Şehriyar’ın Yüreğinden Yükselen Sitem: Neden Şimdi?

Bazı insanlar hayatımıza erken girer, bazıları ise tam da ihtiyacımız olan anda gelmez.

Bekleriz...

Yıllar geçer.

Gençliğimizin en güzel günleri, umutlarımız, hayallerimiz ve sevgilerimiz birer birer geride kalır.

Sonra bir gün, yıllardır beklediğimiz insan çıkıp gelir.

İşte o zaman insanın ağzından tek bir cümle dökülür:

“Neden şimdi?”

Türk dünyasının büyük şairlerinden Muhammed Hüseyin Şehriyar’ın dizelerinde de işte bu gecikmiş aşkın, kaybolmuş zamanın ve geri dönmeyen gençliğin acısını görüyoruz.

“Geldin, canım kurban olsun, neden şimdi?” diye başlayan şiir, aslında bir sevgiliye söylenmiş sözlerden çok daha fazlasıdır.

Bu şiirde Şehriyar, yıllarca beklediği sevgilisine sitem eder.

Ama bu sitemin içinde öfke kadar büyük bir kırgınlık, kırgınlık kadar büyük bir aşk vardır.

“BEN GENÇLİĞİMDE BEKLEDİM SENİ”

Şair şöyle seslenir:

“Ben ki elden ayaktan düştüm, neden şimdi?”

Bu söz, yalnızca yaşlılığın ifadesi değildir.

Şehriyar burada geçen yıllara isyan eder.

Çünkü aşkın da bir zamanı vardır.

İnsanın gençliğinde sevdiğine kavuşmak istemesi başkadır, hayatının sonlarına yaklaşırken kavuşması başka...

Gençlikte insanın önünde uzun yıllar vardır.

Yaşlılıkta ise geriye dönüp bakılan yıllar vardır.

Şehriyar'ın acısı tam da burada başlar.

Sevgili gelmiştir ama zaman geçmiştir.

SÜHRAB ÖLDÜKTEN SONRA GELEN İLAÇ

Şiirin en çarpıcı bölümlerinden biri Sührab benzetmesidir.

Şair, sevgilisinin gelişini Sührab öldükten sonra getirilen ilaca benzetir.

Bu benzetmenin altında Firdevsî'nin Şehnâme destanındaki trajik Sührab hikâyesi vardır.

Rüstem, kendi oğlu Sührab'la karşı karşıya gelir.

Baba oğlunu tanımaz.

Savaşın sonunda Sührab ölümcül şekilde yaralanır.

Gerçek ortaya çıktığında ise artık çok geçtir.

İşte Şehriyar da sevgilisine bunu söyler:

“Sen benim ilacım olabilirdin. Fakat şimdi geldin. Artık yaranın iyileşmesi için çok geç.”

Bazen hayatta en acı gerçek budur.

Doğru insan, yanlış zamanda geldiğinde de insanı mutlu edemez.

GENÇLİĞİMİ NAZLARINLA GEÇİRDİN

Şehriyar'ın bir başka dizesi ise insanın içine dokunur:

“Sevgilim gençliğimi nazlarınla geçirdin.

Naz çekecek yaşta değilim, neden şimdi?”

Bu sözlerde büyük bir hayat muhasebesi vardır.

Bir insan gençken sevdiğinin nazını çeker.

Bekler.

Affeder.

Umut eder.

“Bir gün gelecek” diye düşünür.

Fakat yıllar geçtikçe insan değişir.

Beklemekten yorulur.

Hayatın ne kadar kısa olduğunu anlamaya başlar.

Şehriyar'ın sitemi de buradan yükselir:

“Ben seni beklerken gençliğimi tükettim. Şimdi geldiğinde senden gelecek nazı taşıyacak gücüm kalmadı.”

BAZI BULUŞMALAR MUTLULUK DEĞİL, HATIRADIR

Şiirin en önemli taraflarından biri de budur.

Şehriyar sevgilisini artık istemediği için böyle konuşmaz.

Tam tersine, onu hâlâ sevdiği için bu kadar acı konuşur.

Çünkü insanın hiç sevmediği birine “neden şimdi?” diye sitem etmesine gerek yoktur.

“Neden şimdi?” diyebilmek için geçmişte büyük bir “ne zaman?” bekleyişi vardır.

Yıllarca beklenen bir insanın, artık beklenmediği bir zamanda gelmesi insanın yüreğinde başka bir yara açar.

“İLKBAHARDA GELSEYDİN”

Şehriyar, sevgilisine şöyle seslenir:

“Ey hazan bağının gülü, aşk bahçesinin bülbülü,

İlkbaharda gelsen olmaz mıydı, neden şimdi?”

Burada “ilkbahar” yalnızca bir mevsim değildir.

Gençliktir.

Umutlardır.

Hayatın başlangıcıdır.

“Hazan” ise yaşlanmanın, tükenişin ve sona yaklaşmanın sembolüdür.

Şair aslında şunu söylüyor:

“Ben baharımı yaşarken gelseydin, seni bağrıma basardım. Şimdi ise benim mevsimim hazan...”

SON YOLCULUKTA TEK KİŞİLİK YER

Şiirin finali ise bütün sitemlerin ötesindedir:

“Çünkü son yolculuğun taşıtında tek kişiye yer var.”

Bu dizeyle Şehriyar, aşkı ölümle yan yana getirir.

İnsan dünyaya birlikte gelebilir.

Birlikte yaşayabilir.

Birbirini yıllarca bekleyebilir.

Ama son yolculuk kişiseldir.

İnsan o yolculuğa tek başına çıkar.

Şehriyar'ın “neden şimdi?” sorusu artık sevgiliye değil, belki de hayata yöneltilmiş bir soruya dönüşür:

“Bunca yıl neden beklettin beni? Tam her şeyin sonuna geldiğimde neden geldin?”

BAZEN HAYATIN EN BÜYÜK ACISI, GEÇ KALMIŞ MUTLULUKTUR

Şehriyar'ın bu şiiri bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor:

Hayatta bazı şeyler kaybedildiğinde değil, çok geç kazanıldığında acı verir.

Bir sevgi zamanında söylenmelidir.

Bir özür zamanında edilmelidir.

Bir ziyaret zamanında yapılmalıdır.

Bir gönül zamanında alınmalıdır.

Çünkü zamanın geri dönüşü yoktur.

İnsan bazen yıllarca beklediği mutluluğa kavuşur.

Ama o mutluluğu yaşayacak gençliği, heyecanı ve zamanı kalmamıştır.

İşte Şehriyar'ın “Neden Şimdi?” şiiri tam da bu yüzden yüzyıllar boyunca insan yüreğine dokunan aşk şiirlerinden biridir.

Çünkü hepimizin hayatında bir şekilde geciken şeyler vardır.

Ve bazen insanın söyleyebildiği tek söz şudur:

**Geldin...

Canım kurban olsun...

Ama neden şimdi?**