Iğdır’ın Değerlerinden İki Portre:
*Prof. Dr. Necati Alkış,
*Doç. Dr. Muhammet Ali Beyoğlu
Prof. Dr. Necati ALKIŞ
Iğdır’ın bereketli topraklarından, Aras Nehrinin uğultusuyla büyüyen sağlam bir dostluğun ve azimle yazılmış örnek bir hayat hikâyesinin vefa dolu portresi:
Aras’ın Sularından İnsanlığın Şifasına: Prof. Dr. Necati Alkış
Iğdır’ın Karakoyunlu ilçesine bağlı, eski adıyla Dize, bugünkü adıyla Koçkıran köyünün şirin ve mütevazı bir hanesinde doğdu Necati Alkış.
Aras Nehrinin çamurlu ama bereketli sularıyla büyüdü; çocukluğu, Aras’ın her iki yakasında yaşanan ayrılık hikâyelerini, “o tay” ile “bu tay” arasında bölünen yitik canların sızısını dinleyerek geçti. Aras’ın çılgın dalgaları arasında yankılanan körpe bebeklerin masum sesleri, onun ruhunda hiç susmayacak bir merhamet ve sorumluluk duygusunun ilk tohumları oldu.
Iğdır Lisesinin sıralarında başlayan dostluğumuzda Necati, sadece çalışkanlığı ve zekâsıyla değil, karakteriyle de hepimiz için özel bir yere sahipti. Sınıfça kurduğumuz futbol takımında defansın geçilmez kalesiydi. Kalemize yönelen hiçbir atağa geçit vermez, sahadaki azmi ve güven veren duruşuyla takımın omurgasını oluştururdu.
O yıllarda sahada gösterdiği bu geçilmez ve koruyucu irade, aslında gelecekte insan hayatını savunacağı büyük mücadelenin de bir habercisiydi.
Tıp Fakültesini kazanarak memleketinin gururu olan Necati, Dâhiliye Uzmanlığını Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde tamamladı. Yollarımız Sivas’ta bir kez daha kesişti. Ben Şarkışla’da görev yaparken ne zaman Sivas’a gitsem, evi bana her zaman açık olan, dostluğunu ve sofrasını esirgemeyen bir kardeş gibiydi. Özünü, kültürünü ve Azerbaycan Türkçesini en zarif, en akıcı haliyle muhafaza eden renkli bir ruhtu; öyle ki evlendiğim gün düğün merasimimin sunumunu ve spikerliğini de üstlenerek hayatımın en özel anına dostluğuyla damga vurmuştu.
Uzmanlık sonrası başarı basamaklarını azimle tırmanan dostum, Ankara Onkoloji Hastanesindeki özverili çalışmalarıyla kısa sürede adını duyurdu. Profesörlük makamına erişerek sadece ulusal alanda değil, akademik kariyeriyle dünya çapında saygın bir tıp adamı konumuna yükseldi. Tıbbın en zorlu alanlarından birinde, kanser hastalarının tutunacak dalı, dertlerinin devası, yaralarının şifası oldu.
Aras’ın uğultusuyla büyüyen Ağrı Dağı’nın dik ve mağrur duruşuyla O, dize köyünün çocuğu; tevazuundan, insancıl duruşundan ve candan dostluğundan hiçbir şey kaybetmeden milyonların dualarında yer etti.
Yolun ve bahtın her daim açık olsun kıymetli arkadaşım, değerli dostum Prof. Dr. Necati Alkış. Bu toplum senin gibi yüreği insan sevgisiyle dolu, mütevazı ve candan bir bilim insanıyla gurur duyuyor...

Doç.Dr. M. Ali Beyoğlu
Toprağın Bereketinden İnsanlığın Şifasına:
Doç. Dr. Muhammet Ali Beyoğlu
Bazı insanlar vardır; doğdukları toprağın ruhunu, büyüdükleri coğrafyanın karakterini bir ömür boyu simalarında ve duruşlarında taşırlar. Iğdır’ın o bereketli ovasından, Aras’ın berrak ve coşkun sularının kıyısından yetişen Doç. Dr. Muhammet Ali Beyoğlu da tam olarak böylesi bir değerdir. Küçük bir mahallede, mütevazı ve helal lokmayla yetişen o çocuk; azmi, ahlakı ve çalışkanlığıyla bugün göğüs cerrahisinin zirvesinde insanlığa şifa dağıtan dev bir hekim olarak karşımızdadır.
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Şehir Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı’nda üstlendiği sorumluluk, hekimliğin en zor, en hassas alanlarından biridir. Neşterin ucunda hayat taşıyan, nefes olmak için gecesini gündüzüne katan bu meslekte; deneyimi, yüksek tecrübesi ve sarsılmaz özgüveniyle güven veren bir limandır. Ancak onun hekimliğini asıl büyük ve kıymetli kılan şey, unvanlarının çok ötesindeki alçak gönüllülüğü, insan sevgisi ve kadim kültürümüzden beslenen o eşsiz tavrıdır.
Bir hekim düşünün ki, mesleğinin bütün inceliklerine hâkim bir uzman olmasının yanı sıra, hastasının yüreğine dokunmayı bilen bir gönül insanı olsun... Yakın zamanda eşimin rahatsızlığı süresince bizlere gösterdiği yol, titizlikle sürdürdüğü takip ve nihayetinde o şifalı elleriyle sunduğu sağlık; sadece bir tıbbi müdahale değil, bir memleket evladının gösterdiği en samimi vefadır. Ağrı Dağı gibi dimdik duran o vakur duruşunun ardında, darda kalana el uzatan, insanına değer veren merhametli bir yürek atar.
Kırk yılını milli eğitimin ve kültürün hizmetine adamış bir insan olarak; bir gencin nereden çıkıp nerelere ulaştığına bakarak onun geleceğini okumak benim için zor değildir. Ailesini ve komşuluğunu yakından bildiğim, evladım Uzm. Dr. M. Buğra Han’ın da kadim dostu olan bu yiğit evladımızın, tıp ilminin en yüce zirvelerine adını altın harflerle yazdıracağından en ufak bir şüphem yoktur.
Toprağının bereketini yüreğinde, Ağrı Dağı’nın vakarını başı üstünde taşıyan Doç. Dr. Muhammet Ali Beyoğlu; sadece zorlu ameliyatların değil, duaların ve gönüllerin hekimidir.
Yolun, bahtın ve ufkunu aydınlatan ışığın daim olsun; var ol, güzel insan...
Ziya Zakir ACAR
Eğitimci-Araştırmacı-Yazar