Birçoğumuz zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık bile… 2009 yılına girdiğimiz günle, bitirdiğimiz gün arasında pek bir fark görmeyenlerimiz çoğunlukta olsa da, geride bıraktığımız yılın uzun geldiği, bitmek bilmediğini düşünenlerde vardı elbet…
Ben her ikisinin ortasında, hem çabuk geçti diyenlerdenim, hem de zor geçti diyenlerden…
Şöyle ki, günlerin ayları, ayların yılları kovaladığı dünyamızda, ne ilk bu dünyayı terk edecek olan, nede son terk edecek olan ben olmayacağıma göre, hayatın akışı içersinde onurlu ve başı dik bir yaşam sürdürmek amacımın gereklerine ayak uydurmaya çalıştım…
Kimi zaman beni geçmesinler diye hızlı koştum, kimi zaman durulup, ölümün varlığını düşünerek seyre koyuldum… Kimi, yaşı kemale ermiş olanlar, zamanı yakalayamadıkları için hayıflandılar yılın bitimine, kimileri her anı ızdırap olanlar günlerinin bir an önce geçmesini istediler…
Kimi okulda ders verirken girdiği demir parmaklıklar ardından dünyaya bakar oldu. Kimide dışarıdan onlara terörist muamelesi gösterdi…
2009 yılı da, önceki yıllar gibi çelişkilerle dolu geçip gitti…
Kimine acı çektirdi, kimine gülücükler dağıttı…
Kimine kan ağlattı, kimi kan akıttı…
Kimine hasret çektirdi, kimi sevgiden bıktı…
Kimine yol gözletti, kimi yol kesti…
Kimine vatan dedirtti, kimi vatanı sattı…
Kimine yasak koydu, kimine özgürlük tanıdı…
Kimi rahat rahat konuştu, kiminin telefonu dinlendi…
Kimi baş kaldırdı, kimi fişlendi…
Kimine teğet geçti, kimini ezdi geçti…
Kimi kriz mağduru oldu, kimi krizde büyüdü…
Kimi söylediği sözden mahkûm oldu, kimi konuştukça konuştu…
Kimi ben PKK’lıyım dedi serbest kaldı, kimi sayın dedi mahkûm oldu…
Kimine dağdan in iş vereceğiz dendi, kimi işsizlikten dağa çıkmaya hazırlandı…
Kimi simetrik dedi, kimi asimetrik…
Kimi kışladan konuştu, kimi meclisten...
Kimi dini araç olarak kullandı, kimi amaç edindi…
Kimi Ergenekon destanı okudu, kimi Ergenekon’u terörist ilan etti…
2009 yılının her günü ayrı bir gündem yarattı… İnsanlar bir önceki gündemi hafızaya kazımadan, yeni gündemlerle güne uyandı… Kafalar karmakarışık oldu, istikrar yerini istikrarsızlığa bıraktı… Kimse konuşamaz oldu. Konuşanlar dinlenir oldu. Özel hayatlar mercek altına alınıp şantajlar yapıldı. Susmayanlar susturuldu.
Ceza evleri tarihinde ilk defa bu kadar ünlü ve önemli insanlarla tanıştı… Yazarlar, akademisyenler, bilim adamları, eli kalem tutanlar terör örgütü kurmak suçundan yargılanıp mahkûm edildi…
Ancak, Dağdan inenler biz teröristiz deseler de serbest kaldılar… Çelişkilerle dolu 2009 yılında güzel işlerde oldu elbet…
Mesela Iğdır’a hava alanı kurulmaya başlandı…
Doğalgaz boru hattı Iğdır sınırına kadar getirildi…
Organize sanayi bölgesi alt ve üst yapı çalışması başlatıldı…
İran Boralan sınır kapısının açılması için görüşmeler ve ekonomik işbirliği toplantıları bölge valilerinin nezaretinde sürdürülüyor…
Ermenistan kapısı Nisan ayına kadar Karabağ’da olumlu bir adım atılırsa açılacak gibi gözüküyor…
Ağrı Dağının turizme açılması için ciddi anlamda çalışma yürütülüyor…
Iğdır’ın çevre il ve ilçelerle arasındaki duble yollar tamamlandı…
Eğitimde derslik sayısı bir hayli çoğaltıldı…
Sağlıkta uzman hekim yeterliliği sağlansa da, fiziki yetersizlik devam etmektedir…
Kurumlar her ne kadar politize olsalar da, işlevlik yönünden iyi yatırımlar yaptıkları gözlenmektedir…
Umulur ki, 2010 yılı 2009’u aratmaz…
Umulur ki, 2010 yılı esnafın yüzünün güldüğü, kapanan kepenklerin açıldığı, sönen işyerlerinin bacasının tekrardan tüttüğü yıl olur…
Umulur ki, 2010 yılı sözde değil özde kardeşliğin, barışın, huzurun hâkim olduğu yıl olur…
Cabbar Şıktaş
Aylardır İran etrafına yığınak yapan sırtlan sürüsü ABD ve İsrail, dün gece saldırıya geçti.
