Doğrusu, bu anlaşma çok yönlü irdelenmesi gereken bir anlaşmadır.
Tabandan gelen uğultu ve sosyal medyada yürütülen yoğun eleştiriler üzerine, anlaşma sonrası Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, tepki gösterenleri rahatlatmak adına bir açıklama yaparak, “Bu anlaşma İran’a karşı yapılmış bir anlaşma değildir.” dedi.
Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’ın, hepimizin bildiği ve okuduğu şekliyle, üç ülkeden herhangi birine yapılacak olan saldırının üçüne de yapılmış olarak algılanacağı belirtilmiştir. Hassas bir dönemden geçildiği için bu anlaşmanın İran’a karşı yapılmış bir anlaşma olduğunu savunanlara hak vermekle beraber tez canlı davrandıklarını söyleyebiliriz.
Çünkü İran, ABD üslerine yaptığı saldırıda altını kalın bir şekilde çizerek, “O üsler ABD topraklarıdır. O topraklardan bana saldırı olduğunda, ben de ABD toprağında bulunan ABD’lilere karşılık veriyorum.” diyor.
Yani Mekke Anlaşması olsa da bu gerekçe geçerliliğini korur.
Şimdi olaya şöyle bakalım.
İran Şii, bu anlaşmayı yapan ülkeler ise Sünni.
Şii İran, ABD ve İsrail ile savaş halinde. Suudi Arabistan’da bulunan ABD üslerinden İran’a yapılan saldırılara İran karşılık vermekte ve Suudi Arabistan’da bulunan ABD üslerini vurmaktadır.
Yani ille de farklı bir pencereden bakıp, Mekke Anlaşması’nın İran’a yönelik yapıldığı neden tartışılıyor ki?
Belki de bunu gizli bir el tartıştırmak istiyor.
Suudilerin Yemen’le aktif savaşı devam ediyor.
Pakistan’ın Afganistan ile savaşı var, Hindistan ile de çok gerilimli bir ilişkisi bulunuyor.
Pakistan’ı bir tarafa koyalım.
Suudilerin, çok açık edemeseler de ABD’ye karşı sırt çevirmek istediği pencereyi aralasak olmaz mı?
Kabe’nin Suudi Arabistan’da olması elbette Suudileri muteber kılmaz. Zaten pek güvenilecek bir ülke yönetimi olmadığı da ortadadır. Kaldı ki yıllarca ABD’ye haraç vererek bir yönetimin ayakta tutulduğunu da herkes biliyor.
Yani Filistin ve Gazze kan ağlarken kılını kıpırdatmayıp, üstüne İsrail’i savunan fetvalar açıklayan bir ülke olmuştur.
Tüm bu olumsuz tavrına rağmen belki de imana gelmiştir. Belki de Türkiye’yi ve Pakistan’ı yanına alarak ABD’ye, “Artık sana ihtiyacım yok.” diyecektir.
Yani bence peşin hükümlü olmamak gerekiyor.
Bekleyip görmek en doğrusudur.
Aklın yolu birdir. Örneğin üç ülkede referandum yapılsa ve halklarına, “Mekke Anlaşması’nı doğru buluyor musunuz?” diye sorulsa, emin olun hiçbirinden destek çıkmaz.
Çünkü ilk bakışta bu anlaşmanın ABD ve İsrail’in çıkarlarına hizmet edecek bir anlaşma olarak görülmesi mümkündür.
Ancak işin doğrusu, ben böyle düşünmek istemiyorum. Bunun, yarınlarda ABD ve İsrail’e sırt dönülecek bir hamle olduğunu düşünmek istiyorum.
Liderlerin kendi aralarında her şeyi irdeleyip hesaplayarak anlaşmaya imza attıklarını varsayıyorum.
Anlaşma imzalandığı anda Sözcü gazetesi manşet attı ve “İlk tepki İsrail’den geldi.” dedi.
Bu da bir manipülasyon olabilir. Çünkü açıkça söylemek gerekirse Sözcü’ye de hiç güvenmiyorum.
Çünkü Sözcü, sol temayla İsrail güzellemesi yapan bir gazetedir. Bu anlaşmaya İsrail sözde tepki verdi derken, belki de bilerek kafaları karıştırıyordur.
Türkiye, bu anlaşmanın İran’a karşı bir anlaşma olmadığını açıkladı. Biz ülkemizin yetkili organlarının yaptığı açıklamayı esas alır, toplamda ise ülkemizin ali menfaatlerini gözetiriz.
Elbette ülkemizi uçuruma sürükleyecek bir durum hissettiğimizde de yapılanın yanlış olduğunu beyan ederiz.
Sözün özü,
Siyonizm ve emperyalizm karşısında duran herkes İran konusunda hassas olduğu için ister istemez senaryo kuruyor, olumsuz gördüğü yönden eleştirel bakabiliyor.
Mekke Anlaşması’na imza atan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan elbette imzayı atmadan önce defalarca istişare etmiş, enine boyuna değerlendirme yapmıştır.
Çünkü ülkede bir taraftan Terörsüz Türkiye süreci, diğer tarafta kaynayan Ortadoğu, İsrail-ABD-İran savaşı, öte yanda Rusya-Ukrayna savaşı, İsrail’in Filistin, Gazze ve Lübnan’da yaptığı katliamlar var.
Aslında denklemi kurmak, ülke menfaatlerini gözetmek öyle sanıldığı kadar kolay değildir.
Nihayetinde ortada adı konulmamış bir 3. Dünya Savaşı var.
Ama yapılan hesaplar ABD ve İsrail’in güvenliğine yönelik atılan adımlar olarak algılanınca ister istemez sesler yükselebiliyor ve tartışma büyüyor.
Ama sacayağının öyle olmadığını bilmemiz gerekiyor.
Türkiye bu süreci çok profesyonelce yönetecektir, emin olabilirsiniz.
Yani ben öyle okuyorum. Ya da öyle olmasını temenni ediyorum.
Unutulmasın, İran’ın etrafında bulunan tüm ABD üslerinden İran’a saldırı yapıldı, bir tek Türkiye’de bulunan ABD üslerinden yapılmadı.
Yani “Mekke Anlaşması İran’a karşıdır.” şeklindeki algı, bana göre denildiği gibi olmayacak.
Hatta Yemen-Suudi Arabistan savaşı bile bu anlaşmanın dışında tutulacaktır ya da bu savaş sonlandırılacaktır.