IĞDIR NE KADAR HAZIR…?

Son dönemlerde Ermenistan ile olan ilişkilerde dikkat çekici bir “bahar havası” kendini hissettirmeye başladı kıymetli okuyanlarım. Bu olumlu atmosfer, Azerbaycan’ın zaferiyle sonuçlanan 2. Karabağ savaşından sonra daha belirgin hâle geldi. Zira, Ermenistan tarafı yıllardır sürdürdükleri düşmanlık üzerine kurulu siyasetlerinin iflas ettiğini görmek zorunda kaldı.

Ermenistan’ın mevcut Başbakanı Nikol Paşinyan, kendisinden önceki yönetimlerin izlediği Rusya güdümlü politikaları bir kenara bırakarak, daha dengeli ve Batı’ya yakın bir çizgiye yönelmiş görünüyor. Paşinyan’a göre, Ermenistan’ın bölgede saldırgan bir pozisyona sürüklenmesinde Rusya’nın ciddi payı bulunuyor ve bu süreç ülkeyi giderek yalnızlığa itti. Bu nedenle Batı ülkeleriyle ilişkileri geliştirerek bu kısır döngüden çıkmanın yollarını arıyor.

Öte yandan Paşinyan, Fransa, ABD, Lübnan başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerine yayılmış güçlü diaspora örgütlerinin ağır baskısından da kurtulmaya çalışıyor. Amaç, Ermenistan’ı komşularıyla kangren hâline gelmiş, maceracı ve sonuçsuz taleplerden uzaklaştırmak. Hakkını teslim etmek gerekir ki, bu konuda önemli bir mesafe alındığını söylemek mümkün.

Ancak Paşinyan’ın işi hiç de kolay değil. Robert Koçaryan, Serj Sarkisyan ve Ermenistan’daki kilisenin öncülük ettiği güçlü muhalefetle mücadele ediyor. Türkiye ve Azerbaycan ile sorunların çözümünde hayati öneme sahip anayasa değişikliklerini istemesine rağmen, henüz bu konuda uygun zemini oluşturabilmiş değil.

Gerçek şu ki; Türkiye ve Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki sorunların çözümü ve kalıcı bir barış ortamının oluşması, büyük ölçüde mevcut Paşinyan iktidarının devamına bağlı görünüyor. 7 Haziran 2026’da yapılması beklenen Ermenistan parlamento seçimleri bu açıdan son derece kritik. Mevcut iktidarın devamı, bugün hissedilen bahar havasının sürmesini sağlayacakken; aksi bir sonuç, eski maceracı ve çatışmacı politikaların geri dönüşü anlamına gelebilir. Son kamuoyu yoklamaları Nikol Paşinyan liderliğindeki bloğu yüzde 55 ile önde gösterse de, seçimlere daha uzun bir süre olduğunu unutmamak gerekir.

Türkiye Cumhuriyeti, sorunların çözümü, iftira ve karalama kampanyalarının sona ermesi gerektiğini defalarca dile getirmiştir. Türkiye ve Azerbaycan’ın haklı taleplerinin karşılanması şartıyla, barışa giden yolun açılabileceği açıkça ifade edilmiştir.

Süre gelen olumlu havayı desteklemek amacıyla, Türkiye’nin Alican Sınır Kapısı’nı açmaya hazırlandığı konuşuluyor. İlk etapta kısmi bir açılımın gündemde olduğu; kapının üçüncü ülke vatandaşlarına açılması ya da sadece ticari geçişlere izin verilmesi gibi formüller üzerinde durulduğu iddialar arasında. 7 Haziran’daki seçimlerden sonraki süreç ise meselenin asıl belirleyici aşamasını oluşturacak anlaşılan

Alican Sınır Kapısı’nın açılması, özellikle ticaretin canlanması başta olmak üzere, bölgeye ciddi katkılar sağlayacak. Bu gelişmelerin Iğdır açısından da çok önemli sonuçlar doğuracağı açıktır.

Buna ek olarak, açılması kuvvetle muhtemel olan Zengezur Koridoru, Iğdır’ın stratejik önemini daha da artıracaktır. Orta Asya, Hazar Bölgesi, Azerbaycan ve Ermenistan’ı Türkiye’ye bağlayacak bu koridor; sosyo-ekonomik, jeopolitik ve jeostratejik özellikleriyle bölgesel ticarete büyük katkı sunacaktır. Türkiye, Azerbaycan, İran Rusya ve Ermenistan arasındaki demiryolu ağının genişlemesi de bu sürecin önemli bir parçası olacaktır.

Belki çok yakın bir dönemde İran ile yeni bir sınır kapısı olacak olan Boralan Sınır kapısının açılması da gerçekleşecek. Bilindiği gibi uzun sayılabilecek bir süredir, bu sınır kapısının açılması ile ilgili çalışmaların yapıldığı konuşulmaktadır. Ancak bazı siyasi ve iktisadi sebeplerden olsa gerek, açılması bir türlü gerçekleşemedi.

Bir yanda Alican Sınır Kapısı, diğer yanda Zengezur Koridoru ve arkasından Boralan sınır kapısı… Bunların hayata geçmesi halinde , Iğdır farklı bir çehreye ulaşacaktır. Bu üç önemli gelişme, Iğdır’ın önünde çok geniş fırsatlar bulunduğunu göstermektedir. Ticaret, kültürel hayat, turizm ve sosyal yaşam açısından Iğdır yeni ve önemli bir döneme girecektir.

Bu şartlarda, Iğdır yaklaşmakta olan bu sürece ne kadar hazır sorusunu sormak gerekmiyor mu...? Konaklama imkânlarından ticaretin yapılacağı profesyonel alanlara, kültürel faaliyetlerden sağlık hizmetlerine, şehirleşmeden altyapıya kadar pek çok alanda yaklaşan bu büyük değişime ne kadar hazırız.? Geç olmadan bu sorulara kafa yormak ve gerekli adımları atmak gerekmiyor mu.?

Bana göre bu süreç geldi ve hatta geçiyor. Hazırlıksız yakalanmak, büyük bir fırsatı kaçırmanın ötesinde, beraberinde ciddi bir kaosu da getirebilir.