Muhtar es-Sekafî, İslam tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biridir. Hz. Hüseyin'in intikamını alan bir kahramandır. Yaklaşık 622-623 yıllarında Taif'te doğdu. Babası Ebu Ubeyd es-Sekafî, Müslüman ordularının önemli komutanlarından biriydi ve Köprü Savaşı'nda şehit oldu. Muhtar, genç yaşta siyasi ve askerî çevrelerde yetişti. 680 yılında gerçekleşen Kerbelâ Vakası sırasında Muhtar, Kûfe'de bulunuyordu.


Kaynakların çoğuna göre:
O sırada Kûfe valisi tarafından hapsedilmişti. Bu nedenle Hz. Hüseyin'e fiilen yardım edemedi. Kerbelâ'dan sonra serbest bırakıldı.
Bu durum, daha sonra "Kerbelâ'nın intikamını alma" düşüncesini güçlendirdi.


683 yılında Yezid bin Muaviye öldükten sonra Emevî Devleti zayıflayınca Muhtar harekete geçti.684 yılında Kûfe'de büyük bir ayaklanma başlattı.
Şu sloganı kullanıyordu:
"Ya le-sârâti'l-Hüseyin"
"Hüseyin'in kanı’nın intikamı."

Muhtar, halkı Hz. Hüseyin'in katillerini cezalandırmaya çağırdı. Muhtar, Muhammed bin Hanefiyye adına hareket ettiğini ilan etti. Muhammed bin Hanefiyye: Hz. Ali'nin oğluydu. Ancak annesi Fatıma değil, Havle bint Cafer idi.

Muhtar, onun manevi otoritesini öne çıkararak destek topladı.
Onun kuvvetleri; Ömer bin Sa'd ,Şimr bin Zilcevşen, Harmale bin Kâhil ,Havlî bin Yezid gibi Kerbelâ olayına katılmış birçok kişiyi yakalayıp idam etti.
Muhtar yaklaşık iki yıl boyunca Kûfe'yi yönetti. Bu dönemde: Arap olmayan Müslümanlara (mevâlî) daha fazla hak verdi. Fakirleri destekledi. Emevî yönetimine karşı mücadele etti. Bu politikalar bazı Arap kabilelerinin tepkisini çekti.

687 yılında Mus'ab bin Zübeyr büyük bir orduyla Kûfe'yi kuşattı.
Aylar süren çatışmalardan sonra Muhtar, Kûfe Sarayı'ndan çıkarak son bir saldırı yaptı.
Yaklaşık 7.000 adamıyla birlikte savaşta öldürüldü.
Öldüğünde yaklaşık 64-65 yaşlarındaydı.

Muhtar es-Sekafî'nin hareketi üç önemli sonuç doğurmuştur:
1.Kerbelâ katillerinin önemli bir kısmı cezalandırılmıştır.
2.Ehl-i Beyt adına yapılan ilk büyük siyasi ayaklanmalardan biri gerçekleşmiştir.
3.İslam tarihindeki Şii siyasi hareketlerinin gelişiminde önemli bir dönüm noktası olmuştur.
Muhtar es-Sekafî, hem askerî hem de siyasi yönü güçlüdür. Kişiliği ve amaçları konusunda tarihe konu olmuş bir figürdür.
Kerbelâ Vakası'nda Hz. Hüseyin ve beraberindeki yaklaşık 72 kişi şehit edilince, Kûfe halkının önemli bir kısmı büyük bir vicdan azabı yaşadı. Çünkü daha önce Hz. Hüseyin'i Kûfe'ye davet etmiş, ancak Ubeydullah bin Ziyad'ın baskıları karşısında ona yardım edememişlerdi.
Bu pişmanlık, önce Tevvâbûn Hareketi (Tövbekârlar) adı verilen bir ayaklanmaya dönüştü. Ancak bu hareket başarısız oldu ve liderlerinin çoğu öldürüldü.
İşte bu ortamda Muhtar es-Sekafî sahneye çıktı.686 yılında Muhtar, taraftarlarıyla birlikte Kûfe'de yönetimi ele geçirdi. İlk konuşmalarından birinde şu sözü söylediği rivayet edilir:"Ben, Hüseyin'in kanını yerde bırakmayacağım."Ardından Kerbelâ'da görev alan herkes hakkında araştırma başlattı. Muhtar'ın adamları, Kerbelâ ordusunda görev yapan askerleri tek tek tespit etmeye başladı. Bazıları kaçtı.Bazıları teslim oldu.Bazıları ise saklandı.
Muhtar, suçun büyüklüğüne göre cezalar verdi.

