Aslında bu konu uzun zamandır aklımdaydı. Ancak yazdığım takdirde mutlaka birilerinin dedikodu malzemesi yapacağını düşündüğüm için kaleme almak istemiyor, sürekli erteliyordum.

Doğrusunu söylemek gerekirse, adabı muaşeret gereği bazı sözlerin söylenmesi gerekir. Çünkü söylenmediğinde insanlar yaptıklarının doğru olduğunu zanneder ve aynı alışkanlıkları sürdürmeye devam eder.

Yazmak istemememin bir diğer sebebi ise insanların sürekli eleştirecek bir bahane aramasıdır. Siz hangi pencereden bakarsanız bakın, muhalefet etmek isteyen mutlaka bir yolunu bulur ve eleştirisini yapar.

Sevgili okuyucular,

Daha önceki yazılarımda da defalarca ifade ettim. Cantürk Alagöz, Iğdır için önemli bir şanstır. Her bir vatandaşımıza birebir dokunamasa da, genel anlamda herkesin hayatına bir şekilde dokunmuştur. Bugüne kadar binlerce hemşehrisinin derdine derman olmuş, yaptığı iyilikleri hiçbir zaman başa kakmamış ve kimseyi minnet altında bırakacak bir tavır sergilememiştir.

Ülke genelinde Cantürk Alagöz'ün ismi bizler için önemli bir referans niteliği taşımakta, göğsümüzü kabartmakta ve sahip olduğu ağırlık sayesinde kendimizi daha güçlü hissetmemize vesile olmaktadır.

Bugün iş dünyasında, siyasi çevrelerde ve hükümet nezdinde elimizi güçlendiren önemli isimlerden biridir. İsminin varlığı birçok kapının açılmasına vesile olmaktadır. Elbette bir gün yorulup kenara çekildiğinde, eminim ki birçoğumuz "Keşke Cantürk Alagöz olsaydı." diyeceğiz.

Çünkü toplum olarak yanımızdaki insanları yıpratmayı, güçlü insanların gücünü azaltmayı ve onların gücünden faydalanmak yerine sudan sebeplerle eleştirerek motivasyonlarını düşürmeyi adeta marifet sayıyoruz.

Iğdırlı iş insanı yok değil, aksine çoktur. Ancak birçoğu tam da bu sebeplerden dolayı memleketinden uzak durmayı tercih etmekte, Iğdır'a ise sadece mezarlık ziyareti için gelmektedir.

Bir insanın duruşu, oturuşu, tavrı ya da tipi sizin hoşunuza gitmeyebilir. Ancak bu şehre katkı sunuyorsa, o değere sahip çıkmayı bilmeliyiz. Çünkü sahip çıkılmayan insanlar zamanla şehirlerinden kopar ve her geçen gün böyle değerlerimizi kaybederiz.

Cantürk Alagöz de bu anlamda şehrimizin önemli değerlerinden biridir. Varlığından rahatsız olmak yerine, moralini ve motivasyonunu artıracak bir yaklaşım sergilememiz gerekir.

Bir yazımda şöyle demiştim:

"Cantürk Alagöz'ün yiyeni çok, diyeni yoktur."

Çünkü sanki Cantürk Alagöz'ü desteklemek, hakkını teslim etmek ve yaptığı yatırımları dile getirmek ayıpmış gibi bir hava oluşturuluyor.

Kurum müdürlerinin hayata geçirdiği birçok çalışmada Cantürk Alagöz'ün katkısı ve imzası bulunmasına rağmen, çoğu zaman bu durum sessizce geçiştiriliyor.

Partililer de aynı şekilde davranıyor. Partide yetkili birçok isim de bu konuda sessiz kalmayı tercih ediyor.

Cantürk Alagöz, Iğdır'a her gelişinde yüzlerce kişi tarafından ziyaret ediliyor. Kimi derdine çare buluyor, kimi görüş alışverişinde bulunuyor, kimi fikir alıyor, kimi fikir veriyor. Ancak dışarıda, sokakta bunları dile getiren pek kimse olmuyor.

Bazı il müdürleri ise sadece makamlarının verdiği hazzı yaşıyor. Üretmiyor, proje hazırlamıyor, partiye muhalefet ediyor, partiyi ve milletvekilini zor durumda bırakacak planlar yapıyor. Buna rağmen kimse ses çıkarmıyor.

Yani anlayacağınız, bazen insanın titreyip kendine gelmesi gerekir.

Siyaseten oturulan makamlarda, milletvekilinin elini güçlendirecek adımlar atılmalı ve ilin sorunları daha duyarlı bir şekilde takip edilmelidir.

Varlıklarıyla yoklukları belli olmayanlar da mutlaka gözden geçirilmelidir.

Demem o ki, Cantürk Alagöz'ün değerini bilelim. Iğdır'ın eline böyle bir fırsat kırk yılda bir gelir. O fırsat bugün elimizdedir. Bu değere sahip çıkalım.