Evet-Hayır oylamasının yapılacağı 12 Eylül öncesi hareketlenen siyasi arena, siyasi partilerin ve adayların varlıklarını hissettirmelerine vesile olduğu gibi, gündemi de bir hayli meşgul etmektedir…
Siyasi partilerde neler yaşanıyor, halk yaşanan gelişmeleri nasıl takip edip yorumluyor, isterseniz biraz göz atalım…
İKTİDARIN GÜCÜ VE PARTİ İÇİ GELİŞMELER
İktidar partisi AK Partiden başlayacak olursak, AK Partinin iktidar oluşu doğal olarak rekabeti tetiklemektedir… İl Teşkilatı ile Milletvekili Ali Güner arasında gizlide olsa bir çekişmenin varlığı bilinmektedir… Ak Parti yönetiminde sesli olarak konuşulan ve Milletvekili Ali Güner’in tekrardan aday gösterilmeyeceği yönündeki dedikodular, yeni adayların çıkmasına vesile olmaktadır…
22 Temmuz seçiminde AKP’den aday adayı olan yaklaşık 17 kişiydi, bu sayı şimdide bir hayli artmış durumda… Bana göre AKP’den adaylık düşünen kişilerin Milletvekili Ali Güner’i aşmaları biraz imkânsız gözüküyor… Ancak partililerin söylemleri hiçte öyle değil… AK Partililer kendi içlerinde çeşitli aday adaylarını destekliyor pozisyondalar… Adaylık düşünen ve isimleri öne çıkanlar, Yaşar Akkuş, Ömer Armağan, Ferhat Akkuş, Ahmet Tutulmaz, Prof. Dr. İdris Akkuş, ismi sıkça kullanılıyor… Elbette başkaları da olacaktır… Ancak parti içinde çoğunlukla bir aday üzerinde hemfikir olunmuş değil… İl Başkanı Mustafa Buluş’ta Genel Merkezden sinyal alırsa aday olacak deniliyor…
Tüm bu gelişmeleri Milletvekili Ali Güner’de büyük bir titizlikle izleyip, geliştireceği politikayı ona göre şekillendirecektir… Ancak siyasette deneyimli politikacı olan Güner’in yaşanan olayların dışında kalarak ve sessizce seyretmesi kafaları da karıştırmıyor. değil…
OKLARINI BİLEYEN CHP ATAK PEŞİNDE
Ana muhalefet Partisi CHP’de, tek merkezli bir durum hâkim… CHP Parti yönetim kurulu üyesi ve eski Iğdır Milletvekili Yücel Artantaş partisinin Kılıçtaroğlu ile birlikte ivme kazandığını hesap ederek yeniden aday olmayı düşünebilir… Artantaş, siyasete Iğdır dışında başka bir ilden devam kararı alacak söylentilerine açıklık getirmezken, Iğdır’da ki siyasi partilerin göstereceği adaya göre pozisyon alacağını çeşitli zamanlarda dile getirmiştir…
CHP Eski Milletvekili Yücel Artantaş’ın Iğdır dışından adaylık düşünebilir söylentileri üzerine ve CHP’nin Kılıçtaroğlu ile toparlandı söylemleri aday adaylarının iştahını kabartmakta, partiye yakınlaşmalarını artırmaktadır…
CHP teşkilatı çok sesli olmasa da derinden bir siyaset yürütmekte, gelişmeleri takip etmektedir…
BİRLİK ADRESİ MHP’DE YENİ BİR SİMA ARAYIŞI
MHP şimdilik pozisyon koruma peşinde… Iğdır’da 22 Temmuz ve 29 Mart seçimlerini kaybeden MHP, toparlanmak için arayış içersinde… Özellikle Azeri Türkleri birlik adresi olarak MHP’yi işaret ediyorlar. Ancak birliği sağlayacak aday da istiyorlar… Son iki seçimi kaybetmenin ve bölünmenin faturası ağır oldu diyen Azeri Türkleri, toparlanmak için hep bir arayış içinde alternatifler aramaktadırlar…
MHP cenahında yaşanan gelişmeleri, MHP camiasından daha çok diğer partiler takip etmektedir… Zira MHP’nin göstereceği adaya göre şekil alacakları bilinen bir gerçektir…
