Sevgili okuyucular, bazen konulara anında tepki vermek yerine biraz düşünüp tartıp muhakeme ederek cevap vermemiz gerektiğini düşünüyorum.

Önümüzde iki konu var.

Biri, BM’nin 81. Genel Kurulu’nda İsrail Başbakanı katil Binyamin Netanyahu konuşurken Azerbaycanlı bir diplomatın, diğer sözde Müslüman ülkelerin temsilcileri gibi salonu terk etmemiş olması.

Öncelikle şunun altını çizmek gerekiyor.

İran, Hamas, Hizbullah ve Husiler dışında, o salondan kalkıp giden ve sözde protesto eden ülkelerin çoğu bugüne kadar İsrail’e bir çakıl taşı bile atmamıştır.

Ağızlarından düşürmedikleri Filistin ve Gazze’ye bir tane ağrı kesici ilaç bile göndermemişlerdir.

Salonu terk edenlerin çoğu, İran İsrail ve ABD’yi dize getirdiği için el birliğiyle, ABD ve İsrail’in isteği doğrultusunda İran’a ambargo uygulamışlardır.

“Vay arkadaş! Böyle kardeşlik olur mu hiç? Azerbaycan’dan bunu asla beklemezdik. Bu kabul edilebilir bir durum değil. Bunlar İsrail sevici, bunlar İsrail dostu…”

Yok ya! Bu kadar basit mi?

Bir diplomat salonu terk etmediği için kıyamet koparanlar, İsrail’e karşı savaşan, Filistin ve Gazze için varını yoğunu seferber eden, dokunulmaz olduğu düşünülen İsrail’e dokunup onu tarumar eden İran’a neden ambargo koydular?

Bir kişiden ötürü top yekün bir Azerbaycan’ı haksız yere incitenler, eleştirenler, İsrail sevici Arap ülkelerine neden duyarsızlar?

Asıl sorgulanması gereken buyken, ölü taklidi yapanlar samimi değillerdir.

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e yönelik muhalefetinizin hesabını, İsrail maskesinin arkasına saklanarak görmeye çalışıyorsunuz.

Oysa İsrail’in bir ıslığıyla koşacak olanlar var içinizde.

Konu Azerbaycan olunca bir anda koro halinde saldırıya geçen, ileri geri konuşanların samimi olmadıklarını düşünüyorum.

Azerbaycan bağımsız bir devlettir. Kendi kararlarını verebilecek iradeye, yeteneğe ve kabiliyete sahiptir.

Ancak ısrarla Azerbaycan’ı hem Türkiye ile hem de İran ile sürekli kavgaya sürüklemek isteyenlerin derin hesaplar peşinde oldukları da bir gerçektir.

Fakat unuttukları bir gerçek var. Türkiye ile Azerbaycan, tarihsel kardeşlik bağlarıyla birbirlerine sıkı sıkıya bağlıdır. Hakeza Azerbaycan ile İran arasında da tarihsel ve toplumsal bağlar vardır. Unutulmasın ki İran’da milyonlarca Türk yaşamaktadır.

Yani Türkiye ile İran’ın kapışmasını arzulayanlar umarım avuçlarını yalarlar.

Azerbaycan’da birçok Azerbaycan vatandaşı Yahudi yaşamaktadır. Türkiye’de de var, İran’da da var.

İran, İsrail ile savaş halinde diye kendi vatandaşı Yahudileri mi katledecek? Bugüne kadar herhangi birine hiçbir zarar gelmemiştir.

Yani devletlerin duygusallığı yoktur. Kendi öz çıkarları vardır. Bunun yanında dostları vardır.

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in, Sarkisyan’a “Türkiye burada yok, size ben cevap vereceğim.” dediği dönemde verdiği mesaj, dünyanın anlayacağı şekilde “İki devlet, tek millet” şiarının ne demek olduğunu açıkça göstermiştir.

Yani heveslenmeye, gereksiz polemikler üretmeye hiç gerek yok.

Filistin ve Gazze, insani olarak kırmızı çizgimizdir.

Ama önceliğin Arap ülkelerinde olması gerekir.

Arap ülkeleri İsrail ve ABD ile kuzu sarması olurken, Suudi Arabistan Yemen’de sıkışınca sözde bize dost oldu sanmayın.

Yemen İsrail’i vuruyor, Suudi Arabistan ise Yemen’i bombalıyordu. Şimdi cevap ağır gelince ciyaklamasınlar.

Sözüm ona İsrail’e karşı önce Müslüman Araplar bir taş atsın, sonra Azerbaycan’dan da füze atmasını talep etsinler.

Diğer bir konu da başörtüsü meselesi.

Pek dindar kardeşler, Azerbaycan’da başörtüsü konusunda yaşandığını iddia ettikleri kısıtlamalara bayağı tepki gösteriyorlar. İran’da ise başörtüsü yasağı fiilen kalktı biliyorsunuz.

Hatırlarsanız savaş sırasında başı açık kadınların en ön safta durduğunu gördük. “Vatan için ölmeye varız.” diyorlardı.

Din üzerinden yapılan siyaseti tamamen ve kişisel olarak reddediyorum. Samimi bulmuyorum.

Dini kullanıp yalanı, dolanı, haramı ve haksızlığı yapanlardan kaçabildiğim kadar uzak duruyorum. Varsın birileri “Dinden çıkmış.” desin.

Allah’a şükür, dinden çıkmadım. Din adına insanları kandıranlardan uzak duruyorum.

Ama mütevazı, alçak gönüllü, hoşgörülü ve Hz. Peygamber’in İslam anlayışını yaşayan insanlara gıpta ediyorum.

Bu yaygaraya gerek yok.

Azerbaycan laik bir cumhuriyettir. Okullarda başörtülü öğrencilerin eğitimine ilişkin kurallar varsa, bunlar ülkenin kendi mevzuatı çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bunun üzerinden feryat figan koparmaya da gerek yoktur.

Ülkeler bireylerin istekleri doğrultusunda yönetilmez. Kuralları, kaideleri, yasaları ve düzenleri vardır. Bunlara göre yönetilir.

Son söz olarak şunu söylemek istiyorum.

Körfez ülkeleri ve 22 Arap devleti İsrail’e ne kadar yakınsa, Azerbaycan’ın onlardan çok daha geride olduğunu düşünüyorum.

Sözü olan gitsin onları eleştirsin.

Taassuptan ötürü onları eleştirmeyip Azerbaycan’ı eleştiriyorsa buna denecek söz yoktur, derim.

Herkesin savaşı kendisi için önemlidir.

Azerbaycan’ın Karabağ Savaşı’nda Filistin Ermenistan’ın yanındaydı.

İsrail de Azerbaycan’ın.

Yani ülkelerin duyguları yoktur, çıkarları vardır.