Bir şehrin güzelliği yalnızca caddeleriyle, binalarıyla, doğal zenginlikleriyle ölçülmez.

O şehrin insanlarının bir araya gelebilmesi, ortak sevinçlerde buluşabilmesi ve aynı heyecanı paylaşabilmesiyle ölçülür.
Son bir yıldır Iğdır’da yaşanan gelişmelere, düzenlenen programlara ve toplumsal etkinliklere baktığımda geçmiş yıllara kıyasla dikkat çekici bir değişim görüyorum.
Geçmişte gördüğüm, duyduğum ve okuduğum kadarıyla, şehrimizde bu kadar geniş katılımlı, coşkulu ve insanları bir araya getiren programların çok sık yaşandığına şahit olmadım.
Özellikle Valimiz Sayın M. Fırat Taşolar’ın öncülüğünde gerçekleştirilen etkinlikler, Iğdır’ın sosyal ve kültürel hayatına önemli bir hareketlilik kazandırıyor.
Ressamların eserlerini vatandaşlarla buluşturan sergiler,

Harı Bülbül tanıtımları, Şuşa’nın simgelerinin ve kültürel değerlerinin öne çıkarılması, Azerbaycan’la aramızdaki tarihî ve kültürel kardeşliğin görünür kılınması bakımından anlamlı çalışmalar arasında yer aldı.

Farklı şehirlerde düzenlenen tanıtım programlarında Iğdır’ın yöresel yemekleri, halk oyunları, gelenekleri ve kültürel zenginlikleri vatandaşlarla buluşturuldu.

Bu etkinliklerde özellikle kadınlarımızın emeği ayrı bir takdiri hak ediyor. Hanımlarımızın el emeği, göz nuru ve maharetli elleriyle hazırladığı el işi ürünler, Iğdır’ın kültürel mirasını en güzel şekilde yansıttı.

Bir şehrin tanıtımı yalnızca broşürlerle, fotoğraflarla yapılmaz. O şehrin insanının emeğini, sofrasını, türküsünü, oyununu, sanatını ve geleneklerini gösterebildiğiniz zaman gerçek bir tanıtımdan söz edebilirsiniz.

Iğdır da bu değerleriyle farklı şehirlerde, hatta yurt dışında adından söz ettirmeye başladı. Şehrimizi tanıyan, merak eden ve kültürümüzle buluşan insanların artması elbette hepimizi mutlu ediyor.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla düzenlenen araç konvoyu ve Cumhuriyet Bayramı resepsiyonu bunun en güzel örneklerinden bazıları oldu.
29 Ekim kutlamalarında ortaya çıkan tablo gerçekten görülmeye değerdi. Sayın Valimizin resepsiyonda ifade ettiği üzere, yaklaşık 100 araç beklenirken konvoya 1100 civarında aracın katılması, Iğdır halkının ortak değerler etrafında nasıl kenetlenebildiğini açıkça gösterdi.
Ardından gerçekleştirilen Cumhuriyet Bayramı resepsiyonu da bu coşkunun devamı niteliğindeydi.
Bir diğer önemli etkinlik ise Karabağ Zaferi'nin kutlanmasıydı. Uzun yıllardır şehrimizde bu kadar geniş katılımla, büyük bir sevinç ve heyecan içerisinde kutlanan bir Karabağ Zaferi programına pek rastlamamıştık. İnsanların aynı mutluluğu paylaşması, kardeşlik duygularının ön plana çıkması son derece kıymetliydi.
Asıl dikkatimi çeken ise programların büyüklüğünden çok, ortaya çıkan birlik ve beraberlik ruhu oldu.
Çünkü Iğdır bize bir kez daha gösterdi ki; istendiğinde insanlar bir araya gelebiliyor. Irkçılığa, kine, ayrıştırmaya ve ötekileştirmeye yer vermeden aynı meydanda, aynı sevinçte ve aynı heyecanda buluşabiliyor.
Yeter ki samimiyet olsun, yeter ki kardeşlik duygusu ön planda tutulsun.
Iğdır, farklı kültürlerin, farklı düşüncelerin ve farklı kimliklerin bir arada yaşadığı güzel bir şehir. Bu çeşitlilik bizim ayrışma sebebimiz değil, en büyük zenginliğimiz olmalı.
Ancak zaman zaman bazı özel günlerin sahiplenilmesi üzerinden ayrıştırıcı söylemlerle karşılaşıyoruz. Birileri, "O bizim bayramımız değil, bizim sevincimiz başka" diyerek ortak değerleri birbirinden ayırmaya çalışabiliyor.
Oysa bir bayramın, bir zaferin veya bir kurtuluş gününün sevinci başka bir insanın mutluluğunu neden rahatsız etsin?
Cumhuriyet Bayramı da bizim, Karabağ Zaferi de bizim için kardeşlik ve ortak sevinç vesilesi olabilir. Kurtuluş günlerimiz, tarihimiz ve kültürel değerlerimiz de hepimizin ortak zenginliğidir.
Keşke her yıl dönümünde kurtuluş ve zafer bayramlarımız bu yıl gördüğümüz gibi coşkulu, kalabalık, renkli ve kardeşlik içerisinde kutlansa.
Keşke çocuklarımız ve gençlerimiz bu güzel tabloları görerek büyüse. Büyüklerinden ayrıştırmayı değil, bir arada yaşamayı; öfkeyi değil sevgiyi; ötekileştirmeyi değil kardeşliği öğrense.
Çünkü geleceğin Iğdır'ını bugünün çocukları inşa edecek. Onlara bırakacağımız en değerli miras, sadece güzel binalar ve yollar değil, birlik içerisinde yaşayan bir şehir kültürü olmalıdır.
Valimiz Sayın M. Fırat Taşolar başta olmak üzere bu organizasyonlarda emeği geçen herkese teşekkür etmek gerekiyor. Elbette bu güzelliklerin devam etmesi yalnızca yöneticilerin değil, hepimizin sorumluluğudur.
Sonuç olarak Iğdır'da son dönemde gördüğümüz bu güzel atmosfer bize önemli bir gerçeği hatırlattı:
Iğdır birlikte olduğunda güzel, birlikte olduğunda güçlü, birlikte olduğunda çok daha yaşanabilir bir şehir.
Biz birbirimizin bayramına, sevincine ve değerlerine sahip çıktığımız sürece kazanan Iğdır olacaktır.
Unutmayalım; bir şehri şehir yapan yalnızca aynı topraklarda yaşamak değil, aynı sevinçte buluşabilmektir.

Iğdır birlikte güzel, Iğdır birlikle güçlü!💪