GANİRE PAŞAYEVA: İKİ DEVLETİN DEĞİL, BİR MİLLETİN GÖNÜL ELÇİSİ-
SERDAR ÜNSAL
Bazı insanlar vardır; makamlarıyla değil, gönüllerde bıraktıkları izlerle yaşarlar.
Bazı insanlar vardır; bir ülkenin değil, bir coğrafyanın sesi olurlar.
Ve bazı insanlar vardır ki, sınırları aşan bir sevdanın, ortak bir tarihin ve kardeşliğin sembolü haline gelirler.
Ganire Paşayeva işte böyle bir isimdi.
Ganire Paşayeva; doktor, gazeteci, siyasetçi, yazar ve Türk dünyasının gönül insanı olarak kısa sayılabilecek 48 yıllık ömrüne çok büyük mücadeleler sığdırdı.
Fakat Ganire Paşayeva'yı anlatırken bunların hiçbiri tek başına yeterli değildir.Çünkü onu farklı kılan, Azerbaycan için taşıdığı sevginin Türkiye sevgisinden, Türkiye sevgisinin ise Türk dünyası idealinden ayrı olmamasıydı.
TÜRKİYE'Yİ SADECE BİR ÜLKE OLARAK GÖRMEDİ
Ganire Paşayeva Türkiye'ye geldiğinde yalnızca bir siyasetçi olarak gelmedi.
Anadolu'nun şehirlerini dolaştı. Üniversitelerde gençlerle buluştu. Konferanslara katıldı. Gazetecilerle, akademisyenlerle, sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldi.
Türkiye'nin tarihini, kültürünü ve meselelerini anlattı; Azerbaycan'ı Türkiye'ye, Türkiye'yi Azerbaycan'a anlattı.
Onun için Bakü ile Ankara arasındaki kardeşlik yalnızca diplomatik ilişkilerden ibaret değildi.
Bu kardeşlik; Çanakkale'den Bakü'ye, Kars'tan Tovuz'a, Şuşa'dan İstanbul'a uzanan ortak bir hafızaydı.
Nitekim Paşayeva, Türkiye'nin güçlü olmasının Türk dünyasının güçlü olması anlamına geldiğini savunuyordu. Türkiye'de çok sayıda etkinliğe katılması ve Türk dünyası konusunda yaptığı konuşmalar, bu anlayışının en önemli göstergelerinden biriydi.
KARABAĞ DAVASININ GÜR SESLERİNDEN BİRİYDİ
Ganire Paşayeva'nın hayatında Karabağ'ın ayrı bir yeri vardı.
Karabağ meselesini yalnızca Azerbaycan'ın siyasi meselesi olarak görmedi. Uluslararası platformlarda Azerbaycan'ın tezlerini anlatmak için büyük çaba gösterdi.
Onun konuşmalarında Karabağ vardı.
Şuşa vardı.
Hocalı vardı.
Türk dünyası vardı.
Ve bütün bunların üzerinde Azerbaycan'ın bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne duyduğu büyük sevgi vardı.
TÜRK DÜNYASININ SINIRLARINI GENİŞ GÖRDÜ
Ganire Paşayeva'nın Türk dünyası anlayışı yalnızca Azerbaycan ve Türkiye ile sınırlı değildi.
Özbekistan'dan Kazakistan'a, Kırgızistan'dan Türkmenistan'a, Irak Türkmenlerinden Balkanlara kadar Türk dünyasının farklı bölgeleriyle ilgilendi.
Türk dünyasının ortak kültürünün, tarihinin ve dilinin yaşatılması gerektiğini savundu.
Bu nedenle onu sadece Azerbaycan'ın milletvekili olarak değerlendirmek eksik kalır.
O, Türk dünyasının ortak meselelerini kendi meselesi bilen bir aydın ve siyasetçiydi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 100. yılına ithafen hazırladığı “Adım Adım Türkiye” projesi de bu açıdan anlamlıydı. Türkiye'nin 57 ilinde gerçekleştirilen çalışmalarla Anadolu'nun tarihi ve kültürel zenginliklerini Azerbaycan kamuoyuna anlatmayı amaçladı.
SADECE KONUŞMADI, ÜRETTİ
Ganire Paşayeva'nın en önemli özelliklerinden biri de söylediklerini eserleriyle desteklemesiydi.
Çok sayıda kitap ve makale kaleme aldı.
“Dünyanın Kaybettiği Büyük İnsan” adlı eserini Mustafa Kemal Atatürk'e ithaf etti.
