Esasen çemberin içindekiler olacaktı başlığım, bir şehrin topyekûn çember içinde olmayacağını tasarlayıp konuya öyle girecektim. Ancak genelleme yapmazsam, meramımı anlatamam, tespit yapıp sonuca varamam diye “çemberin içinde ki Iğdırlılar” koydum yazımın başlığını…
Türkiye’ye ve Dünyaya entegre, ufku geniş, değişime açık, yenilikleri benimseyen bir toplum olmamıza rağmen, içinde bulunduğumuz çemberi maalesef aşamayan, kıramayan da bir toplumuz…
Iğdırlılar olarak o kadar çok artılarımız var ki, bu artılarımızı görmek yerine, birbirimizin hatalarının, yanlışlarının peşine düşmekten, başkalarıyla uğraşmaktan kendi işimize gücümüze zaman ayıramaz durumdayız…
Kişisel bazda çemberin içinde olanlar, etkileriyle koca bir Iğdır’ı çemberin içine almakta, artı ve eksilerini bir bütün olarak Iğdır’a mal ettirmektedirler…
Oysa Iğdır farklıdır…
Iğdır halkı bir bütün olarak değerlendirildiğinde siyasette de, ticarette de hak edene hakkını bildirebilen, yeri geldiğinde tepkisini ortaya koyabilen, ama aynı zamanda çok az sayıda da olsa neme lazımcılık da yapabilen bir toplumdur…
Nemelazımcılık yapanlar, asıl çemberin içinde olanlardır.
Sayıları çok değil, azlar ama etkileyebiliyorlar, çünkü onların tuzları kuru… Etki alanları geniş, çıkarları en ön plandadır… Iğdır onlar için gerektiğinde vazgeçilebilen, ama ekonomi için vazgeçilmeyen bir üsttür…
İşte o nemelazımcılar, sayıları 80-100 kişiler…
Hepsi bir birine benzerler…
Fikirleri aynıdır…
Hayata aynı pencereden bakarlar, taleplerini hep bir ağızdan koro halinde dile getirirler… Ayrı partilerde, ayrı kulvarlarda olsalar da talepleri aynıdır…
Çemberin içinde sıkı sıkıya durmuş, çıkmak isteyeni de çekerler o çemberin içine, yanlarına çektiklerinin sırtına basar çemberden boylanıp gülücükler dağıtırlar etraflarına, Iğdır’a baktığınızda ilk onları görürsünüz…
Siyasette ve ticarette hâkimiyet kurarlar tüm köşe başlarına ve bizleri sürükleyip götürürler…
Oysa biz Iğdır halkı akıllıyız… Meziyetlerimiz anlatılamayacak kadar çoktur… Ama ne hikmetse suskunluğu tercih etmişiz bir kere… Kimsenin ağzını bıçak açmaz, kimse konuşmaz, kimse haksızlığı ve yanlışı eleştirmez olmuştur…
Çemberin içinde kalmak yetmiyor, o çember her geçen gün daralıyor… Şartlar her geçen gün ağırlaşıyor… Kimi tuzu kurular bu durumdan medet umarak planlar kurmaya hazırlanıyorlar... AKP iktidarı gibi suni gündemler yaratarak toplumu şaşkınlığa sevk etmeye çalışıyorlar...
Kim hangi planla niye yapmaya çalışırsa çalışsın…
Kim hangi aklıyla hangi senaryoyu kurarsa kursun…
Iğdır halkı doğrunun yanında yer alacak, birilerinin yanlışına ortak olmayarak, içinde tutulmaya çalışılan çemberi kıracaklardır...
Cabbar Şıktaş
Aylardır İran etrafına yığınak yapan sırtlan sürüsü ABD ve İsrail, dün gece saldırıya geçti.
Bunca zaman psikolojik harp yaparak yıldırmaya çalışan siyonistler, her türlü hile, hurda ve aynı zamanda satın aldıkları ajanlar aracılığıyla İran’ı karıştırıp esir almaya çalıştılar ama başaramayınca vahşi yüzlerini gösterip savaş başlattılar.
İran, “Bana hangi ülkeden saldırı olursa karşılık vereceğim.” demişti.
Şimdi karşılık verince ciyaklamalar duyulmaya başlandı.