Ömer bin Sa'd
En önemli hedeflerden biri oydu. Hz. Hüseyin'in karşısındaki ordunun başkomutanıydı. Başlangıçta Muhtar'a bağlılık göstereceğini söyledi. Fakat daha sonra gizlice kaçmaya çalıştı.Yakalanınca idam edildi.Kesilen başı, Muhtar'ın huzuruna getirildi.Bazı rivayetlere göre Muhtar şöyle dedi:"Bu, Hüseyin'in kanına karşılık bile değildir."
Şimr bin Zilcevşen
Şimr, Kerbelâ'nın en nefret edilen isimlerinden biridir. Hz. Hüseyin'in son anlarında onun üzerine yürüyen kişiler arasında yer aldığı rivayet edilir. Muhtar'ın askerleri onu saklandığı yerde buldu.Teslim olmayı reddetti.Çıkan çatışmada öldürüldü.Başı Kûfe'ye getirildi.

Harmale bin Kâhil
Şii kaynaklarında, Hz. Hüseyin'in altı aylık oğlu Ali el-Asgar'ı okla vurduğu rivayet edilen kişidir. Muhtar onu yakalattı. Kaynaklarda, ağır bir şekilde cezalandırıldığı anlatılır. Ancak bu cezaların ayrıntıları farklı eserlerde değişiklik gösterir; bu nedenle bunları kesin tarihî bilgi olarak değil, rivayet olarak değerlendirmek gerekir.

Havlî bin Yezid
Hz. Hüseyin'in mübarek başını Kûfe'ye götüren kişiler arasında olduğu rivayet edilir.
Ubeydullah bin Ziyad
Muhtar'ın en büyük hedefi buydu. Kerbelâ'nın siyasi sorumlusu olarak görülüyordu. Ancak o sırada Kûfe'de değildi. Muhtar, komutanı İbrahim bin Eşter'i büyük bir orduyla gönderdi.687 yılında Hazir Savaşı (bazı kaynaklarda Hâzir veya Hâzır Savaşı olarak geçer) yakınlarında yapılan savaşta Ubeydullah bin Ziyad öldürüldü.Bu haber Kûfe'ye ulaşınca şehirde büyük sevinç yaşandı.

Muhtar'ın sonu:
Muhtar'ın güçlenmesi birçok kişiyi rahatsız etti. Özellikle Abdullah bin Zübeyr ve kardeşi Mus'ab bin Zübeyr ona karşı harekete geçti.687 yılında Kûfe kuşatıldı. Aylar süren direnişten sonra Muhtar, yanında kalan birkaç bin adamıyla saraydan çıkarak son bir hücum yaptı. Çatışmada öldürüldü.

Muhtar'ın Kerbelâ'nın sorumlularını cezalandırdığı konusunda tarihî kaynaklar büyük ölçüde hemfikirdir. Bununla birlikte, yakalanan kişilerin tam listesi, hangi cezaların uygulandığı ve bazı olayların ayrıntıları konusunda kaynaklar arasında farklı rivayetler bulunmaktadır. Özellikle daha sonraki dönemlerde kaleme alınan eserlerde anlatımlar zaman zaman destansı unsurlar da içerir.

Birçok tarihçi şu noktada birleşir: Kerbelâ'da görev alan önemli isimlerin bir kısmı gerçekten Muhtar'ın hareketi sırasında öldürülmüştür. Özellikle Ömer bin Sa'd, Şimr bin Zilcevşen ve Ubeydullah bin Ziyad'ın ölümü, Kerbelâ sonrası dönemin en önemli gelişmeleri arasında kabul edilir. Bu nedenle Muhtar es-Sekafî, İslam tarihindeki en etkili intikam ve adalet hareketlerinden birinin lideri olarak anılır.

KERBELAN’NIN ARDINDAN HESAP GÜNÜ:
Kerbelâ'nın üzerinden yıllar geçmişti. Fakat Kûfe sokaklarında hâlâ aynı sessizlik dolaşıyordu. Bu sessizlik, korkunun değil; vicdan azabının sessizliğiydi.Çünkü o şehir, davet ettiği Hz. Hüseyin'i yalnız bırakmıştı.İşte o günlerde Muhtar es-Sekafî ayağa kalktı.Minbere çıktı ve kalabalığa seslendi:"Hüseyin'in kanı yerde kalmayacak. Zulmün hesabı sorulacak."Bu söz, Kûfe sokaklarında yankılandı. Artık av başlamıştı.