Bunca zaman psikolojik harp yaparak yıldırmaya çalışan siyonistler, her türlü hile, hurda ve aynı zamanda satın aldıkları ajanlar aracılığıyla İran’ı karıştırıp esir almaya çalıştılar ama başaramayınca vahşi yüzlerini gösterip savaş başlattılar.
İran, “Bana hangi ülkeden saldırı olursa karşılık vereceğim.” demişti.
Şimdi karşılık verince ciyaklamalar duyulmaya başlandı.
Irak, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde üssü bulunan ABD, o üslerden saldıracak, İran da durup seyredecek, öyle mi?
Birincisi, üssün kurulduğu yer o ülkenin değil, ABD’nin toprağıdır.
İkincisi, kendinizi bir gözden geçirin bakalım onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz var mı?
Sizin insanlığınız tartışılır.
Çünkü insan eti yiyenlerle, çocuk istismarcılarıyla aynı kulvarda yürüyorsunuz.
Vahşisiniz, insan değilsiniz.
Sizin adınıza Müslüman deniyor ama İbn-i Mülcem’siniz, Şimr’siniz, vahşisiniz. Ebu Süfyan’sınız, Muaviye’siniz, Yezid’siniz.
İran, sizin gibi onurunu, şerefini satmadığı için düşmanınız.
Sizler gibi el pençe divan esir olmadığı için düşmanınız.
İnsan eti yiyeni, Peygamber Ehlibeytine muhabbet besleyenlere tercih ediyorsanız, sizin inancınız yalandan ibarettir, sizin kıbleniz ABD ve İsrail, peygamberiniz de Trump ve Netanyahu’dur.
Allah, şu insan eti yiyen alçaklardan önce onurunu, şerefini ayaklar altına alanları, kızlarını sunanları kahretsin.
ABD ile İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka zorbalık, hukuksuzluk, kanunsuzluk yapıyor ve herkes korkusundan susuyor.
İran 50 yıldır bu siyonist şer cephesinin karşısında duruyor, taviz de vermiyor.
Ama satılmış, her şeyini siyonizmin emrine vermiş olanlar, sömürülmeyi kabul ederek kul köle olmuşlardır.
İzzetli duruşu olmayanlar, tarihin çukurunda kaybolup gidecektir.
Hz. Hüseyin 1400 yıldır ilk günkü acıyla yad ediliyor.
Ama Muaviye ve Yezid lanetle anılıyor.
Muaviye ve Yezid sevgisi besleyen IŞİD kafalılar bile çocuklarına Muaviye, Yezid adı koyamıyorlar. Çünkü onların İslam’a nasıl darbe vurduklarını, Peygamber’e nasıl savaş açtıklarını biliyorlar.
Ama Şia sevmiyor diye sevenler, hakkı inkar edenlerdir.
Eğer bir dinin temsilcisi Cübbeli Ahmet ise, yazık o dine, yazık o yolda gidenlere.
İnsan izzetli durmalı, izzetli ölmelidir.
Ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm olan bir yolculuğun içindeyiz. Üç günlük dünyada izzetsiz yaşamaktansa şereflice ölmek evladır.
Hz. Hüseyin Kerbela’da Yezid tarafından muhafazaya alındığında ne demişti? “Heyhât mine’z-zille.” Zillet bizden uzaktır.
Zilletle yaşamaktansa ölmek evladır.
ABD ve İsrail’in kölesi olarak yaşamaktansa vallahi de billahi de ölmek şereflidir.
Bu savaşın galibi İran olacaktır.
İnsan eti yiyenler asla galip gelemeyeceklerdir.
Olur ya şayet galip gelirlerse, sırada Türkiye var diye bağıranları duymamak imkansızdır.
Türkiye ve İran, ABD ve İsrail’in elde etmek istediği önemli coğrafyalardır.
Eğer siyonizme hizmet edilirse, ac
- Bakmayın Siz Üç Beş Satılmışa, Türk Halkı İran’ın Yanındadır 03.03.2026
- Sırtlan Sürüleri 01.03.2026
- Sessizlik İyidir 28.02.2026
- Hocalı Yakın Tarihin Kerbelasıdır 26.02.2026
- Ne Oruç Ye Ne de Kul Hakkı 22.02.2026
- “Vatandaş Huzurlu Uyumuyorsa İçişleri Bakanı da Uyumayacak” 17.02.2026
- Çok Şey Yapılıyor, Daha Çoğu İsteniyor 08.02.2026
- Bunların Alayı Sapık 04.02.2026
- ABD’NİN İRAN’A SALDIRISI SONU OLUR 29.01.2026
- Vali Taşolar’dan İlk İzlenim 25.01.2026
Yorumlar