Günay Rzayeva

Araşdırmacı/yazar

Azerbaycan ve Türkiye ilişkileri, “iki devlet, bir millet” anlayışıyla özetlenen derin tarihî köklere dayanmaktadır. Bu kardeşliğin temeli; ortak etnik köken, dil, kültür ve dinî değerlerin yanı sıra, yüzyıllar boyunca şekillenen siyasi, ekonomik ve manevi bağlar üzerine kurulmuştur. Tarihî kaynaklar, Türk dili konuşan boyların binlerce yıl boyunca Kafkasya’dan Anadolu’ya uzanan geniş bir coğrafyada birlikte yaşadıklarını ve ortak bir medeniyet ile kültürel mirası paylaştıklarını göstermektedir. Bu ortak miras, iki halk arasındaki ilişkilerin doğal, güçlü ve kesintisiz biçimde günümüze ulaşmasını sağlamıştır.

Orta Çağ boyunca Büyük Selçuklu Devleti'nin ardından Osmanlı Devleti ile Azerbaycan coğrafyasında hüküm süren Şirvanşahlar, Karakoyunlu, Akkoyunlu ve Safevî devletleri arasında hem siyasi hem de kültürel ilişkiler gelişmiştir. Özellikle Safevî–Osmanlı ilişkileri, zaman zaman rekabet ve mücadeleye sahne olsa da, kültür, edebiyat, ticaret ve sanat alanındaki etkileşimler iki halk arasındaki ortak tarih bilincini ve yakınlığı güçlendirmiştir.

Iğdır İl Özel İdaresi'nden Köylere Hızır Gibi Müdahale: Su Arızaları Giderildi
Iğdır İl Özel İdaresi'nden Köylere Hızır Gibi Müdahale: Su Arızaları Giderildi
İçeriği Görüntüle

20.yüzyılın başlarında Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nin kurulması, Azerbaycan–Türkiye kardeşliği açısından tarihî bir dönüm noktası olmuştur. Yeni kurulan cumhuriyet, bağımsızlığını koruma mücadelesi verirken ciddi tehditlerle karşı karşıya kalmış, bu süreçte Türkiye'nin siyasi, diplomatik ve manevi desteği büyük önem taşımıştır.

1918 yılında Kafkas İslam Ordusu'nun Azerbaycan'a gelişi, iki halk arasındaki kardeşliğin en anlamlı ve unutulmaz örneklerinden biri olarak tarihe geçmiştir. Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu, Bakü'nün işgalden kurtarılmasında büyük kahramanlık göstermiş, Azerbaycan halkını katliamlardan koruyarak bağımsızlığın tesis edilmesinde belirleyici rol oynamıştır. Bu tarihî zafer, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki kardeşlik bağlarını daha da güçlendirmiş ve iki ülke ilişkilerinin temel taşlarından biri hâline gelmiştir.

Bugün de Kafkas İslam Ordusu'nun aziz hatırası hem Azerbaycan'da hem de Türkiye'de büyük saygıyla yaşatılmaktadır. Azerbaycan'ın hemen her bölgesinde, şehirlerinde, kasabalarında ve köylerinde o dönemde şehit düşen Türk askerlerine ait mezarlar ve anıtlar bulunmaktadır. Bu kutsal mekânlar büyük bir özenle korunmakta, düzenli olarak restore edilmekte ve gelecek nesillere aktarılmaktadır. Azerbaycan halkı, bu şehitlikleri yalnızca tarihî bir miras olarak değil; kardeşliğin, fedakârlığın ve ortak mücadelenin yaşayan sembolleri olarak görmektedir. Kafkas İslam Ordusu'nun hatırasının bu denli güçlü şekilde yaşatılması, Azerbaycan–Türkiye kardeşliğinin manevi temelini oluşturan en önemli değerlerden biri olmayı sürdürmektedir.

Sovyetler Birliği döneminde iki ülke resmî sınırlarla birbirinden ayrı görünse de Azerbaycan ile Türkiye arasındaki kültürel ve manevi bağlar hiçbir zaman kopmamıştır. Resmî ilişkilerin sınırlı olduğu bu yıllarda dahi ortak dil, edebiyat, müzik ve millî kimlik anlayışı iki halk arasında güçlü bir köprü oluşturmuştur. Özellikle edebiyat dünyasında bu yakınlık daha belirgin şekilde hissedilmiştir. Azerbaycan ve Türkiye'nin önde gelen şair ve yazarları eserlerinde ortak Türk dünyasının ruhunu yaşatmış, kardeşlik düşüncesini şiir ve edebiyat aracılığıyla gelecek nesillere aktarmışlardır. Karşılıklı mektuplaşmalar, birbirlerine ithaf edilen eserler, ortak temalar ve sanatsal etkileşimler, kültürel sınırları aşan güçlü bir gönül birliğinin oluşmasına katkı sağlamıştır.