Irak, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde üssü bulunan ABD, o üslerden saldıracak, İran da durup seyredecek, öyle mi?
Birincisi, üssün kurulduğu yer o ülkenin değil, ABD’nin toprağıdır.
İkincisi, kendinizi bir gözden geçirin bakalım onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz var mı?
Sizin insanlığınız tartışılır.
Çünkü insan eti yiyenlerle, çocuk istismarcılarıyla aynı kulvarda yürüyorsunuz.
Vahşisiniz, insan değilsiniz.
Sizin adınıza Müslüman deniyor ama İbn-i Mülcem’siniz, Şimr’siniz, vahşisiniz. Ebu Süfyan’sınız, Muaviye’siniz, Yezid’siniz.
İran, sizin gibi onurunu, şerefini satmadığı için düşmanınız.
Sizler gibi el pençe divan esir olmadığı için düşmanınız.
İnsan eti yiyeni, Peygamber Ehlibeytine muhabbet besleyenlere tercih ediyorsanız, sizin inancınız yalandan ibarettir, sizin kıbleniz ABD ve İsrail, peygamberiniz de Trump ve Netanyahu’dur.
Allah, şu insan eti yiyen alçaklardan önce onurunu, şerefini ayaklar altına alanları, kızlarını sunanları kahretsin.
ABD ile İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka zorbalık, hukuksuzluk, kanunsuzluk yapıyor ve herkes korkusundan susuyor.
İran 50 yıldır bu siyonist şer cephesinin karşısında duruyor, taviz de vermiyor.
Ama satılmış, her şeyini siyonizmin emrine vermiş olanlar, sömürülmeyi kabul ederek kul köle olmuşlardır.
İzzetli duruşu olmayanlar, tarihin çukurunda kaybolup gidecektir.
Hz. Hüseyin 1400 yıldır ilk günkü acıyla yad ediliyor.
Ama Muaviye ve Yezid lanetle anılıyor.
Muaviye ve Yezid sevgisi besleyen IŞİD kafalılar bile çocuklarına Muaviye, Yezid adı koyamıyorlar. Çünkü onların İslam’a nasıl darbe vurduklarını, Peygamber’e nasıl savaş açtıklarını biliyorlar.
Ama Şia sevmiyor diye sevenler, hakkı inkar edenlerdir.
Eğer bir dinin temsilcisi Cübbeli Ahmet ise, yazık o dine, yazık o yolda gidenlere.
İnsan izzetli durmalı, izzetli ölmelidir.
Ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm olan bir yolculuğun içindeyiz. Üç günlük dünyada izzetsiz yaşamaktansa şereflice ölmek evladır.
Hz. Hüseyin Kerbela’da Yezid tarafından muhafazaya alındığında ne demişti? “Heyhât mine’z-zille.” Zillet bizden uzaktır.
Zilletle yaşamaktansa ölmek evladır.
ABD ve İsrail’in kölesi olarak yaşamaktansa vallahi de billahi de ölmek şereflidir.
Bu savaşın galibi İran olacaktır.
İnsan eti yiyenler asla galip gelemeyeceklerdir.
Olur ya şayet galip gelirlerse, sırada Türkiye var diye bağıranları duymamak imkansızdır.
Türkiye ve İran, ABD ve İsrail’in elde etmek istediği önemli coğrafyalardır.
Eğer siyonizme hizmet edilirse, ac
- Bakmayın Siz Üç Beş Satılmışa, Türk Halkı İran’ın Yanındadır 03.03.2026
- Sırtlan Sürüleri 01.03.2026
- Sessizlik İyidir 28.02.2026
- Hocalı Yakın Tarihin Kerbelasıdır 26.02.2026
- Ne Oruç Ye Ne de Kul Hakkı 22.02.2026
- “Vatandaş Huzurlu Uyumuyorsa İçişleri Bakanı da Uyumayacak” 17.02.2026
- Çok Şey Yapılıyor, Daha Çoğu İsteniyor 08.02.2026
- Bunların Alayı Sapık 04.02.2026
- ABD’NİN İRAN’A SALDIRISI SONU OLUR 29.01.2026
- Vali Taşolar’dan İlk İzlenim 25.01.2026
Yorumlar