MHP’nin aday aday listesi bir hayli kalabalık… MHP eski Milletvekili Abbas Bozyel bu listenin en başında görülüyor… Iğdır’dan 3 dönem aday olan Merkez Karar Yönetim Kurulu üyesi Bozyel, bu seçimde Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin direktifi doğrultusunda başka bir ilden aday gösterilirse, yeni bir yüzle MHP’nin Iğdır’daki çitasının daha çok yükseleceği yorumu yapılıyor…
Abbas Bozyel elbette ki Iğdır’ı düşünmüyor değil, ancak 3 kez aday oluşunun verdiği sıkıntılarında varlığından habersiz değil… MHP Merkez İlçe Kongresi akşamında yemekte bir araya gelinen MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandır, yemekte bulunanlarla yaptığı sohbette, “benim adayım Abbas Bozyel’dir” demiştir… Bu sözün Iğdır gündeminde ciddi bir sansasyon yarattığı da bilinen bir gerçektir…
Bu gelişmeler ışığında nasıl bir yol haritası çizilecek bilinmez, ama buna rağmen aday adayları şöyle sıralanabilir…
Abbas Bozyel, Caferali Taşbağ, Gündüz Güneş, Sinan Oğan, İsa Yaşar Tezel, Enver Türkoğlu, Ahmet Aras ve ismi henüz duyulmayan aday adaylarının da çıkacağı muhakkaktır…
MHP’yi birleşme adresi gösteren tüm seçmenin yeni bir sima ısrarı devam etmekle birlikte, birleşme ümitlerinin kırılmaması gerektiği de vurgulanmaktadır…
BDP’DE MAKAM HIRSI
İdeolojik bir parti olan BDP, son iki seçimden zaferle çıktı… 22 Temmuz’da Milletvekili Pervin Buldan’ın kazanması, BDP’nin çitasını yükseltmesine ve ardından 29 Mart’ta artan oyların bölünen Türk oylarına galip gelmesiyle sonuçlandı…
BDP 22 Temmuz 2007 yılında Milletvekili, 29 Mart 2009 yılında belediye başkanlığını kazandıktan sonra, duraklama dönemine girdi…
Milletvekilliği ve Belediye Başkanlığı kazanılmadan önce yapılan mitinglere binler katılırken, zaferle çıkılan seçimlerden sonra bu sayılar oldukça aşağılara inmeye başladı…
Miting ve basın açıklamalarına ilgisizliğin çeşitli sebepleri vardır mutlaka, sebeplerden birkaçı, seçilmişlerin kendileri için seçilmiş bir hava estirmeleri, seçmenlerinin taleplerinin yerine getirilememesi, dönüşümlü başkan yardımcılığı uygulamasının uygulanmaması, parti içi siyasi yarışın kazanımlarla birlikte daha çok artması, partiyle uyumlu olmayan seçilmişlerin ihraç edilişi, belediye başkanının tutuklanması vs. sebep olmuştur…
İl merkezinde Kürt nüfusun istisnalar hariç tamamı BDP’ye oy vermiş olmasına rağmen, 12 Eylül Evet-Hayır oylamasında Kürt nüfusun sandığa gidecek olanlarının Evet oyu kullanacağı çoğunluklu olarak duyulmaktadır…
Yerel seçim’de iktidardan uzaklaşan Kürt nüfus, evet-hayır yoklamasında iktidara yakınlaşma eğilimi sergiliyor…
Yapmış olduğumuz bu analiz bu toplumun içinde her gün konuşulan konulardan elde edilmiş bir derlemedir… Elbette ki siyasette 24 saat uzun bir zamandır… Nelerin değişeceğini kimse bilemez…
Cabbar Şıktaş
Aylardır İran etrafına yığınak yapan sırtlan sürüsü ABD ve İsrail, dün gece saldırıya geçti.
Bunca zaman psikolojik harp yaparak yıldırmaya çalışan siyonistler, her türlü hile, hurda ve aynı zamanda satın aldıkları ajanlar aracılığıyla İran’ı karıştırıp esir almaya çalıştılar ama başaramayınca vahşi yüzlerini gösterip savaş başlattılar.
İran, “Bana hangi ülkeden saldırı olursa karşılık vereceğim.” demişti.