Azerbaycan'ın 1991 yılında bağımsızlığını yeniden kazanmasının ardından iki ülke arasındaki ilişkiler yeni bir döneme girmiştir. Türkiye, Azerbaycan'ın bağımsızlığını tanıyan ilk devlet olmuş ve iki ülke arasında siyasi, ekonomik, askerî ve kültürel iş birliği hızla gelişmiştir. Özellikle 1990'lı yılların sonlarından itibaren hayata geçirilen Bakü–Tiflis–Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı, Bakü–Tiflis–Erzurum Doğalgaz Boru Hattı ve Bakü–Tiflis–Kars Demiryolu gibi stratejik projeler, yalnızca iki ülkenin ekonomik kalkınmasına katkı sağlamakla kalmamış; aynı zamanda Kafkasya ile Anadolu arasında güçlü bir enerji ve ulaşım koridoru oluşturarak Azerbaycan ile Türkiye'nin bölgesel ve uluslararası alandaki stratejik ortaklığını daha da pekiştirmiştir.

1991 yılında Azerbaycan'ın bağımsızlığını yeniden kazanmasının ardından Türkiye'nin onu tanıyan ilk devlet olması, yalnızca siyasi bir karar değil, aynı zamanda yüzyıllara dayanan kardeşlik bağlarının güçlü bir göstergesi olmuştur. Bu gelişme, iki ülke ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcını oluşturmuştur. Sadece devlet adamları değil, şairler, yazarlar ve sanatçılar da bu yakınlaşmayı eserlerine yansıtmış; ortak tarih, dil, kültür ve kardeşlik temaları edebiyatta yeniden güçlü bir şekilde yer bulmuştur.

Bakü–Tiflis–Ceyhan Petrol Boru Hattı, Bakü–Tiflis–Erzurum Doğalgaz Boru Hattı, Bakü–Tiflis–Kars Demiryolu ve TANAP gibi stratejik projeler sayesinde Azerbaycan ile Türkiye, bölgenin enerji ve ulaşım güvenliğinde belirleyici aktörler hâline gelmiş, stratejik ortaklıklarını daha da güçlendirmişlerdir.

2010 yılında imzalanan Stratejik Ortaklık ve Karşılıklı Yardım Anlaşması, iki ülke ilişkilerini hukuki açıdan en üst seviyeye taşımıştır. Aynı dönemde öğrenci değişim programları, kültürel etkinlikler, ortak sanat projeleri ve bilimsel iş birlikleri hız kazanmış; halklar arasındaki manevi bağlar daha da kuvvetlenmiştir. 2016–2019 yıllarında gerçekleştirilen ortak askerî tatbikatlar ve bölgesel konulardaki uyumlu politikalar ise kardeşliğin yalnızca söylemde değil, uygulamada da güçlü bir şekilde sürdüğünü göstermiştir.

2020 yılında gerçekleşen 44 Günlük Vatan Savaşı, Azerbaycan–Türkiye kardeşliğinin en önemli dönüm noktalarından biri olmuştur. Türkiye, savaş boyunca Azerbaycan'a siyasi, diplomatik ve manevi destek vermiş; uluslararası platformlarda Azerbaycan'ın haklı mücadelesini kararlılıkla savunmuştur. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu net tutum ve Türk halkının güçlü desteği, Azerbaycan'da büyük bir takdirle karşılanmıştır. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in, "Bize siyasi ve manevi destek veren ilk ülke Türkiye oldu." sözleri de bu kardeşliğin en anlamlı ifadelerinden biri olarak hafızalara kazınmıştır.

Savaşın ardından 2021 yılında imzalanan Şuşa Bildirgesi, Azerbaycan ile Türkiye ilişkilerini resmen müttefiklik seviyesine yükseltmiş ve stratejik iş birliğine güçlü bir hukuki zemin kazandırmıştır.

Kardeşlik ilişkileri yalnızca siyaset, ekonomi ve savunma alanlarıyla sınırlı kalmamış; bilim ve eğitim alanında da önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bunun en somut örneklerinden biri, 2024 yılında Bakü'de faaliyete başlayan Türkiye–Azerbaycan Üniversitesi'dir. Üniversite, iki ülke arasındaki bilimsel ve akademik iş birliğinin yeni sembollerinden biri olarak değerlendirilmektedir.

Bugün Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ilişkiler; enerji güvenliği, savunma, eğitim, kültür ve bölgesel barış alanlarında her geçen gün daha da güçlenmektedir. Karşılıklı ziyaretler, öğrenci değişim programları, kültürel festivaller ve ortak projeler, iki halk arasındaki bağları sürekli pekiştirmektedir.

Azerbaycan–Türkiye kardeşliği, ortak tarih, kültür ve dile dayanan; karşılıklı güven, dayanışma ve stratejik ortaklıkla güçlenen örnek bir birlik modelidir. Geçmişte olduğu gibi bugün de iki devlet, sevinçte ve zorlukta birbirinin yanında yer almakta; "İki devlet, bir millet" anlayışı geleceğe emin adımlarla taşınmaktadır.

Muhabir: Haber Merkezi