Iğdır’ın bereketli ovasına her baktığımızda aslında sadece toprağı değil, bir milletin alın terini görüyoruz. Çünkü bu şehirde hayatın temel direği çiftçidir. Tarlada çalışan bir çiftçinin emeği, soframıza gelen ekmekten pazardaki sebzeye kadar hayatımızın her alanına dokunuyor. Eğer çiftçi üretmezse, şehir susar; üretim durursa millet perişan olur.

Bugün Iğdır’da birçok çiftçimiz artan maliyetler, su sıkıntısı, mazot ve gübre fiyatları nedeniyle zor günler geçiriyor. Sabahın ilk ışığında tarlasına giden üretici, akşam eve dönerken sadece ailesinin değil, memleketin geleceğinin yükünü de omuzlarında taşıyor. Ancak ne yazık ki çoğu zaman hak ettiği değeri göremiyor.

Oysa Iğdır denince akla bereket gelir. Kayısısı, yoncası, sebzesi ve verimli topraklarıyla Doğu Anadolu’nun en önemli tarım merkezlerinden biri olan bu şehir, ayakta kalıyorsa bunu çiftçisinin sabrına ve emeğine borçludur. Çiftçi olmazsa üretim olmaz, üretim olmazsa ekonomi çöker. Şehirdeki esnaftan nakliyeciye kadar herkes çiftçinin kazancıyla nefes alır.

Bugün gençlerimizin tarımdan uzaklaşması ise en büyük tehlikelerden biridir. Eğer tarım desteklenmez, çiftçinin emeği korunmazsa yarın tarlalar boş kalacak. Boş kalan her tarla ise sadece üretimin değil, geleceğimizin de kaybı olacaktır.

Devletin, yerel yöneticilerin ve toplumun çiftçiye daha fazla sahip çıkması gerekiyor. Çünkü çiftçiye verilen destek aslında millete verilen destektir. Toprağa sahip çıkmak vatana sahip çıkmaktır.

Unutulmamalıdır ki;
Bir ülkenin gerçek gücü beton binalarda değil, üreten ellerindedir.
Iğdır’ın varlığı çiftçinin elindedir. Çiftçilik ölürse millet perişan olur.