Şimdi karşılık verince ciyaklamalar duyulmaya başlandı.
Irak, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde üssü bulunan ABD, o üslerden saldıracak, İran da durup seyredecek, öyle mi?
Birincisi, üssün kurulduğu yer o ülkenin değil, ABD’nin toprağıdır.
İkincisi, kendinizi bir gözden geçirin bakalım onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz var mı?
Sizin insanlığınız tartışılır.
Çünkü insan eti yiyenlerle, çocuk istismarcılarıyla aynı kulvarda yürüyorsunuz.
Vahşisiniz, insan değilsiniz.
Sizin adınıza Müslüman deniyor ama İbn-i Mülcem’siniz, Şimr’siniz, vahşisiniz. Ebu Süfyan’sınız, Muaviye’siniz, Yezid’siniz.
İran, sizin gibi onurunu, şerefini satmadığı için düşmanınız.
Sizler gibi el pençe divan esir olmadığı için düşmanınız.
İnsan eti yiyeni, Peygamber Ehlibeytine muhabbet besleyenlere tercih ediyorsanız, sizin inancınız yalandan ibarettir, sizin kıbleniz ABD ve İsrail, peygamberiniz de Trump ve Netanyahu’dur.
Allah, şu insan eti yiyen alçaklardan önce onurunu, şerefini ayaklar altına alanları, kızlarını sunanları kahretsin.
ABD ile İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka zorbalık, hukuksuzluk, kanunsuzluk yapıyor ve herkes korkusundan susuyor.
İran 50 yıldır bu siyonist şer cephesinin karşısında duruyor, taviz de vermiyor.
Ama satılmış, her şeyini siyonizmin emrine vermiş olanlar, sömürülmeyi kabul ederek kul köle olmuşlardır.
İzzetli duruşu olmayanlar, tarihin çukurunda kaybolup gidecektir.
Hz. Hüseyin 1400 yıldır ilk günkü acıyla yad ediliyor.
Ama Muaviye ve Yezid lanetle anılıyor.
Muaviye ve Yezid sevgisi besleyen IŞİD kafalılar bile çocuklarına Muaviye, Yezid adı koyamıyorlar. Çünkü onların İslam’a nasıl darbe vurduklarını, Peygamber’e nasıl savaş açtıklarını biliyorlar.
Ama Şia sevmiyor diye sevenler, hakkı inkar edenlerdir.
Eğer bir dinin temsilcisi Cübbeli Ahmet ise, yazık o dine, yazık o yolda gidenlere.
İnsan izzetli durmalı, izzetli ölmelidir.
Ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm olan bir yolculuğun içindeyiz. Üç günlük dünyada izzetsiz yaşamaktansa şereflice ölmek evladır.
Hz. Hüseyin Kerbela’da Yezid tarafından muhafazaya alındığında ne demişti? “Heyhât mine’z-zille.” Zillet bizden uzaktır.
Zilletle yaşamaktansa ölmek evladır.
ABD ve İsrail’in kölesi olarak yaşamaktansa vallahi de billahi de ölmek şereflidir.
Bu savaşın galibi İran olacaktır.
İnsan eti yiyenler asla galip gelemeyeceklerdir.
Olur ya şayet galip gelirlerse, sırada Türkiye var diye bağıranları duymamak imkansızdır.
Türkiye ve İran, ABD ve İsrail’in elde etmek istediği önemli coğrafyalardır.
Eğer siyonizme hizmet edilirse, ac
- Yüreğimiz Yandı 16.04.2026
- Iğdır’da Gündem 14.04.2026
- Bak Oğlum, Biz Tüpün Kaçağını Çakmakla Kontrol Eden Bir Milletiz 12.04.2026
- Polis Teşkilatı Bizim Onurumuzdur 10.04.2026
- İRAN KAZANDI 08.04.2026
- İran Savaşından Alınması Gereken Dersler 05.04.2026
- İran’dan Türkiye’ye Füze Atıldı(!) NATO İmha Etti ve İran’ı Kınadı 31.03.2026
- Siz utanmasanız da olur, ben sizin yerinize utandım. 29.03.2026
- ABD-İsrail-İran Savaşında Siz Kimin Tarafındasınız? 26.03.2026
- Her Şey Çok Net 21.03.2026
Yorumlar