Son günlerde herkesin dilinde, birilerinin cebinde dolaşan cd’den bahsedilmekte, sende izledin mi sorusu yöneltilmektedir…
Doğrusunu söylemek gerekirse bu söz ortalıkta dolaştıktan çok sonra bir vesile ile bende izledim bahse konu cd’yi…
29 Mart yerel seçim öncesi MHP İl Başkanı Cahit Erol, MHP İl Başkan Yardımcısı Nevzat Sucu ve şimdiki MHP Belediye Meclis Azası Atalay Sever, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ile yanılmıyorsam Erzurum’da bir görüşme yapmışlar…
Yapılan görüşme kim tarafından olduğu belli olmayan bir cep telefonuyla kayda alınmış ve bir şekilde de bu servis edilerek elden ele dolaştırılmaktadır…
Sayın Devlet Bahçeli ile birlikte bu görüşmede bulunan 4 kişidir… Sayın Bahçeli bu görüşmeyi cep telefonuna kaydetmeyeceğine göre, geri kalan üç kişiden birisi bu görüşmeyi kaydetmiş ve bir vesile ile de bunu kamuoyunun duyabilmesi için, seçimden çok sonra ortaya çıkarmıştır.
Aslında konuyu çok önceden bilmeme rağmen hiç oralı olmadım. Daha sonrasında cd’nin varlığıyla ilgili onlarca kişi tarafından haberin var mı? sorusuna muhatap kaldım ve bir vesileyle cd ulaştı, bende seyrettim…
MHP İl Başkanı Cahit Erol, seçim öncesi Iğdır’da yaşanan olaylarla ilgili MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye izahat vermekte, seçimi kazanmak içinde çalışacaklarını beyan etmekte, yanlış yapanları (kastedilen kişi Mikail Göleli) il dışına çıkardım gibi ifadeler kullanmıştır…
Seçim atmosferinde bu gibi durumlar normaldir. Söylenen sözler o anki psikolojik durumla yorumlandığında, ufak ayrıntılar göz ardı edilebilir…
Ancak, seçimden çok sonra bu cd’nin ortaya çıkması ve servis edilmesi biraz düşündürücü değilmidir?
Diğer bir düşündürücü olan konu ise, bu görüşmenin kaydedilmesidir. Görüşmeye giden İl Başkanı, İl Başkan Yardımcısı ve Meclis azası adayının bilgileri dâhilinde mi görüşme kayda alındı, yoksa orada aniden gelişen bir refleksle mi kayıt yapıldı?
Sayın Bahçeli Iğdır’da yaşanan olayların detayını elbette ki tam olarak teşkilatından öğrenecektir. Bu her partinin teşkilat yapısında var olan bir durumdur. Kaldı ki teşkilatın yanı sıra Sayın Bahçeli’ye yakın olan ve MKYK üyesi eski Milletvekili Abbas Bozyel’de seçim süresince Iğdır’da bulunmuş, yaşanan gelişmeleri takip etmişlerdir…
Geçen geçmiş…
Seçim atmosferinde yapılanlar o an olması gereken taktiklerdir… Ancak bu taktikler Partinin Genel Başkanına olduğu gibi doğru yansıtılsa, tavırlar daha doğru gelişir… Açıklamalar daha mantıklı seyrederdi… ‘Çök kalk’ İstanbul’da yapılsa yanlış olabilir, Iğdır’da o anki siyasi atmosferde, siyasi taktik açısından yerinde yapılmış bir harekettir…
Keza, komutu Mikail Göleli verse de, orkestra şefliği parti balkonunda bulunan kişiler tarafından topluca yapılmıştır…
Yanlış veya doğru, o gün o psikolojiyle böyle bir hareket yapılmıştır. Ve yaşanan bu gelişmeyle ilgili Genel Başkan’la bir görüşme yapılmış ve aradan aylar geçtikten sonra bu görüşme cd’si sokağa çıkarılmış, birilerinin elinde dolaştırılmaktadır.
Amaç ne bilmiyorum. Kim niye böyle bir şeye ihtiyaç duymuş onu da algılamış değilim.
Bildiğim şey, sonunu düşünen kahraman olamaz…
Yaptığınız eylemi sahiplenmezseniz, başkaları bu eylem üzerinden size çamur atar. Yok, eğer sahiplenirseniz, kimsenin de söyleyecek sözü olamaz…
Ümit ediyorum ki, gereksiz ve manasız kıskançlıklardan arınır, doğruları akıl ve mantık terazisinde tartarız…
Cabbar Şıktaş
Aylardır İran etrafına yığınak yapan sırtlan sürüsü ABD ve İsrail, dün gece saldırıya geçti.