Ömer bin Sa'd'ın Sonu
Ömer bin Sa'd, Kerbelâ'da ordunun başındaydı. Muhtar'ın Kûfe'yi ele geçirdiğini duyunca huzursuz oldu.Gece çökerken sessizce şehri terk etmeye çalıştı.Fakat yollar tutulmuştu.Muhtar'ın süvarileri onu yakaladı.Kaçacak yer kalmamıştı.Kûfe'ye geri getirildi.Hakkındaki suçlamalar açıkça ortaya kondu: Kerbelâ'daki ordunun komutanı olmak.Hüküm verildi.İdam edildi.Rivayete göre haberi alan birçok Kûfeli, "Adalet gecikmişti ama gelmişti." diyordu.

Şimr'in Kaçışı
Şimr bin Zilcevşen adını duyan herkes ürperirdi. Köy köy dolaşıyor, sürekli yer değiştiriyordu.Bir gece Muhtar'ın askerleri izini buldu.Kapı çalınmadı.Kapı kırıldı.Şimr kılıcına sarıldı.Kısa ama sert bir çarpışma yaşandı.Sonunda yere düştü.Onun ölümü, Kerbelâ'nın en sembolik hesaplaşmalarından biri olarak hafızalara kazındı.

Havlî'nin Saklandığı Ev
Havlî bin Yezid, kimsenin kendisini bulamayacağını sanıyordu. Fakat saklandığı yer ihbar edildi.Askerler evi kuşattı.Kaçacak yol kalmayınca teslim oldu.Yargılandı.Suçlu bulundu.İdam edildi.

Fabrika gibi çalışıyor: Eğitim, üretim ve istihdam bir arada
Fabrika gibi çalışıyor: Eğitim, üretim ve istihdam bir arada
İçeriği Görüntüle

Harmale'nin Peşinde:
Harmale bin Kâhil, halk arasında en çok aranan isimlerden biriydi. Hz. Hüseyin'in küçük oğlu Ali el-Asgar'ı okla vurduğu anlatılır. Uzun süre saklandı.Sonunda yakalandı.
Buradan sonrası kaynaklarda farklı anlatılır: Bazıları sadece idam edildiğini, bazı rivayetler ise daha ağır cezalara çarptırıldığını aktarır. Tarihçiler bu ayrıntılar konusunda kesin konuşmamaktadır.

En Büyük Hedef: Ubeydullah bin Ziyad
Ama Muhtar'ın asıl hedefi başkaydı. Ubeydullah bin Ziyad...Kerbelâ'nın siyasi sorumlusu olarak görülüyordu.Muhtar onu bulamadı.Bunun üzerine en güvendiği komutanı İbrahim bin Eşter'i büyük bir orduyla gönderdi.İki ordu Hazir Savaşı'nda karşılaştı.Savaş bütün gün sürdü.Akşam olduğunda Ubeydullah bin Ziyad ölmüştü.Bu haber Kûfe'ye ulaştığında şehirde büyük bir sevinç yaşandığı rivayet edilir.

Muhtar, Kerbelâ'nın başlıca sorumlularını cezalandırdıktan sonra giderek daha güçlü bir siyasi aktör hâline geldi. Ancak bu güç, yeni düşmanlar doğurdu.687 yılında Mus'ab bin Zübeyr ordusuyla Kûfe'yi kuşattı. Günlerce süren kuşatmanın ardından Muhtar, teslim olmayı reddetti.Yanındaki sadık adamlarıyla kapıları açtırdı.Kılıçlar çekildi.Son bir hücum başladı.Çarpışmanın sonunda Muhtar Şehit oldu.

Böylece Kerbelâ'nın intikamını alma iddiasıyla başlayan hareket, liderinin ölümüyle sona erdi; ancak bıraktığı tarihî ve siyasî etki yüzyıllar boyunca tartışılmaya devam etti.
Sözer AKYILDIRIM
Iğdır Üniversitesi, Öğretim Görevlisi

Images-22

Muhabir: Haber Merkezi