Geçtiğimiz gün Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Yeni Azerbaycan Partisinin 8. Kurultayı’nda uzun bir konuşma yaptı.

Konuşmasının bir bölümünde, “Bize hiç kimse yardım etmedi. Biz kendi gücümüzle savaştık. Aldığımız her bir silahın parasını misliyle ödedik. Kimsenin önerisine de ihtiyacımız yoktur. Herkes kendi ülkesine, kendi halkına baksın.” şeklinde ifadeler kullandı.

İlham Aliyev’in bu konuşmasının ardından, özellikle Türkiye’de ve Azerbaycan’daki bazı muhalif medya organlarında, Aliyev’in sözlerinin tamamen Türkiye’yi hedef aldığı yönünde yorumlar yapılmaya başlandı.

Oysa bu yorumların, fitne yaratmak isteyen bazı çevreler tarafından hem Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e muhalefet etmek hem de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik eleştiriler üretmek amacıyla ortaya atıldığı açıktır.

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in konuşması oldukça uzundu. Konuşmanın yalnızca bir bölümünü cımbızlayarak bunun üzerinden polemik yaratmak ve Azerbaycan ile Türkiye arasındaki dostluğa zarar vermeye çalışmak, her hâliyle kasıtlı bir yaklaşım gibi görünmektedir.

Ne hikmetse sürekli Azerbaycan ile Türkiye’nin arasını açmak için tetikte bekleyen ve bu uğurda farklı merkezlerden aldıkları yönlendirmeler doğrultusunda hareket eden kişi veya çevreler, her fırsatta Azerbaycan’ı karalamayı ve Azerbaycan üzerinden Türkiye Cumhuriyeti’ni eleştirmeyi tercih ediyor.

Azerbaycan üzerinden yeni bir tartışma

Dün kim oldukları ve neyi temsil ettikleri konusunda kamuoyunun yeterince bilgi sahibi olmadığı bazı gruplar, Azerbaycan’ın İstanbul Başkonsolosluğu önünde Azerbaycan’daki başörtüsü uygulamalarını gerekçe göstererek eylem yaptı ve Azerbaycan’ı sözde protesto etti.

Siz kimsiniz? Kendinizi ne zannediyorsunuz?

Bir ülkenin içişlerine müdahale etmek değil midir bu yaptığınız?

Türkiye’de başörtüsü yasağının bir dönem siyasi malzeme olarak kullanıldığını hepimiz biliyoruz. Yasak kaldırıldıktan sonra da başörtüsü ve din üzerinden birtakım siyasi hesapların yapıldığına şahit olduk. Ne kadar samimi davranıldığını, ne kadar samimi olunduğunu hep birlikte gördük ve görüyoruz.

Peki, aynı kişilerin İsrail Konsolosluğu önünde Filistin’de ve Gazze’de çocukların katledilmesini protesto ettiğini gördünüz mü?

Aynı kişilerin, Filistin ve Gazze konusunda gösterdikleri hassasiyeti sözde Müslüman ülkelere karşı da gösterdiğine şahit oldunuz mu?

“22 Arap ülkesi var, neden yardım etmiyorlar?” diyerek bu ülkelerin konsoloslukları önünde protesto gösterileri yaptıklarını gördünüz mü?

Yapılmadığını ve yapılmayacağını hepimiz biliyoruz.

İşte tam da bu nedenle, Azerbaycan’ın İstanbul Başkonsolosluğu önünde yapılan bu eylemi şiddetle kınıyorum. Bu yapılan hadsizliğin daniskasıdır.

Her fırsatta dini kullanarak, dini siyasete alet ederek Azerbaycan’a dil uzatmak ve eleştiri oklarını yöneltmekte hadsizliktir.

Bugüne kadar Orta Doğu’da yapılan siyasetin önemli ölçüde mezhep taassubu üzerinden yürütüldüğünü hepimiz görüyoruz. Garip olan Filistin ve Gazze meselesi gündeme geldiğinde mezhep taassupluğu unutulur, İsrail’e biat başlar.

Oysa Sünni Filistin ve Gazze’de yaşananların sorumlusu İsrail’dir. Buna rağmen bölgedeki birçok Müslüman ülkenin tavrına yönelik aynı hassasiyetin gösterilmediğini de görüyoruz.

Dolayısıyla Azerbaycan’a yönelik bu yaklaşımın samimiyetle açıklanması mümkün değildir.

Azerbaycan ve Türkiye’nin arasını açamayacaksınız

Bu davranış, bazı çevrelerin içlerinde büyüttükleri kin, nefret ve öfkenin dışa vurumundan başka bir şey değildir.

Beslendikleri merkezleri de hepimiz biliyoruz. Bu merkezlerde bu işlerin planlı şekilde yürütüldüğü bir gerçektir. Konu Azerbaycan ve İran olduğunda, mezhebi taassuplar nedeniyle anında reaksiyon gösteren çevreler, her fırsatta yeni bir tartışma başlatır, yeni bir çatışma zemini yaratmaya çalışırlar.

Bugün Türkiye ile Azerbaycan iki kardeş ülkedir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, iki ülke arasındaki kardeşliği ve stratejik ortaklığı defalarca kamuoyunun önünde ortaya koymuştur.

Buna rağmen fitne mekanizması hiç durmadan çalışıyor. Türkiye ile Azerbaycan’ın arasına nifak sokmaya, iki ülkeyi birbirine küsmüş, düşman ve iletişimsiz ülkeler hâline getirmeye çalışıyorlar.

Ancak bu çabaların beyhude olduğu hepimiz tarafından görülüyor ve biliniyor.

Buna rağmen kendi misyonlarını yerine getirmek için çalışmalarına devam ediyor, fitne yaymaya ve iki ülke arasındaki kardeşliği zedelemeye çalışıyorlar.

Ama boşuna uğraşıyorlar.

Bu fitne tutmaz.

Azerbaycan ile Türkiye’nin dostluğu ve kardeşliği, iki ülkenin halkları arasındaki gönül bağı var olduğu sürece devam edecektir.

Fitne merkezleri ise her zaman olduğu gibi yine işlerini yapma çabası içerisinde olacaktır.

Sevgili okuyucular…

İlham Aliyev’in sözleri Türkiye’yi hedef alan sözler değildir.

Aliyev’in konuşması uzun bir konuşmadır ve söz konusu ifadeleri yalnızca Türkiye’ye mal etmeye çalışmak, konuşmanın bütününden kopuk bir değerlendirmedir.

Bu sözleri özellikle Türkiye’ye yönelikmiş gibi göstermek, kasıtlı ve bilinçli bir fitne çıkarma çabasıdır.

Birkaç gün içerisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanı İlham Aliyev bir araya geldiğinde, bugün bu sözler üzerinden yaygara koparanların ne diyeceğini hep birlikte göreceğiz.

İki lider yine yan yana gelecek, iki ülkenin kardeşliği bir kez daha ortaya konulacaktır.

O zaman bugün fitne üretmeye çalışanların söyleyecek bir sözü kalacak mı, hep birlikte göreceğiz.

Azerbaycan ve Türkiye kardeştir. Bu kardeşliği bozmaya kimsenin gücü yetmez.