, dijital dünyaya taşımak ve gelecek kuşaklara bırakmaktır.
Çünkü sesler kaybolabilir, cihazlar değişebilir, teknolojiler eskir.
Ama iyi bir yayıncının sesi, güzel bir türkünün nağmesi ve insanın yüreğine dokunan bir söz…
hafızadan kolay kolay silinmez.
TRT Erzurum Radyosu da 66 yıldır bu coğrafyanın hafızasında konuşuyor.
Biz de bugün ona sadece bir yıldönümü mesajı değil, bir vefa selamı gönderiyoruz.
İyi ki vardın TRT Erzurum Radyosu.
İyi ki bu coğrafyanın sesini Türkiye’ye taşıdın.
İyi ki bir kuşağın çocukluğuna, gençliğine ve hatıralarına eşlik ettin.
Nice yıllara TRT Erzurum Radyosu…
Nice yıllara bu sese emek verenlere…
Ve nice yıllara, radyonun başında büyüyen o güzel kuşağın hatıralarına…

Muhabir: Haber Merkezi