“Ganire Paşayeva ile Adım Adım Türk Dünyası”, “Karabağ Hikâyeleri”, “Ali Bey Hüseyinzade Turan”, “Tarihe Adını Yazdıran Kadınlar” gibi eserlerle tarih, kültür, milli kimlik ve Türk dünyası üzerine düşüncelerini gelecek kuşaklara aktardı.
Onun için kitap sadece okunacak bir eser değildi.
Kitap, gençlere ulaşmanın; tarih bilincini güçlendirmenin ve Türk dünyası arasındaki gönül bağlarını kuvvetlendirmenin bir yoluydu.
TÜRKİYE'DE BİR MİSAFİR DEĞİL, BİR KARDEŞ OLARAK GÖRÜLDÜ
Ganire Paşayeva Türkiye'ye her gelişinde büyük bir ilgiyle karşılandı.
Çünkü Anadolu insanı onun samimiyetini gördü.
O, kürsülerden konuşurken sadece siyaset yapmıyordu.
Kalpten konuşuyordu.
Azerbaycan'ın acısını anlatırken Türkiye'nin acısını kendi acısı gibi görüyor, Türkiye'nin sevincini Azerbaycan'ın sevinci olarak değerlendiriyordu.
Bu nedenle Türkiye'de sadece siyasetçiler tarafından değil; gazeteciler, akademisyenler, öğrenciler, sanatçılar ve Türk dünyasına gönül vermiş milyonlarca insan tarafından sevildi.
GENÇLERE BIRAKTIĞI EN BÜYÜK MİRAS
Ganire Paşayeva'nın belki de en önemli mücadelesi gençler içindi.
Gençlerin tarihini bilmesini, diline sahip çıkmasını, Türk dünyasını tanımasını ve geleceğe güvenle bakmasını istedi.
Onun konuşmalarında sürekli aynı düşünce öne çıkıyordu:Güçlü bir Azerbaycan, güçlü bir Türkiye ve güçlü bir Türk dünyası.
Bu düşünceyi siyasi slogan olmaktan çıkarıp kültür, eğitim, edebiyat ve insan ilişkileri üzerinden yaşatmaya çalıştı.
28 EYLÜL 2023'TE BİR YILDIZ KAYDI
. Vefatı Azerbaycan'da olduğu kadar Türkiye'de ve Türk dünyasında da büyük üzüntüye yol açtı.
Aradan yıllar geçti.
Fakat bazı insanlar için zaman, unutulmayı getirmez.
Tam tersine, bıraktıkları mirasın değeri zaman geçtikçe daha iyi anlaşılır.
Ganire Paşayeva da bugün hâlâ konuşmalarıyla, kitaplarıyla, mücadeleleriyle ve Türkiye-Azerbaycan kardeşliğine verdiği emeklerle hatırlanıyor.
GANİRE PAŞAYEVA'NIN MİRASI
Bugün Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerden söz ederken yalnızca cumhurbaşkanlarını, hükümetleri ve diplomatik anlaşmaları konuşmak yeterli değildir.
Bu kardeşliği yıllarca halklar arasında taşıyan gönül elçilerini de hatırlamak gerekir.
Ganire Paşayeva onlardan biriydi.
Belki bir diplomat değildi.
Ama diplomatlardan daha fazla gönül köprüsü kurdu.
Belki bir tarihçi değildi.
Ama tarihin ortak hafızasını milyonlara anlattı.
Belki sadece bir milletvekiliydi.
Ama milyonların sesi olmaya çalıştı.
Ve belki sadece 48 yıl yaşadı.
Ama bir ömre sığmayacak kadar büyük bir sevda bıraktı.
Onun sevdası Azerbaycan'dı.
Onun sevdası Türkiye'ydi.
Onun sevdası Karabağ'dı.
Onun sevdası Türk dünyasıydı.
Ve belki de Ganire Paşayeva'yı en güzel anlatan cümle şudur:O, iki devlet arasındaki kardeşliğin değil, tek milletin gönül bağının savunucusuydu.
Ganire Paşayeva bugün aramızda değil.
Ama onun sesi hâlâ Bakü'den Ankara'ya, Tovuz'dan İstanbul'a, Şuşa'dan Kars'a kadar uzanan geniş coğrafyada yankılanıyor.Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
Onu unutmayacağız.
Çünkü bazı insanlar ölmez;
fikirleriyle, eserleriyle ve kurdukları gönül köprüleriyle yaşamaya devam eder.