Bunca zaman psikolojik harp yaparak yıldırmaya çalışan siyonistler, her türlü hile, hurda ve aynı zamanda satın aldıkları ajanlar aracılığıyla İran’ı karıştırıp esir almaya çalıştılar ama başaramayınca vahşi yüzlerini gösterip savaş başlattılar.
İran, “Bana hangi ülkeden saldırı olursa karşılık vereceğim.” demişti.
Şimdi karşılık verince ciyaklamalar duyulmaya başlandı.
Irak, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde üssü bulunan ABD, o üslerden saldıracak, İran da durup seyredecek, öyle mi?
Birincisi, üssün kurulduğu yer o ülkenin değil, ABD’nin toprağıdır.
İkincisi, kendinizi bir gözden geçirin bakalım onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz var mı?
Sizin insanlığınız tartışılır.
Çünkü insan eti yiyenlerle, çocuk istismarcılarıyla aynı kulvarda yürüyorsunuz.
Vahşisiniz, insan değilsiniz.
Sizin adınıza Müslüman deniyor ama İbn-i Mülcem’siniz, Şimr’siniz, vahşisiniz. Ebu Süfyan’sınız, Muaviye’siniz, Yezid’siniz.
İran, sizin gibi onurunu, şerefini satmadığı için düşmanınız.
Sizler gibi el pençe divan esir olmadığı için düşmanınız.
İnsan eti yiyeni, Peygamber Ehlibeytine muhabbet besleyenlere tercih ediyorsanız, sizin inancınız yalandan ibarettir, sizin kıbleniz ABD ve İsrail, peygamberiniz de Trump ve Netanyahu’dur.
Allah, şu insan eti yiyen alçaklardan önce onurunu, şerefini ayaklar altına alanları, kızlarını sunanları kahretsin.
ABD ile İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka zorbalık, hukuksuzluk, kanunsuzluk yapıyor ve herkes korkusundan susuyor.
İran 50 yıldır bu siyonist şer cephesinin karşısında duruyor, taviz de vermiyor.
Ama satılmış, her şeyini siyonizmin emrine vermiş olanlar, sömürülmeyi kabul ederek kul köle olmuşlardır.
İzzetli duruşu olmayanlar, tarihin çukurunda kaybolup gidecektir.
Hz. Hüseyin 1400 yıldır ilk günkü acıyla yad ediliyor.
Ama Muaviye ve Yezid lanetle anılıyor.
Muaviye ve Yezid sevgisi besleyen IŞİD kafalılar bile çocuklarına Muaviye, Yezid adı koyamıyorlar. Çünkü onların İslam’a nasıl darbe vurduklarını, Peygamber’e nasıl savaş açtıklarını biliyorlar.
Ama Şia sevmiyor diye sevenler, hakkı inkar edenlerdir.
Eğer bir dinin temsilcisi Cübbeli Ahmet ise, yazık o dine, yazık o yolda gidenlere.
İnsan izzetli durmalı, izzetli ölmelidir.
Ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm olan bir yolculuğun içindeyiz. Üç günlük dünyada izzetsiz yaşamaktansa şereflice ölmek evladır.
Hz. Hüseyin Kerbela’da Yezid tarafından muhafazaya alındığında ne demişti? “Heyhât mine’z-zille.” Zillet bizden uzaktır.
Zilletle yaşamaktansa ölmek evladır.
ABD ve İsrail’in kölesi olarak yaşamaktansa vallahi de billahi de ölmek şereflidir.
Bu savaşın galibi İran olacaktır.
İnsan eti yiyenler asla galip gelemeyeceklerdir.
Olur ya şayet galip gelirlerse, sırada Türkiye var diye bağıranları duymamak imkansızdır.
Türkiye ve İran, ABD ve İsrail’in elde etmek istediği önemli coğrafyalardır.
Eğer siyonizme hizmet edilirse, ac
- Türkiye, İran, Azerbaycan ve Kürtler 26.04.2026
- Yüreğimiz Yandı 16.04.2026
- Iğdır’da Gündem 14.04.2026
- Bak Oğlum, Biz Tüpün Kaçağını Çakmakla Kontrol Eden Bir Milletiz 12.04.2026
- Polis Teşkilatı Bizim Onurumuzdur 10.04.2026
- İRAN KAZANDI 08.04.2026
- İran Savaşından Alınması Gereken Dersler 05.04.2026
- İran’dan Türkiye’ye Füze Atıldı(!) NATO İmha Etti ve İran’ı Kınadı 31.03.2026
- Siz utanmasanız da olur, ben sizin yerinize utandım. 29.03.2026
- ABD-İsrail-İran Savaşında Siz Kimin Tarafındasınız? 26.03.2026
Yorumlar