Son yazımda tatilinizi Iğdır’da geçirin önerisinde bulunmuştum… Telefonla arayan, mesaj atan, tatil için bizzat gelen onlarca kişi bu önerimi beğenmiş, ‘madem Iğdırlıyız tatilimizin bir kısmını da burada geçirmeliyiz’ demişlerdir…
Öncelikle yazıma gösterilen olumlu yaklaşımdan ötürü teşekkür ediyorum…
Malum yaz ayındayız. Havalar oldukça sıcak, birde önümüz Ramazan olunca düğün dernek bir hayli fazla… Doğrusunu söylemek gerekirse evde oturmaya imkan yok, düğün, nişan, sünnet koşturmacasından arta kalan vakti, valilik yolunda gecenin derinliklerinde serinlemekle geçiriyoruz…
Bu durumdan şikâyetçi falan değilim elbet…
İnsanın davet edilmesi, davete icabet etmesi, elbette ki davet eden içinde, davet edilen içinde baş ucalığıdır… İl dışından, ülke dışından gelen o çok değerli hemşerilerimizle, biz mahallinde yaşayan Iğdırlıların ilgilenmesi, bizlere mutluluk vermektedir…
Malum işimiz yazmak…
Birkaç sayı yoğunluktan ötürü yazamadığımdan affınıza sığınıyor, yazamadığım günleri tatile çıkmış saymanızı istirham ediyorum…
Geçen hafta İstanbul’a gittim…
Kirvem Mete Göleli’nin düğününe katıldım…
Çınar otelde yapılan muhteşem düğün, dillere destandı…
Nikah şahitliğini Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ve MHP İstanbul Milletvekili Atilla Kaya yaptılar…
Yoğun bir kalabalık ve seçkin davetliler eşliğinde yapılan düğün, tamamen Azerbaycan havası eşliğinde devam etti…
Iğdır’dan, Azerbaycan’dan, Rusya’dan, Bulgaristan’dan, Belarus’dan, Ukrayna’dan, Belçika’dan, Hollanda’dan, Türkiye’nin çeşitli illerinden seçkin davetlilerin katıldığı düğünde, Mikail Göleli’nin mutluluğu yüzünden okunuyordu…
Her gün onlarca düğünün yapıldığı Iğdır’da, vatandaşlar düğünden düğüne koşmakta, eğlenip oynamakta, halaylar çekilmekte, mutluluklar gözlerdeki parıltıdan hissedilmektedir…
Dün’de ailemizin ilk gelini yuvamızdan uçup gitti…
Duygulanmadım desem yalan olur…
Emir Ağabeyimin kızı Gökçe Gül Şıktaş, Atilla Ayhan’ın oğlu Av. Orkun Ayhan ile dün görkemli bir düğünle dünya evine girdi…
Merhum Babamız H. Salih Şıktaş’ın torunlarından ilk düğünü olan Gökçe Gül oldu… Elbette ki farklı bir duygu… Anlayabilmek için yaşamak gerekiyormuş…
Her gelin kendi anasına, babasına tatlıdır…
Her oğulda kendi evinde şekerdir, baldır…
Bu sıcak yaz aylarında dünya evine giren tüm çiftlere ömür boyu mutluluklar diliyorum…
Darısı bekârlarımızın başına…
Cabbar Şıktaş
Aylardır İran etrafına yığınak yapan sırtlan sürüsü ABD ve İsrail, dün gece saldırıya geçti.
Bunca zaman psikolojik harp yaparak yıldırmaya çalışan siyonistler, her türlü hile, hurda ve aynı zamanda satın aldıkları ajanlar aracılığıyla İran’ı karıştırıp esir almaya çalıştılar ama başaramayınca vahşi yüzlerini gösterip savaş başlattılar.
İran, “Bana hangi ülkeden saldırı olursa karşılık vereceğim.” demişti.
Şimdi karşılık verince ciyaklamalar duyulmaya başlandı.
Irak, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde üssü bulunan ABD, o üslerden saldıracak, İran da durup seyredecek, öyle mi?
