Iğdır’da yaşanan bir gelişme bizi ne kadar ilgilendiriyorsa, ülkemizde ve komşularımızda yaşanacak gelişmeler de bizi bir o kadar ilgilendirir. Hatta kafa yorup bir kişiyi bile etkileyecek olsak, fikirlerimizi paylaşmamız gerektiğini düşünüyorum.
Geçtiğimiz günlerde İran konusunda yorumlar yapmıştım. Bazı alçak omurgasızlar, ABD ve İsrail’e bilerek ya da bilmeyerek uşaklık eden, gözü mezhep ve ırk taassubundan kör olmuş şeref yoksunları, sahte isimlerle hakaret ederek siyonizme hizmet ettiklerini açıkça dile getirmişlerdir.
Aslında atılan mesajlar, bizim ne kadar doğru yolda olduğumuzu göstermektedir.
Biz hiçbir dönem güce tapıp haksıza alkış tutmadık; vatana, millete, bayrağa ihanet içinde olanlarla beraber olmadık, olacak kadar da alçak değiliz.
Bizler her daim vatanımızın bölünmez bütünlüğünü savunan, bu uğurda bedel ödeyen, saldırıya uğramamıza rağmen eyvallah etmeyen, insani ilişkilerden kopmayan, yaşadığımız coğrafyanın gerçekleriyle yüzleşebilen, insanları ırk, din, dil ve inanç ayrımına tabi tutmayan bireyleriz.
Bugün ABD ve müttefikleri İran’ın etrafını sarmış durumda. ABD’nin İran’a her an saldırabileceği konuşuluyor.
Tabii ki saldırabilir. Tabii ki savaş gemileri ve İran’ı çevreleyen üslerden İran’a füzeler atabilir. İran yıkılırsa bu kasırga ülkemize de zarar verir demiştik, demeye de devam edeceğiz.
Bunu görmek için illa üstün bir akla sahip olmaya gerek yok. Irak, Suriye, Afganistan örneklerini defalarca verdim. İran’da da kısmen böyle bir durum olabilir.
Ancak unutmamak gerekir ki İsrail saldırısında İran’dan kitlesel bir göç olmadığı gibi, ülke dışında olanlar ülkelerine geri dönüyordu.
Yani elbette göç olur, elbette savaşın ortasında kalmak istemeyenler olabilir. Ama şu bir gerçek ki sokakta eylem yapanlar da vatan savunmasında üzerlerine düşeni yapar, savaş bittikten sonra da itirazlarını hukuk çerçevesinde dile getirebilirler.
Eylemleri savaşa dönüştürenler, siyonizme yataklık yapıp ülkelerine ihanet eden zavallılardır. Bu zavallılardan maalesef her ülkede fazlasıyla vardır.
ABD savaş öncesinde öncelikle psikolojik savaş yürütür. İnsanları psikolojik anlamda tüketip, sonra saldırıya gerek kalmadan hamlesini yapıp ülkeyi ele geçirmeyi hedefler.
Trump’un “İran anlaşma için beni aradı” sözü de bunun bir benzeri psikolojik harptir. Ya da “Hamaney yer altına çekildi” gibi yayılan haberler de aynı merkezden yapılan propagandalardır.
Keza İran’a saldırı söylentileri ortadayken bir anda Irak meselesinin gündeme gelmesi de benzer bir durumdur.
ABD kafaları karıştırıp algıyı başka tarafa yönlendirmeye çalışıyor.
Suriye’de yaşanan gelişmeler de aslında sürpriz değildi. PKK/PYD yıllardır ABD ve İsrail ile iş birliği yapmakta, adeta onların silahşörlüğünü yapmaktadır. Bunun yanlış olduğu, ABD’ye güvenilmemesi gerektiği çeşitli platformlarda dile getirildi.
Ama PKK/PYD bildiğini yaptı ve şimdi de çözüm sürecine balta vurarak ortada kaldı.
Bahçeli’nin başlattığı çözüm süreci nasıl coşkuyla alkışlandıysa, PYD ve PEJAK’ın sürece dahil olmayıp farklı kulvarlarda yollarına devam edeceğinin görülmesi de çok uzak bir ihtimal değildi.
Sağır sultan bile biliyor ki ABD ile iş tutanın ve direnenin başı beladan kurtulmaz.
İran iş tutmadığı için sürekli saldırı altındadır. Ama kolay lokma olmadığı da açıkça bilinmektedir.
Bu yüzden Irak’ın tüm petrol geliri Amerika’nın hesabına yatıyor olmasına rağmen yine Irak’a çemkirip, Irak üzerinden İran’a müdahale etmek istemektedir.
Anlayacağınız, her türlü şeytanlık ABD’nin gerçek yüzünü ortaya koymaktadır.
Nitekim Suriye, Venezuela ve Arap ülkelerinde olduğu gibi, ABD’ye kaynaklarınızı aktarırsanız sorun kalmaz. Aktarmazsanız ABD’nin şeytanlıklarıyla mücadele edebilmek için öz savunma sisteminizi kurmalı, omurgalı duruşunuzla meydan okumalısınız.
ABD ve İsrail’de ne duruş vardır ne de omurga. Onlar her türlü hileyi, hurdalığı ve alçaklığı kendilerine mübah saymaktadırlar.
Netanyahu’nun son açıklamasına dikkat ettiniz mi? “Şii yayılmacılığının önünü keseceğiz, sonra sıra radikal Sünnilere gelecek” diyor.
Yani sözde Müslümanların biri de çıkıp “Ulan Netanyahu, sen kim oluyorsun da İslam’a ayar vermeye çalışıyorsun?” demiyor.
Hakkını yemeyelim diyenler var: İran, Türkiye, Lübnan, Yemen…
Bu ülkelerin dışında İsrail’in lafını ağzına alan bile yoktur.
ABD, İran’ın etrafını yıllardır sarmalamış durumda. Şimdi de savaş gemileri bölgeye gitti, gidiyor. Ama emin olun, bir tabanca patlarsa bu ABD’nin yıkılışı olacaktır.
Çünkü ABD halkı cesetleri gördükçe ayağa kalkacak ve bu durdurulamayacaktır.
Yani ABD vurursa İran sessiz kalmayacaktır.