TANRI DAĞI’NIN ETEKLERİNDE BİLİM ŞÖLENİ

24–26 Mart 2026 tarihleri arasında, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te bulunan Kırgızistan–Türkiye Manas Üniversitesi’nin ev sahipliğinde; Türk Tarih Kurumu ve Ankara Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen “Avrasya Tarih, Dil ve Kültür Araştırmaları Sempozyumu’na” katıldım, kıymetli okurlarım.

Sempozyum, gerçek anlamda bir bilgi ve kültür şölenine dönüştü. Zira bu önemli organizasyon, Türk dünyasında her yıl büyük bir coşkuyla kutlanan Nevruz Bayramı etkinliklerine denk gelmişti. Bu vesileyle Kırgızistan’ın renkleri ve kültürel zenginliği daha da belirgin bir şekilde ortaya çıkıyordu.

Kırgızistan–Türkiye Manas Üniversitesi tarafından düzenlenen Nevruz programında; Türkiye ve Kırgızistan başta olmak üzere Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Azerbaycan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden bir birinden güzel örneklerin sergilediği halk oyunları, türküler ve diğer etkinlikler ile adeta bir kültür şöleni yaşatıldı. Bunların ardından Erzurum Olgunlaşma Enstitüsünün, Ehramın modernize edilmiş şeklindeki giyim örneklerinin sergilendiği enfes defile izleyicileri adeta mest etti.

Nevruz etkinliği her yönüyle son derece başarılıydı. Türk dünyasının dört bir yanından halk oyunları, türküler ve gösteriler büyük beğeni topladı. Bağımsız Türk devletlerinin bayraklarının sergilenmesi ve Türk kültürünü yansıtan programlar, izleyenlere gerçek manası ile unutulmaz anlar yaşattı. Etkinlik sonunda konuşan Rektör Prof. Dr. Alpaslan Ceylan’ın “Bir Olalım, Diri olalım, İri olalım” sözü ise Türk dünyasına verilmiş güçlü bir mesaj olarak güne damgasını vurdu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Kırgızistan Büyükelçisi Mekin Mustafa Kemal Ökem’in bizzat programlara iştirak etmesi, Türkiye’nin Türk dünyasına verdiği önemin somut bir göstergesiydi. Sayın Büyükelçi’nin konuşmaları ve etkinliklere aktif katılımı, Türk dünyası kardeşliğinin sadece sözde değil, fiiliyatta da yaşatıldığını açıkça ortaya koyması açısından çok önemli olmuştur.

Üç gün süren sempozyum, hem bilimsel içeriği hem de organizasyon başarısı açısından oldukça etkileyiciydi. Türkiye ve Kırgızistan’dan alanlarında uzman çok sayıda bilim insanı; Türk tarihi, coğrafyası, dili ve kültürü üzerine dolu dolu bildiriler sundu. Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, Prof. Dr. Saadettin Gömeç, Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu, Prof. Dr. Alpaslan Aşık, Prof. Dr. Nezahat Ceylan, Prof. Dr. Oktay Özgül ve Prof. Dr. Yavuz Günaştı gibi önemli isimlerin sunumları büyük ilgi gördü. Bu bildirilerin yakın zamanda kitap haline getirilecek olması ise ayrıca sevindirici bir gelişme.

Sempozyumun son gününde düzenlenen gezi programı kapsamında, Türk coğrafyasının olduğu kadar dünyanın ’da en önemli yazarlarından olan Cengiz Aytmatov’un anıt mezarını ziyaret etme mutluluğuna kavuştuk. Bu tarihi öneme sahip mezarlıkta, Sovyetler Birliği liderlerinden Stalin döneminde katledilen 138 Kırgız aydınının acı hatırasıyla da yüzleştik. Bu trajik olay, Rusların diğer Türk coğrafyalarında olduğu gibi, milli hafızayı silmeye yönelik politikalarının bir yansımasıydı. Ancak Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bu trajik ve bir o kadarda korkunç olay gün yüzüne çıkarılabilmişti. Bu acı olayın mağdurları olan aydınlar, bu toplu mezardan çıkarılarak, Tanrı Dağları’nın eteklerinde inşa edilen anıt mezarlara defnedilmiştir.

Gezi programının bir diğer durağı ise Karahanlı Devleti’nin başkenti olan Balasagun oldu. Zamanla pek çok tarihi eser yok olmuş olsa da, bölgenin simgesi haline gelen kule ve balbalların yoğunlukta olduğu mezarlık alanı büyüleyici bir atmosfer sunuyordu. Karahanlıların kuruluş topraklarında bulunmak, Türk tarihi açısından son derece anlamlı ve etkileyiciydi.

Tanrı Dağları’nın eteklerinde bulunmak ise ayrı bir heyecan ve mutluluk kaynağıydı hiç şüphesiz. Rahmetli Prof. Dr. Bahaddin Ögel’in “Her Türk, Tanrı Dağları’nı görmeden ölmemelidir” sözü, bu coğrafyada daha derin bir anlam kazanıyor.

Kırgızistan, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından 1992 yılında bağımsızlığını ilan etmiş kadim bir Türk yurdudur. Yaklaşık 7 milyon nüfusa ve 199.900 km² yüzölçümüne sahip olan ülkenin başkenti Bişkek, diğer bölgelere göre daha gelişmiş bir görünüm arz etmektedir. Geniş caddeleri ve büyük parklarıyla dikkat çeken şehirde, en önemli sorun ise yoğun trafik olarak öne çıkmaktadır.

Şehir gezisi kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti’nin finansal ve teknik desteğiyle kurulan müze de ziyaret edildi. Büyükelçi Mekin Mustafa Kemal Ökem ve Rektör Prof. Dr. Alpaslan Ceylan’ın da katıldığı bu ziyarette, Kırgızistan özelinde Türk tarihinin zenginliği etkileyici bir şekilde sergileniyordu. Bu müze, Türkiye’nin Türk dünyasına verdiği desteğin ve kardeşliğin güçlendirilmesi yönündeki çabalarının önemli bir göstergesidir.

Bu yıl 30. kuruluş yılını kutlayan Kırgızistan–Türkiye Manas Üniversitesi, geçen süre içerisinde Türkistan coğrafyasının parlayan yıldızlarından biri haline gelmiştir. Bu başarıda, yaklaşık altı yıldır görev yapan Rektör Prof. Dr. Alpaslan Ceylan’ın büyük katkısı bulunmaktadır. Üniversitenin akademik kalitesinin artırılması, fiziki ve teknik altyapısının geliştirilmesi yönündeki çalışmalar dikkat çekicidir. Ayrıca öğrencilere sunulan barınma ve beslenme imkanları ile idari ve akademik kadronun öğrencilere yaklaşımı da takdire şayandır.

Her yıl yaklaşık bin civarında Kırgız öğrencinin mezun olduğu bu üniversite, Kırgızistan’da Türkiye’ye karşı sevgi selinin oluşmasında çok önemli bir yere sahip olduğu hemen göze çarpmaktadır. Akademisyen, idari kadro ve öğrencilerin kaynaşmış oldukları, her alanda sahiplenme duygusunun geliştiği gözlerden kaçmıyor.

Iğdır Üniversitesin ’den Doç. Dr. Oğuz Şimşek ile birlikte katıldığımız bu sempozyum, yalnızca bir bilim şöleni olmakla kalmamış; aynı zamanda ufuk açıcı, kültürel bağları güçlendirici ve ilham verici bir deneyim olmuştur.