Birincisi, üssün kurulduğu yer o ülkenin değil, ABD’nin toprağıdır.
İkincisi, kendinizi bir gözden geçirin bakalım onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz var mı?
Sizin insanlığınız tartışılır.
Çünkü insan eti yiyenlerle, çocuk istismarcılarıyla aynı kulvarda yürüyorsunuz.
Vahşisiniz, insan değilsiniz.
Sizin adınıza Müslüman deniyor ama İbn-i Mülcem’siniz, Şimr’siniz, vahşisiniz. Ebu Süfyan’sınız, Muaviye’siniz, Yezid’siniz.
İran, sizin gibi onurunu, şerefini satmadığı için düşmanınız.
Sizler gibi el pençe divan esir olmadığı için düşmanınız.
İnsan eti yiyeni, Peygamber Ehlibeytine muhabbet besleyenlere tercih ediyorsanız, sizin inancınız yalandan ibarettir, sizin kıbleniz ABD ve İsrail, peygamberiniz de Trump ve Netanyahu’dur.
Allah, şu insan eti yiyen alçaklardan önce onurunu, şerefini ayaklar altına alanları, kızlarını sunanları kahretsin.
ABD ile İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka zorbalık, hukuksuzluk, kanunsuzluk yapıyor ve herkes korkusundan susuyor.
İran 50 yıldır bu siyonist şer cephesinin karşısında duruyor, taviz de vermiyor.
Ama satılmış, her şeyini siyonizmin emrine vermiş olanlar, sömürülmeyi kabul ederek kul köle olmuşlardır.
İzzetli duruşu olmayanlar, tarihin çukurunda kaybolup gidecektir.
Hz. Hüseyin 1400 yıldır ilk günkü acıyla yad ediliyor.
Ama Muaviye ve Yezid lanetle anılıyor.
Muaviye ve Yezid sevgisi besleyen IŞİD kafalılar bile çocuklarına Muaviye, Yezid adı koyamıyorlar. Çünkü onların İslam’a nasıl darbe vurduklarını, Peygamber’e nasıl savaş açtıklarını biliyorlar.
Ama Şia sevmiyor diye sevenler, hakkı inkar edenlerdir.
Eğer bir dinin temsilcisi Cübbeli Ahmet ise, yazık o dine, yazık o yolda gidenlere.
İnsan izzetli durmalı, izzetli ölmelidir.
Ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm olan bir yolculuğun içindeyiz. Üç günlük dünyada izzetsiz yaşamaktansa şereflice ölmek evladır.
Hz. Hüseyin Kerbela’da Yezid tarafından muhafazaya alındığında ne demişti? “Heyhât mine’z-zille.” Zillet bizden uzaktır.
Zilletle yaşamaktansa ölmek evladır.
ABD ve İsrail’in kölesi olarak yaşamaktansa vallahi de billahi de ölmek şereflidir.
Bu savaşın galibi İran olacaktır.
İnsan eti yiyenler asla galip gelemeyeceklerdir.
Olur ya şayet galip gelirlerse, sırada Türkiye var diye bağıranları duymamak imkansızdır.
Türkiye ve İran, ABD ve İsrail’in elde etmek istediği önemli coğrafyalardır.
Eğer siyonizme hizmet edilirse, ac
- Yüreğimiz Yandı 16.04.2026
- Iğdır’da Gündem 14.04.2026
- Bak Oğlum, Biz Tüpün Kaçağını Çakmakla Kontrol Eden Bir Milletiz 12.04.2026
- Polis Teşkilatı Bizim Onurumuzdur 10.04.2026
- İRAN KAZANDI 08.04.2026
- İran Savaşından Alınması Gereken Dersler 05.04.2026
- İran’dan Türkiye’ye Füze Atıldı(!) NATO İmha Etti ve İran’ı Kınadı 31.03.2026
- Siz utanmasanız da olur, ben sizin yerinize utandım. 29.03.2026
- ABD-İsrail-İran Savaşında Siz Kimin Tarafındasınız? 26.03.2026
- Her Şey Çok Net 21.03.2026
Yorumlar